
Dışarıdan bakıldığında son derece sıradan, hatta nazik görünen Lewis, iç dünyasında derin bir intikam planı beslemektedir. Gün ortasında, herkesin gözü önünde Cathy’yi kaçırarak onu evindeki ses yalıtımlı, küçük bir hücreye hapseder. 10x10 ismini de bu daracık, 10'a 10'luk alandan alan film, izleyiciye bir odanın içine ne kadar büyük bir gerilim sığabileceğini kanıtlıyor.
Lewis’in Cathy’yi kaçırmaktaki tek amacı fidyeden çok daha fazlasıdır: Bir itiraf. Genç kadının geçmişinde sakladığı karanlık bir sırrı öğrenmeye kararlı olan Lewis, Cathy'yi köşeye sıkıştırırken aslında kendi geçmişiyle de bir savaş vermektedir. 10x10 boyunca süregelen bu sorgulama süreci, karakterlerin maskelerini birer birer düşürerek seyirciyi sürekli ters köşeye yatırmayı başarıyor.
Filmi benzerlerinden ayıran en büyük özellik, Cathy’nin pasif bir kurban olmayı reddetmesidir. Daracık hücrede başlayan bu hayatta kalma mücadelesi, fiziksel bir kavgadan çok psikolojik bir satranç oyununa dönüşür. 10x10 ilerledikçe, kimin gerçek suçlu olduğu ve adaletin hangi tarafta durduğu sorusu zihninizi kurcalamaya başlayacak.
Yönetmen Suzi Ewing, kısıtlı bir mekanda maksimum gerilim yaratmayı başarıyor. Filmin klostrofobik yapısı, Lewis ve Cathy arasındaki güç savaşını daha da keskinleştiriyor. 10x10 sadece bir kaçırılma hikayesi değil; aynı zamanda insanın sınırlarını zorladığında neler yapabileceğini gösteren sert bir dram.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...