
Dram

Dorothea

Julie

Abbie

William

Jamie

Julie's Mother

Abbie's Mother
Young Jamie
Julie's Sister

Charlie
1970’lerin sonunda Kaliforniya’da geçen hikâye, ellili yaşlarındaki özgür ruhlu ve kural tanımaz anne Dorothea Fields’ın etrafında şekilleniyor. Dorothea, hızla değişen dünyada, ergenlik çağındaki oğlu Jamie ile arasındaki kuşağı kapatmakta zorlandığını fark eder. Jamie’nin iyi bir adam olarak yetişmesini isteyen Dorothea, alışılagelmiş aile yapısının dışına çıkarak evinde yaşayan iki genç kadından destek ister.
Jamie’nin eğitimi ve hayatı keşfetme süreci; punk kültürüyle iç içe yaşayan fotoğrafçı Abbie ve Jamie’nin yaşından büyük bir olgunluğa sahip olan çocukluk arkadaşı Julie ile paylaşılır. Film, bu beş benzersiz karakterin birbirlerinin hayatlarına dokunuşunu, dönemin politik atmosferi, yükselen feminizm dalgası ve kültürel değişimler eşliğinde anlatır. 20th Century Women, bir büyüme hikâyesinden ziyade, insanın kimliğini bulma sürecindeki kolektif çabayı gözler önüne seriyor.
Annette Bening, Dorothea rolünde kariyerinin en sofistike performanslarından birini sergiliyor; karakterin hem mesafeli hem de korumacı yapısını büyük bir incelikle yansıtıyor. Greta Gerwig, pembe saçları ve feminist idealleriyle Abbie karakterine hayat verirken, dönemin asi ama kırılgan gençliğini temsil ediyor. Elle Fanning ise Julie rolünde, Jamie ile olan karmaşık ve platonik bağını melankolik bir derinlikle işliyor.
Genç Lucas Jade Zumann, etrafındaki güçlü kadın figürleri arasında kendi yolunu bulmaya çalışan Jamie karakterinde oldukça duru bir oyunculuk sergiliyor. Billy Crudup ise evin tadilatıyla ilgilenen, eski usul ama nazik marangoz William rolünde kadroya sıcak bir denge katıyor. Performansların her biri, yapaylıktan uzak ve son derece samimi hissettiriyor.
Yönetmen Mike Mills, bu filmle kendi çocukluğuna ve hayatındaki kadınlara adeta edebi bir mektup yazıyor. Film, doğrusal bir olay örgüsünden ziyade karakterlerin anılarına, okudukları kitaplara ve dinledikleri müziklere odaklanan parçalı bir anlatım diline sahip. 1979 yılının kültürel geçiş dönemini arka plana alan yapım, görsel estetiği ve renk paletiyle izleyiciyi geçmişin tozlu raflarında duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
Karakter analizlerinden hoşlanan, nostaljik atmosferleri seven ve insani bağların karmaşıklığını keşfetmek isteyen herkes bu filmi izlemeli. Eğer standart bir Hollywood kurgusundan ziyade, edebi bir tadı olan ve feminizm, kuşak çatışması gibi temaları işleyen bir sanat filmi arıyorsanız doğru yerdesiniz. Aile bağlarının sadece kan bağıyla değil, paylaşılan anılarla kurulduğunu anlatan bu aile filmi, samimiyet arayanlar için birebirdir.
Film, kadınların dünyasına ve erkekliğin inşasına dair sunduğu derinlikli bakış açısıyla benzerlerinden ayrılıyor. "Bir erkeği yetiştirmek için sadece bir anne yeterli midir?" sorusuna verdiği cevap, toplumsal cinsiyet rollerini yıkan türden. Ayrıca filmin müzik seçimleri (Talking Heads’den Black Flag’e kadar) ve edebi alıntıları, izleyiciye zengin bir kültürel içerik sunuyor.
Kuşak Çatışması: Büyük Buhran döneminde doğan bir anne ile punk döneminde büyüyen bir oğul arasındaki uçurum.
Feminizm ve Kadınlık: Farklı yaşlardaki üç kadının toplumdaki yerlerini ve özgürlüklerini arama süreci.
Modern Aile: Kan bağından bağımsız olarak oluşturulan komün yaşamın ve dayanışmanın gücü.
Zamanın Ruhu (Zeitgeist): 1970’lerin sonundaki kültürel ve siyasi dönüşümün bireyler üzerindeki etkisi.
Yönetmen Mike Mills’in bir önceki eseri olan Beginners, babasıyla olan ilişkisini anlattığı benzer tonlarda bir yapımdır. Eğer büyüme hikâyelerini ve aile dinamiklerini seviyorsanız, Greta Gerwig’in yönettiği Lady Bird veya Richard Linklater imzalı Boyhood bu filmle harika bir ikili oluşturacaktır. Ayrıca benzer bir nostalji hissi için Almost Famous filmi de önerilebilir.
Yönetmen Mike Mills, Dorothea karakterini doğrudan kendi annesinden esinlenerek kurgulamıştır.
Filmde karakterlerin okuduğu kitaplar ve izlediği programlar, gerçekten de o dönemin kültürel yapısını belirleyen gerçek eserlerdir.
Annette Bening, rolüne hazırlanmak için Mike Mills’in annesinin sevdiği müzikleri dinlemiş ve onun tarzını yansıtan kostümler üzerine çalışmıştır.
Evet, yönetmen Mike Mills bu filmin annesine yazdığı bir aşk mektubu olduğunu belirtmiş ve hikâyeyi kendi gençlik yıllarından esinlenerek kaleme almıştır.
Hikâye 1979 yılında, Jimmy Carter’ın başkanlık döneminin sonlarında ve kültürel bir dönüşümün eşiğinde geçmektedir.
"20. Yüzyıl Kadınları" ismi, filmin başrolündeki kadınların her birinin bu yüzyılın farklı dönemlerini ve o dönemlerin kadınlık üzerindeki etkilerini temsil etmesine gönderme yapar.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...