
Dram
Martin

Carola
Toni

Sovary

Frau Schostal
Oberst
Kemetter
Frau von Wartenburg

Carola's Mother
Sollnau
1938 yılında Viyana, hem sanatsal ihtişamın hem de yaklaşan siyasi fırtınanın merkezidir. Başarılı bir aktris olan Carola ve Yahudi bir oyun yazarı olan Martin, birbirlerine derin bir aşkla bağlıdırlar. Şehrin kafelerinde, tiyatro kulislerinde ve opera salonlarında hayat devam ederken, dışarıda Nazi Almanyası ile birleşme (Anschluss) sesleri yükselmektedir. Martin ve Carola, başlangıçta bu siyasi gerginliği sanatsal dünyalarından uzak tutmaya çalışsalar da, nefretin sokaklara taşmasıyla birlikte kendilerini bir hayatta kalma mücadelesinin ortasında bulurlar.
Avusturya'nın ilhak edilmesiyle birlikte, dün kendilerini alkışlayan dostlarının bugün nasıl birer düşmana dönüştüğüne tanıklık ederler. Martin için Viyana artık bir yuva değil, ölümcül bir hapishanedir; Carola ise sevdiği adamı kurtarmak ile kendi güvenliği arasında parçalanmaktadır. Bu dram filmi, tarihin devasa çarkları altında ezilen iki insanın hikayesini anlatırken, aslında bir ulusun kendi değerlerini nasıl hızla terk edebileceğini spoilersız bir derinlikle gözler önüne serer.
Adele Neuhauser, Carola rolünde bir kadının aşkı için göze alabileceği fedakarlıkları ve yaşadığı içsel dehşeti oldukça duru bir performansla sergiliyor. Gabriel Barylli ise Martin karakterine hayat verirken, entelektüel bir adamın bildiği dünyanın başına yıkılışını büyük bir vakarla yansıtıyor.
Filmin yan kadrosunda yer alan oyuncular, Viyana toplumunun farklı katmanlarını temsil ederek işgal öncesi ve sonrası dönüşümü editoryal olarak başarıyla tamamlıyor. Özellikle tiyatro çevresindeki karakterlerin oportünist tavırları, "sıradan kötülüğün" nasıl normalleştiğini göstermek açısından oldukça etkilidir. Oyuncuların sergilediği bu doğal ve abartısız tarz, hikayenin trajik etkisini daha da güçlendiriyor.
Wolfgang Glück tarafından yönetilen ve Friedrich Torberg’in romanından uyarlanan film, 1987 yılında Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar'a aday gösterilerek uluslararası alanda büyük ses getirmiştir. Yapım, savaşın bizzat kendisinden ziyade, savaşın eşiğindeki o gerilimli bekleyişi ve toplumsal çürümeyi merkezine alır. Yönetmen Glück, Viyana’nın o meşhur aristokratik atmosferini, yaklaşan felaketin gri ve soğuk tonlarıyla harika bir şekilde harmanlıyor. Film, estetik açıdan zarif ama bıraktığı duygu açısından oldukça ağır ve düşündürücü bir eserdir.
Tarihsel travmaları bireysel aşk hikayeleri üzerinden okumayı sevenler ve Nazi dönemi Avusturya’sının toplumsal psikolojisini merak edenler bu filmi mutlaka izlemeli. Savaş filmleri kategorisinde, cephe gerisindeki sivil yaşamı ve ahlaki yıkımı ön plana çıkaran yapımlardan hoşlanan sinemaseverler için bu film bir başyapıt niteliğindedir.
Bu film, sadece bir dönem hikayesi anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal histerinin ve ideolojik körlüğün bir aşkı nasıl imkansız kıldığını gösteriyor. "Daha dün dost olanların bugün nasıl düşmanlaştığını" etkileyici bir görsellikle işleyen yapım, tarihin en karanlık dönemlerinden birine içeriden bir bakış sunuyor. Avusturya sinemasının bu nadide eseri, insanlığın en zor zamanlardaki sınavını hatırlatması açısından büyük önem taşıyor.
İmkansız Aşk: Siyasi baskı ve ırkçılığın gölgesinde yeşermeye çalışan bir ilişki.
Toplumsal Dönüşüm: Bir şehrin ve insanların işgal altında nasıl hızla değiştiği.
Yahudi Soykırımı Başlangıcı: Antisemitizmin günlük hayata ve sosyal ilişkilere sızması.
Kader ve Seçimler: Kişisel mutluluğun toplumsal felaketler karşısındaki kırılganlığı.
Benzer bir atmosferde geçen ve savaş öncesi Avrupa'sına odaklanan The Garden of the Finzi-Continis veya Nazizm'in yükselişini bireyler üzerinden anlatan Bent gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca Avusturya tarihindeki bu karanlık dönemi farklı bir perspektiften işleyen The Sound of Music filmi de bu tarih filmleri listesine bir kontrast olarak eklenebilir.
Film, Avusturya'nın Oscar adaylığı kazanan ilk yapımlarından biri olarak ülke sinemasında bir dönüm noktası kabul edilir.
Hikaye, Friedrich Torberg’in "Auch das war Wien" (O da Viyana’ydı) adlı eserinden sinemaya uyarlanmıştır.
Çekimler Viyana’nın tarihi mekanlarında yapılmış, 1930’ların sonundaki o kasvetli ve puslu atmosfer titizlikle yeniden kurgulanmıştır.
Film kurgusal bir roman uyarlaması olsa da, 1938 yılında Avusturya’da yaşanan Anschluss (İlhak) sürecindeki gerçek tarihi olaylar ve toplumsal gerçekliklerle tamamen örtüşmektedir.
Film orijinal olarak Almanca çekilmiştir ve dönemin Viyana lehçesi ile kültürel dokusu film boyunca belirgin şekilde hissedilmektedir.
Hayır, bu bir cephe savaşı filmi değildir; hikaye daha çok sivil hayattaki psikolojik baskıya, sosyal izolasyona ve politik atmosferin bireyler üzerindeki yıkımına odaklanır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...