
Gürkan, geçimini korku senaryoları yazarak sağlayan ancak yazdıklarının gerçeğe dönüşebileceği ihtimalini hiç düşünmeyen bir yazardır. Bir gün eline geçen gizemli bir bilgi, onu İstanbul’un dışındaki tekinsiz bir eve ve orada yaşanan ürpertici olayların merkezine çeker. Gürkan, yeni senaryosu için malzeme topladığını sanırken, aslında yüzyıllar öncesine dayanan ve mühürlenmiş karanlık bir güçle karşı karşıya olduğunu fark eder.
Evdeki paranormal aktiviteler arttıkça, Gürkan’ın sadece zihni değil, ruhu da bir "musallat" tehlikesi altına girer. Cinler aleminin korkutucu yüzüyle tanışan kahramanımız, bu karanlık labirentten çıkmak için hem kendi korkularıyla hem de kontrol edemediği metafizik varlıklarla savaşmak zorundadır. Film, "yazılan her şeyin bir gün canlanabileceği" teması üzerine kurulu, gerilim dozu yüksek bir hikâye sunuyor.
Filmin başrolünde Ekrem İspir yer alırken, ona Elif Baysal, Teoman Ayık ve Yavuz Çetin gibi isimler eşlik ediyor. Oyuncu kadrosu, filmin klostrofobik atmosferine uygun olarak daha çok karakterlerin içsel korkularını ve şok anlarını yansıtmaya odaklanmış durumda.
Özellikle Ekrem İspir’in canlandırdığı yazar karakteri, izleyicinin olaylara bir gözlemci olarak katılmasına yardımcı oluyor. Yardımcı rollerdeki performanslar, Türk korku sinemasının geleneksel "hoca" veya "bilge kişi" tiplemelerinden ziyade, durumun dehşetine kapılan sıradan insan portrelerini başarıyla çiziyor.
Yönetmen Fuat Yılmaz, Türk korku sinemasında artık bir ekol haline gelen "cin" temasını, bir yazarın yaratım süreciyle birleştirerek farklı bir bakış açısı getirmeye çalışmış. Film, görsel efektlerden ziyade ses tasarımı ve ani korku öğeleriyle (jump-scare) izleyiciyi tetikte tutmayı hedefliyor. Mekan kullanımı oldukça sınırlı tutularak, izleyicide "çıkışsızlık" hissi yaratılmaya çalışılmış. Film, türün meraklıları için tanıdık bir formül sunsa da, hikâyeyi bir kurgu yazarının gözünden anlatmasıyla benzerlerinden ayrışmaya çabalıyor.
Yerli korku sinemasının mistik ve paranormal havasını sevenler, özellikle cin temalı yapımları kaçırmayan izleyiciler bu filme şans verebilir. Eğer korku filmleri içinde "musallat" ve "lanet" konularına ilgi duyuyorsanız, 666: Cin Musallatı sizin için uygun bir platform filmi tercihi olacaktır. Gece yarısı tek başına izlendiğinde etkisini artıran, gerilim odaklı bir yapım arayan yetişkinler için idealdir.
Türk korku sinemasının 2010 sonrası yükselişindeki tipik örneklerden biri olduğu için izlenmeli. Film, bir yazarın hayal gücünün nasıl bir kabusa dönüşebileceğini göstermesi açısından ilginç bir psikolojik alt metne sahip. Metafizik varlıkların dünyasına dair merakı olan ve bu tarz yapımlardaki atmosferik gerilimi seven izleyiciler için doyurucu sahneler barındırıyor.
Yaratım ve Gerçeklik: Yazılanların ve hayal edilenlerin fiziksel dünyada karşılık bulması.
Mühürlenmiş Karanlık: Geçmişten gelen bir lanetin, günahsız bir bedene musallat olması.
Korkuyla Yüzleşme: İnsanın kendi zihnindeki canavarlarla gerçek dünyadaki varlıklar arasındaki savaş.
Bu filmin yarattığı atmosferi ve musallat temasını sevdiyseniz, yerli korku sinemasının öncülerinden olan Dabbe serisi veya Siccin filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca bir yazarın yaşadığı dehşeti konu alması bakımından (daha evrensel bir örnek olarak) Stephen King uyarlaması olan 1408 de ilginizi çekebilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...