
Belgesel
Belgesel, Polonya ve Belarus arasındaki Brest sınır istasyonunda geçmektedir. Avrupa'dan gelen tren rayları ile Sovyetler Birliği'nden miras kalan raylar arasında tam 89 milimetrelik bir açıklık farkı vardır. Bu teknik engel, Avrupa'dan Doğu'ya geçen her trenin sınırda durmasını ve vagonların krikolarla havaya kaldırılarak tekerlek sistemlerinin (boji) işçiler tarafından tek tek değiştirilmesini zorunlu kılar. Film, bu birkaç saatlik bekleme süresinde vagonların içinde oturan Batılı turistler ile dışarıda ağır metal parçalarıyla boğuşan işçilerin birbirine değmeyen dünyalarını konu alır.
Marcel Łoziński, hiçbir diyalog kullanmadan sadece görüntülerin ve mekanik seslerin gücüyle izleyiciyi sarsmayı başarır. Bir tarafta camın arkasından meraklı, bazen de küçümseyen gözlerle dışarıyı izleyen konforlu yolcular; diğer tarafta ise yüzleri pas içinde kalmış, nasırlı elleriyle balyoz sallayan Belaruslu işçiler yer alır. Bu belgesel, sadece teknik bir zorunluluğu değil, Avrupa'nın göbeğindeki görünmez ama aşılması imkansız olan zihinsel ve ekonomik duvarları simgeler.
Yapım bir gözlem belgeseli olduğu için profesyonel bir kadro barındırmaz; sınırın her iki yanındaki gerçek insanlar filmin doğal özneleridir. Yönetmen, tren camının arkasında gazetesini okuyan bir beyefendinin kayıtsızlığı ile vagonun altında çekiç sallayan bir işçinin yorgunluğunu aynı kadraja sığdırır. İnsanların birbirine olan mesafeli bakışları, o dönemdeki Doğu-Batı ayrışmasının en gerçekçi "oyunculuğudur".
Marcel Łoziński, bu çalışmasıyla sinemanın en saf halini ortaya koyar. Filmde anlatıcı yoktur, röportaj yoktur; sadece metalin metale çarpma sesi ve ağır bir sessizlik hakimdir. Siyah-beyaz görüntü tercihi, Brest istasyonunun gri ve endüstriyel atmosferini pekiştirerek izleyiciyi melankolik bir düşünceye sürükler. 89 milimetrenin aslında bir kıtanın nasıl ikiye bölündüğünün matematiksel kanıtı olduğunu gösteren film, minimalist anlatının zirve noktalarından biridir.
Sosyolojik gözlemleri sevenler, minimalist sinemanın gücüne inananlar ve Soğuk Savaş sonrası Avrupa'nın kültürel yapısını merak edenler bu filmi mutlaka izlemelidir. Kısa sürede çok şey anlatan, diyalogsuz ve çarpıcı bir sanat filmi arayan izleyiciler için bu yapım paha biçilemez bir hazinedir. Ayrıca sinema öğrencilerinin görsel metafor kullanımı üzerine çalışabileceği ders niteliğinde bir eserdir.
Sadece 12 dakika sürmesine rağmen, izleyicide saatlerce sürecek bir muhakeme başlattığı için izlenmelidir. Fiziksel bir ölçü biriminin (89 mm) nasıl devasa bir toplumsal bariyer haline geldiğini görmek, sinemanın gücünü anlamak adına büyüleyicidir. Günümüzde bile devam eden "biz ve onlar" ayrımını, en ham ve mekanik haliyle görebilmek için bu belgesel eşsiz bir perspektif sunar.
Kültürel Uçurum: Doğu Bloku ve Batı dünyası arasındaki aşılması güç mesafe.
Emek ve Sınıf: Vagonun içindeki steril yaşam ile dışındaki ağır işçilik arasındaki karşıtlık.
Görünmez Sınırlar: Ray açıklığı gibi teknik detayların ideolojik ayrılıkları temsil etmesi.
İletişimsizlik: İnsanların fiziksel olarak çok yakın olup ruhen birbirlerine yabancı kalması.
Bu tarz güçlü ve sessiz gözlemleri sevdiyseniz, yine bir istasyona ve farklı insan hayatlarına odaklanan Krzysztof Kieślowski’nin Talking Heads belgeselini beğenebilirsiniz. Ayrıca sınır temalı yapımlardan hoşlananlar için yine bir Avrupa klasiği olan ve sınırların anlamsızlığını sorgulayan Border (Sınır) filmi farklı ama derin bir kült filmler alternatifi olabilir.
Film, 1994 yılında En İyi Kısa Belgesel Film dalında Akademi Ödülü (Oscar) adaylığı kazanmıştır.
Belgesel sadece 12 dakikalık bir süreye sahiptir.
Avrupa Film Akademisi tarafından yılın en iyi belgeseli seçilmiştir.
Filmdeki tekerlek değiştirme işlemi günümüzde de aynı noktada hala benzer tekniklerle uygulanmaya devam etmektedir.
Sovyetler Birliği, tarihsel olarak olası bir askeri işgali zorlaştırmak amacıyla ray açıklığını Avrupa standardından daha geniş (1520 mm) tutmuştur; bu durum günümüzde de devam etmektedir.
Yönetmen Łoziński, durumun trajedisinin ve görselliğinin herhangi bir söze ihtiyaç duymayacak kadar net olduğunu savunarak dillerin değil, görüntülerin konuşmasını istemiştir.
Çekimler, Polonya ve Belarus arasındaki en önemli geçiş noktalarından biri olan Brest (Bierascie) istasyonunda gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...