

Alper

Hazan

Soner

Selim

Barkın

Serhat

Hakan

Kamuran

Mıstık
Emre
91.1, ismini bir radyo frekansından alan, kesişen hayatlar temalı naif bir dram filmidir. Hikaye, Sakarya’da bir üniversite kasabasında geçer ve üç farklı jenerasyonun yaşamına odaklanır: Gençliklerinin baharında olan üniversite öğrencileri, orta yaş krizinin eşiğindeki bireyler ve hayatın son düzlüğündeki yaşlılar. Bu karakterlerin her biri kendi iç dünyasında aşk, bağlılık, hayal kırıklığı ve umutla boğuşurken; yerel bir radyo kanalından yayılan 91.1 frekansı, onların görünmez bağı haline gelir.
Film, büyük aksiyonlar veya abartılı olaylar yerine, hayatın içinden gelen küçük detaylara ve insan ilişkilerinin kırılganlığına odaklanır. Karakterlerin birbirine teğet geçen yaşamları, bazen bir dükkanın önünde bazen de bir radyo anonsunda birleşir. Sakarya’nın kendine has atmosferinde geçen yapım, "tesadüf diye bir şey var mıdır, yoksa her şey bir planın parçası mıdır?" sorusunu izleyiciye zarif bir şekilde sordurur.
Filmin kadrosu, Türk sinemasının usta isimleriyle yetenekli genç oyuncuları bir araya getiriyor. Başrollerde Hakan Korkmaz, Ali Barkın, Güneş Sayın ve Mustafa Uzunyılmaz gibi isimler yer alıyor. Mustafa Uzunyılmaz, tecrübesiyle hikayenin duygusal derinliğini artırırken, genç oyuncular üniversite kasabasının enerjisini ve melankolisini başarıyla yansıtıyor.
Kadronun en dikkat çekici yanı, sergilenen doğal oyunculuklardır. Hiçbir karakter karikatürize edilmeden, sanki sokakta her an karşılaşabileceğimiz birer komşumuz veya arkadaşımız gibi sunulur. Bu durum, filmin bir yerli film olarak izleyiciyle kurduğu samimi bağı güçlendiren en önemli unsurlardan biri haline gelir.
Yönetmen Mustafa Haktanır’ın ilk uzun metrajlı filmi olan 91.1, bağımsız sinema ruhunu taşıyan, estetik kaygısı yüksek bir yapım. Film, hikaye anlatıcılığında doğrusal bir çizgi izlemek yerine, parçaları yavaş yavaş birleşen bir yapboz tekniğini kullanıyor. Görüntü yönetmenliği, Sakarya'nın gri ama sıcak dokusunu başarıyla kullanarak filmin melankolik havasını destekliyor. Müzik kullanımı ise filmin ismine yakışır şekilde, bir radyo estetiğiyle kurgulanmış. 2016 yapımı bu eser, gişe kaygısı gütmeden insana ve duyguya odaklanmasıyla sinemaseverlerin takdirini topladı.
Hızlı tüketilen aksiyon filmlerinden sıkılan, daha yavaş akan, atmosfer odaklı ve "hayatın içinden" hikayeleri sevenler için 91.1 ideal bir tercih. Eğer kesişen hayatları konu alan dram filmlerinden hoşlanıyorsanız ve Türkiye’nin taşra/üniversite kasabası dinamiklerini merak ediyorsanız bu film size çok samimi gelecektir. Radyo kültürüne özlem duyanlar ve insan psikolojisi üzerine düşünmeyi seven izleyiciler de bu yapımı listesine eklemeli.
Film, büyük şehirlerin karmaşasından uzaklaşıp daha dar bir alandaki insanların devasa iç dünyalarına ayna tutuyor. 91.1, izleyiciye kendi hayatındaki tesadüfleri ve kaçırılmış fırsatları hatırlatan duygusal bir yolculuk vaat ediyor. Samimiyeti, abartısız anlatımı ve insana dair sunduğu naif perspektif, filmi benzeri olan popüler yapımlardan ayırarak özel bir yere konumlandırıyor.
Tesadüf ve Kader: Hayatın akışındaki görünmez bağlar ve küçük anların büyük etkileri.
Kuşak Çatışması ve Ortaklığı: Farklı yaşlardaki insanların aslında benzer acıları ve umutları paylaşması.
Aidiyet: Bir şehre, bir aşka veya bir sese ait olma arzusu.
Radyonun Büyüsü: İnsanları fiziksel olarak yan yana getirmese de ruhen birleştiren kitle iletişim araçlarının gücü.
Bu filmin sunduğu "kesişen yollar" temasını sevdiyseniz, bu türün dünya sinemasındaki en önemli örneklerinden olan Magnolia (Manolya) veya yerli sinemadan daha sert bir tona sahip olsa da benzer bir kurgu tekniği kullanan Anlat İstanbul yapımlarına göz atabilirsiniz. Ayrıca taşra melankolisi açısından Uzak gibi Nuri Bilge Ceylan filmleri de benzer bir görsel dil hissettirebilir.
Filmin çekimleri hikayenin de geçtiği Sakarya’da gerçekleştirildi. Yönetmen Mustafa Haktanır, kendi öğrencilik yıllarından ve gözlemlerinden yola çıkarak senaryoyu kaleme aldı. Yapım, vizyona girdiği dönemde pek çok yerel festivalde gösterim şansı buldu ve özellikle özgün senaryosu ile dikkat çekti. Filmin ismindeki frekans, aslında yönetmenin öğrencilik yıllarında dinlediği gerçek bir yerel radyo istasyonuna da bir gönderme niteliği taşıyor.
Filmdeki radyo istasyonu ve frekans kurgusal olsa da, Anadolu'daki yerel radyo kültürünün samimi bir yansıması olarak tasarlanmıştır.
Film hayatın tüm renklerini barındırır; hüzünlü anlar olsa da umut ve tebessüm ettiren sahneler de dengeli bir şekilde dağıtılmıştır.
Usta oyuncu, kasabanın bilge ve hayat yorgunu sakinlerinden birini canlandırarak, genç karakterlerin hayatlarına dolaylı ama etkili bir dokunuşta bulunur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...