
Belgesel, Müzik, Tarih
1958 yılının bir Ağustos sabahında, fotoğrafçı Art Kane, Esquire dergisi için daha önce hiç denenmemiş bir şeye girişir: Dönemin tüm dev caz müzisyenlerini Harlem'deki bir apartman dairesinin önünde tek bir karede toplamak. Film, sabahın erken saatlerinde, uykusuz ve bitkin ama bir o kadar da heyecanlı 57 caz efsanesinin 126. Cadde'de bir araya geliş sürecini konu alıyor. O gün orada bulunan müzisyenlerin, ailelerinin ve tanıkların anlatımlarıyla zenginleşen belgesel, sadece bir fotoğrafın çekilme anını değil, bir devrin ruhunu anlatıyor.
Dizzy Gillespie, Thelonious Monk, Count Basie ve Charles Mingus gibi devlerin, hiçbir hiyerarşi gütmeden sokakta şakalaşmalarını, çocuklarla oynamalarını ve o anın tarihi öneminden habersizce sergiledikleri samimi tavırları izliyoruz. Belgesel, bu efsanelerin her birinin müzikal mirasına dokunurken, aynı zamanda Harlem’in kültürel dokusuna ve cazın altın çağına dair derin bir içgörü sunuyor. Bu belgesel, bir sanat eserinin nasıl kolektif bir hafızaya dönüştüğünü kanıtlayan eşsiz bir yapım.
Bir belgesel olması hasebiyle filmde "oyuncular" yerine caz tarihine yön veren gerçek efsaneler yer almaktadır. Dizzy Gillespie’nin neşeli tavırları, Art Blakey’nin karizması ve Sonny Rollins’in tanıklıkları belgeselin en güçlü yanlarıdır. Fotoğrafçı Art Kane, projenin mimarı olarak sürecin teknik ve duygusal zorluklarını anlatırken; Milt Hinton’ın o gün çektiği amatör 8mm görüntüler filme paha biçilemez bir doğallık katar. Anlatımı ise Quincy Jones gibi caz dünyasının saygın isimleri desteklemektedir.
Jean Bach tarafından yönetilen bu yapım, "bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir" sözünün sinematik karşılığıdır. Film, durağan bir fotoğraf karesini canlandırarak her bir yüzün arkasındaki hikayeyi, rekabeti ve dostluğu gün yüzüne çıkarır. Kurgusu, kullanılan müzikler ve arşiv görüntüleri o kadar ustaca harmanlanmıştır ki, kendinizi 1958 New York'unda, o kaldırımda müzisyenlerle birlikte beklerken bulursunuz. Belgesel, teknik bir başarıdan ziyade bir saygı duruşu niteliğindedir.
Caz müziğine gönül verenler, fotoğraf sanatıyla ilgilenenler ve New York’un kültürel tarihini merak edenler için bu film bir başvuru kaynağıdır. Disiplinlerarası sanat çalışmalarını seven ve kült filmler listesine farklı türde eserler eklemek isteyen izleyiciler bu yapımdan büyük keyif alacaktır. Ayrıca, bir topluluğun nasıl bir araya gelip ölümsüz bir an yarattığına tanıklık etmek isteyen herkes bu filmi izlemelidir.
Bu film, caz müziğinin sadece notalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve büyük bir aile olduğunu gösterir. Bir daha asla bir araya gelmesi mümkün olmayan onlarca dehanın aynı kareye sığma çabası hem komik hem de son derece duygusaldır. Sanat tarihinin en önemli belgelerinden birinin "sahne arkasını" görmek, izleyicinin o fotoğrafa bir daha asla eskisi gibi bakmamasını sağlar.
Kolektif Hafıza: Bir anın dondurularak nesiller boyu aktarılan bir efsaneye dönüşmesi.
Cazın Altın Çağı: New York ve Harlem’in müzik tarihindeki merkezi rolü.
Sanatçı Dayanışması: Büyük egolara sahip müzisyenlerin bir fotoğraf için gösterdiği samimi birliktelik.
Tesadüfün Gücü: Planlanmamış anların nasıl tarihin en önemli belgelerine dönüşebileceği.
Eğer müzik tarihindeki ikonik anları ve sanatçı portrelerini seviyorsanız, Miles Davis’in hayatını ve müziğini anlatan Miles Davis: Birth of the Cool belgeselini beğenebilirsiniz. Ayrıca yine Harlem ve siyahi müzik kültürü üzerine muazzam bir çalışma olan Summer of Soul (2021), bu belgeselin ruhuna çok yakın, ödüllü bir yapımdır.
Fotoğrafçı Art Kane o dönemde profesyonel bir fotoğrafçı değil, bir dergi grafikeriydi; bu onun ilk büyük çekimiydi.
Fotoğraftaki 57 müzisyenden bugün hayatta kalan sadece çok az isim bulunmaktadır, bu da belgeselin tarihi değerini her geçen yıl artırmaktadır.
Film, 1995 yılında En İyi Belgesel Film dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.
Aslında fotoğrafta üç önemli kadın caz sanatçısı yer almaktadır: Mary Lou Williams, Marian McPartland ve Maxine Sullivan. Belgesel, bu kadınların o dönemdeki rollerine de değinmektedir.
Art Kane, cazın kalbinin attığı yerin Harlem olduğunu düşündüğü için müzisyenleri o dönemde pek çok caz kulübünün bulunduğu 126. Cadde'ye davet etmiştir.
Hayır, pek çoğu gece kulüplerindeki programlarından yeni çıktığı için geç gelmiş veya hiç uyumamıştı. Count Basie'nin yorgunluktan kaldırıma oturduğu an, fotoğrafın en doğal kısımlarından biridir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...