
Belgesel
Himself
Herself
Himself
Himself
Herself - Chief, D.A.'s Major Economic Crimes Bureau
Herself
Himself
Himself
Himself
Herself
2008 yılında dünyayı sarsan küresel ekonomik kriz, dev bankaların sorumsuz kredileri ve açgözlülüğü yüzünden patlak verdiğinde, Amerikan hükümeti halkın öfkesini dindirecek bir günah keçisi arayışına girer. Ancak ilginç bir şekilde, devasa yatırım bankaları "batırılamayacak kadar büyük" (too big to fail) kabul edilip kurtarılırken, New York’un Çin mahallesinde faaliyet gösteren küçük bir aile bankası olan Abacus Federal Savings Bank, ağır suçlamalarla mahkemeye çıkarılır. Biyografi tadındaki bu belgesel, bankanın kurucusu Thomas Sung ve kızlarının, devlete karşı verdikleri beş yıllık hukuk savaşını merkezine alıyor.
Savcılık, bankayı geniş çaplı bir mortgage dolandırıcılığı ile suçlamaktadır; oysa Sung ailesi, dolandırıcılığı fark eden ve bunu yetkililere bildiren taraf olduklarını savunmaktadır. Film, bir yandan mahkeme salonundaki gergin süreci izlerken, diğer yandan Çin asıllı bir ailenin Amerikan adalet sistemindeki "yabancı" konumunu sorgulatıyor. Bu etkileyici platform filmi, finans dünyasının karmaşık yapısını bir ailenin dayanışması üzerinden anlatarak, adaletin herkese eşit davranıp davranmadığını tartışmaya açıyor.
Yönetmen Steve James, olayları sadece rakamlar ve dosyalar üzerinden değil, Sung ailesinin kültürel değerleri ve topluma olan bağlılıkları üzerinden işleyerek belgesele insani bir ruh katıyor. Abacus: Small Enough to Jail, devlerin paçayı sıyırdığı bir düzende, sadece küçüklerin bedel ödemeye zorlanmasını sinematik bir dille eleştiren bir "Davut ve Calut" hikâyesine dönüşüyor.
Belgeselde, Sung ailesinin fertleri bizzat yer alarak kendi yaşadıkları travmayı ve direnci anlatıyorlar. Ailenin reisi Thomas Sung, toplumuna hizmet etme amacıyla kurduğu bankanın itibarını korumak için sergilediği metanetle filmin omurgasını oluşturuyor. Avukatlık eğitimi almış olan kızları Jill, Vera, Chanterelle ve Heather ise hukuk mücadelesinin en ön saflarında, babalarının mirasını savunurken izleyiciye profesyonellik ve evlatlık görevini bir arada hissettiriyorlar.
Sung ailesinin karşısında ise New York Bölge Savcılığı’ndan Cyrus Vance Jr. gibi figürler yer alıyor. Yönetmen, karşı tarafın argümanlarına da yer vererek adil bir perspektif sunarken, ailenin kendi arasındaki dinamikler ve akşam yemeği masasındaki hukuk tartışmaları belgesele bir aile draması samimiyeti kazandırıyor.
Steve James imzalı bu belgesel, karmaşık finansal terimleri halkın anlayabileceği bir dille sunarken, gerilimi bir polisiye film gibi yükseltmeyi başarıyor. Film, 2008 krizinin faturasının neden dev bankalara değil de küçük bir mahalle bankasına kesildiğini sorgularken, kurumsal ırkçılık ve önyargı temalarına da ince göndermeler yapıyor.
Anlatım dili son derece akıcı olan yapım, mahkeme çizimlerini ve arşiv görüntülerini ustaca harmanlayarak izleyiciyi davanın bir parçası haline getiriyor. 2018 yılında Oscar’a aday gösterilen bu yapım, sadece bir ekonomik kriz belgeseli değil, aynı zamanda Amerikan rüyasının ve göçmenlik deneyiminin hukuk labirentlerinde nasıl sınandığının da bir belgesi niteliğinde.
Hukuk gerilimlerinden ve gerçek olaylara dayanan aile filmi tadındaki derinlikli belgesellerden hoşlananlar için bu yapım bulunmaz bir nimettir. Finans dünyasına ilgi duyan, "Büyük Açık" (The Big Short) gibi filmleri seven izleyiciler, krizin madalyonun öteki yüzündeki etkilerini görmek için bu filmi izlemelidir. Ayrıca göçmen hikâyeleri ve toplumsal adalet konularına duyarlı sinemaseverler, Sung ailesinin dik duruşundan ilham alacaktır.
Bu belgeseli izlemek için en büyük sebep, sistemin nasıl işlediğine (veya işlettirildiğine) dair çarpıcı bir tanıklık sunmasıdır. Herkesin "suçlu" ilan edildiği bir dönemde, masumiyetini kanıtlamak için milyonlarca dolar harcayan ve yıllarını feda eden bir ailenin onur mücadelesi izleyiciyi derinden sarsıyor. Adalet terazisinin kime göre ve neye göre tarttığını anlamak, modern toplumdaki eşitsizlikleri görebilmek için Icarus gibi sarsıcı ve bilgilendirici bir eserdir.
Adaletin Eşitsizliği: Büyük kurumlar korunurken küçük işletmelerin hedef alınması.
Aile Dayanışması: Dışarıdan gelen devasa baskıya karşı bir ailenin birbirine kenetlenmesi.
Kültürel Kimlik ve Önyargı: Çin mahallesindeki bir bankaya karşı yürütülen soruşturmadaki potansiyel ırksal önyargılar.
Onur ve İtibar: Maddi kayıptan çok, toplum nezdindeki lekeyi temizleme çabası.
Finansal krizin arka planını merak ediyorsanız Inside Job belgeseli harika bir tamamlayıcıdır. Bir kurumun sistemle mücadelesini sevdiyseniz Dark Waters filmi de benzer bir hukuk savaşı temasını işler. Ayrıca yine bir ailenin adalet arayışını konu alan The Central Park Five belgeseli, New York adalet sistemindeki çarpıklıklara dair başka bir perspektif sunacaktır.
Abacus Federal Savings Bank, 2008 krizinden sonra ABD’de cezai kovuşturmaya uğrayan tek bankadır.
Thomas Sung, bankasını kurarken 1946 yapımı "It's a Wonderful Life" filmindeki George Bailey karakterinden ilham aldığını belirtmiştir.
Belgesel, 90. Akademi Ödülleri'nde En İyi Belgesel dalında aday gösterilmiştir.
Savcılık, bankada çalışan bir memurun yaptığı dolandırıcılığı tüm bankanın sistematik bir suçu olarak sundu. Ancak birçok analiste göre, bankanın küçük olması onu "kolay bir hedef" haline getirdi.
Beş yıl süren ve yaklaşık 10 milyon dolar harcanan davanın sonunda, Abacus Federal Savings Bank tüm suçlamalardan beraat ederek masumiyetini kanıtladı.
Chinatown, Amerikan finans sisteminin dışında kalan, kendi kuralları ve güven ilişkileri olan bir topluluktur. Belgesel, bu kültürel farkın savcılar tarafından nasıl bir "suç belirtisi" olarak yanlış yorumlandığını gösterir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...