

Sinan

İdris

Asuman

Hatice

Süleyman

Recep

İmam Veysel

Ali Riza

İlhami

İmam Nazmi
Sinan, edebiyata düşkün, hırslı ve bir o kadar da kibirli genç bir yazar adayıdır. Üniversiteden mezun olduktan sonra, hazırladığı "Ahlat Ağacı" adlı kitabını bastırmak için gereken parayı toplamak ümidiyle Çanakkale’deki memleketine döner. Ancak Sinan’ın dönüşü, beklediği gibi görkemli değil, tam tersine oldukça sancılı olur. Memleketinde onu bekleyen en büyük engel, emekli bir öğretmen olan babası İdris’tir.
İdris, geçmişte yaşadığı kumar tutkusu yüzünden ailesini maddi ve manevi bir yıkıma sürüklemiş, kasabalı tarafından ciddiye alınmayan bir figürdür. Sinan, bir yandan kitabını bastırmak için yerel yöneticilerle ve iş insanlarıyla sonuçsuz görüşmeler yaparken, diğer yandan babasının yarattığı hayal kırıklıklarının gölgesinde kendi kimliğini bulmaya çalışır. Film; baba-oğul çatışması, taşra hayatının boğuculuğu ve idealizm ile gerçeklik arasındaki uçurumu, Sinan’ın karşılaştığı eski dostlar, eski aşklar ve kasaba figürleri üzerinden spoilersız bir ustalıkla işliyor.
Nuri Bilge Ceylan’ın bu görkemli yapımında başrolü üstlenen Doğu Demirkol, Sinan karakterinde gösterdiği performansla sinema dünyasını şaşırtmıştır. Demirkol, Sinan’ın o huzursuz, entelektüel kibrini ve içsel yalnızlığını son derece doğal bir şekilde yansıtıyor. Babası İdris rolünde izlediğimiz Murat Cemcir ise, komedi dışındaki dramatik yeteneğini kanıtlayarak, karakterinin o hem hüzünlü hem de çocuksu umut dolu hallerini unutulmaz kılıyor.
Bennu Yıldırımlar, evin tüm yükünü omuzlayan anne Asuman karakterinde sessiz ama çok güçlü bir oyunculuk sergiliyor. Kadroda ayrıca Hazar Ergüçlü, Tamer Levent ve Serkan Keskin gibi isimler, Sinan’ın yolculuğuna eşlik eden yan karakterlere hayat vererek taşranın panoramasını tamamlıyorlar. Oyuncu kadrosu, bir platform filmi kalitesindeki bu yapımın diyalog ağırlıklı yapısını büyük bir başarıyla sırtlıyor.
Usta yönetmen Nuri Bilge Ceylan imzalı Ahlat Ağacı, sadece Türk sinemasının değil, dünya sinemasının da son yıllardaki en önemli film örneklerinden biridir. Cannes Film Festivali’nde dakikalarca ayakta alkışlanan yapım, Ceylan’ın önceki filmlerine göre daha yoğun bir diyalog yapısına ve mizahi bir dile sahip. Yönetmen, taşrayı sadece bir mekan olarak değil, karakterlerin ruh halini şekillendiren bir hapishane olarak kurguluyor.
Gökhan Tiryaki’nin görüntü yönetmenliği, Anadolu’nun sonbahar renklerini ve rüzgarlı tepelerini adeta bir tablo gibi sunuyor. Özellikle Sinan’ın imamlarla yaptığı uzun teolojik tartışma sahnesi veya eski arkadaşıyla karşılaştığı sekanslar, sinema tarihindeki en etkileyici diyalog sahneleri arasında yer alıyor. Teknik açıdan kusursuz olan yapım, bir biyografi niteliğinde olmasa da, her izleyicinin kendi babasından veya kendi gençliğinden bir parça bulabileceği kadar samimi ve evrensel.
Ağır tempolu, felsefi derinliği olan ve diyaloglara dayalı sanat filmlerinden hoşlananlar için bu yapım bir şaheserdir. Baba-oğul ilişkilerinin karmaşıklığını ve "başkalaşma" korkusunu merak edenler Ahlat Ağacı’nda kendilerinden çok şey bulacaktır. Eğer Nuri Bilge Ceylan sinemasına aşinaysanız veya taşra edebiyatına ilgi duyuyorsanız, bu film listenizin en başında yer almalı.
Film, bize başarısızlığın da en az başarı kadar insani ve onurlu olabileceğini gösteriyor. Ahlat ağacı, doğada tek başına, yamuk yumuk ve meyvesi pek de rağbet görmeyen bir ağaçtır; Sinan ve babası da bu toplumda o ağaç gibidir. Kendine has, uyumsuz ama köklü. Sinan’ın babasıyla girdiği o kaçınılmaz hesaplaşma ve final sahnesindeki vurucu sessizlik, izleyiciyi uzun süre etkisinden kurtarmayacak bir güçte. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o yıkık karakteri gibi, Sinan da kendi hayatının enkazı içinde bir anlam aramaktadır.
Kuşak Çatışması: Bir oğulun, nefret ettiği babasına her geçen gün daha çok benzemesi.
Taşranın Boğuculuğu: Küçük bir yerde büyük hayaller kurmanın yarattığı sıkışmışlık hissi.
Yaratım Süreci: Bir yazarın eserini ortaya koyarken karşılaştığı maddi ve manevi engeller.
Kader ve Genetik: Ailenin geçmişinin, bireyin geleceği üzerindeki kaçınılmaz etkisi.
Nuri Bilge Ceylan’ın bir önceki filmi olan ve Altın Palmiye ödüllü Kış Uykusu, bu yapımı sevenler için en temel öneridir. Ayrıca, benzer bir baba-oğul dinamizmini ve taşra melankolisini işleyen gerilim filmleri veya dramları arayanlar için Zeki Demirkubuz’un Kader veya Masumiyet gibi yapımları da benzer bir ruh haline sahiptir.
Filmin senaryosu Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan ve Akın Aksu tarafından kaleme alınmıştır; Akın Aksu’nun kendi yaşamından izler taşıdığı söylenmektedir. Çekimlerin büyük bölümü Çanakkale ve Yenice ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Film, yaklaşık 3 saat 8 dakikalık süresiyle izleyiciyi sabırlı ve derinlikli bir yolculuğa davet eder. Türkiye’nin Oscar aday adayı olarak seçilen film, uluslararası alanda pek çok prestijli ödüle layık görülmüştür.
Ahlat ağacı, doğada yalnız yetişen, şekli bozuk ve çoğu zaman kimse tarafından fark edilmeyen yaban armududur; filmde uyumsuz, yalnız ve topluma adapte olamayan Sinan ve babası İdris'i simgeler.
Nuri Bilge Ceylan, başrol için alışılmışın dışında bir isim aramış ve Doğu Demirkol'un bir stand-up gösterisindeki enerjisinden ve doğal yeteneğinden etkilenerek ona bu ciddi dramda şans vermiştir.
Yönetmen, karakterlerin dünya görüşlerini, çatışmalarını ve iç dünyalarını ancak bu derinlikli tartışmalarla tam olarak yansıtabileceğine inandığı için uzun ve akıcı diyaloglar tercih etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...