

Leonard

Natalie

Teddy

Burt

Waiter

Leonard's Wife

Sammy

Mrs. Jankis

Doctor

Dodd
Leonard Shelby, şık giyinen ve pahalı bir araba kullanan, ancak hayatını sürdürebilmek için alışılmadık yöntemlere ihtiyaç duyan bir adamdır. Karısının öldürüldüğü saldırı sırasında aldığı darbe nedeniyle nadir görülen ve tedavisi olmayan bir hafıza kaybı yaşamaktadır. Leonard, geçmişini hatırlasa da yeni tanıştığı insanları, ne yediğini veya nereye gittiğini sadece birkaç dakika içinde unutmaktadır. Tek amacı karısının katilini bulup intikam almaktır.
Bu karmaşık labirentte yolunu bulabilmek için notlar alır, polaroid fotoğraflar çeker ve en önemli bilgileri vücuduna dövme olarak kazır. Ancak Leonard’ın dünyasında kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamak imkansızdır. Her yeni başlangıç, aslında daha derin bir yalanın parçası olabilir. Film, izleyiciyi ana karakterin kafa karışıklığına ortak etmek için sondan başa doğru akan eşsiz bir kurguyla ilerler.
Guy Pearce, Leonard Shelby rolünde kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Sürekli tetikte olan, şaşkın ama kararlı bir adamın ruh halini izleyiciye iliklerine kadar hissettiriyor. Pearce, karakterin her "yeniden başlama" anındaki o boş bakışları ve ardından gelen odaklanma sürecini muazzam bir tutarlılıkla canlandırıyor.
Carrie-Anne Moss, gizemli Natalie karakteriyle hikayeye bir kara film (film noir) havası katıyor. Yardımsever mi yoksa manipülatif mi olduğu belirsiz duruşuyla izleyiciyi sürekli kuşku içinde bırakıyor. Joe Pantoliano ise Teddy rolünde, Leonard’ın hayatındaki en büyük soru işaretlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor; hem itici hem de tuhaf bir şekilde samimi olan bu karakter, filmin gerilim dozunu her an diri tutuyor.
Christopher Nolan, bu ikinci uzun metrajlı filmiyle sinema dünyasında devrim yaratmıştır. Memento, anlatı yapısıyla izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp aktif bir dedektife dönüştürür. Filmin siyah-beyaz sahneleri kronolojik olarak ilerlerken, renkli sahnelerin sondan başa doğru akması ve bu iki çizginin finalde birleşmesi, sinema tarihindeki en zeki kurgu hamlelerinden biridir. Nolan, hafızanın ne kadar güvenilmez olduğunu ve insanın kendi gerçeğini yaratmak için nasıl manipülasyonlar yapabileceğini sarsıcı bir soğukkanlılıkla işliyor.
Zihin jimnastiği yapmayı seven, doğrusal olmayan anlatı yapılarından keyif alan ve karmaşık olay örgülerine sahip gerilim filmleri tutkunları için Memento bir başyapıttır. Eğer izlediğiniz filmin bitişinde taşların yerine oturması için üzerine uzun uzun düşünmekten hoşlanıyorsanız, bu psikolojik gerilim klasiği tam size göredir. Nolan sinemasına giriş yapmak isteyenler için de bu film temel taş niteliğindedir.
Bu film, sadece bir intikam hikayesi değil, insanın kendini nasıl kandırabileceğine dair felsefi bir sorgulamadır. "Hafızamız bize yalan söyler mi?" sorusunu merkeze alan Memento, her izleyişte yeni bir detayın keşfedildiği, tekrar değeri çok yüksek bir yapımdır. Sinemanın sadece bir hikaye anlatma aracı değil, aynı zamanda bir zihin oyunu olabileceğini görmek için Memento mutlaka izlenmelidir. Kurgu yönetimi ve senaryo yazımı dersi niteliğindeki bu eser, modern sinemanın yönünü değiştiren nadir işlerden biridir.
Hafızanın Güvenilmezliği: Kişisel geçmişin ve anıların ne kadar kolay manipüle edilebildiği.
İntikam ve Amaç: Bir amaca tutunmanın, yaşamı sürdürmek için bir araç olarak kullanılması.
Kimlik Sorgulaması: Hatıralarımız olmadan kim olduğumuzu nasıl tanımladığımız.
Algı ve Gerçeklik: İnsanın kendi yarattığı "gerçeğe" inanma ihtiyacı.
Eğer Memento’nun zihninizi zorlayan yapısını sevdiyseniz, yine Christopher Nolan imzalı Prestij (The Prestige) veya rüya katmanları arasında geçen Inception (Başlangıç) filmlerini kesinlikle izlemelisiniz. Ayrıca bir kimlik kaybı ve gizemi işleyen Dövüş Kulübü (Fight Club) ve Makinist gibi benzer filmler de listenizde mutlaka yer almalıdır.
Film, Christopher Nolan'ın kardeşi Jonathan Nolan'ın "Memento Mori" adlı kısa öyküsünden yola çıkılarak senaryolaştırılmıştır.
Çekimler sadece 25 gün gibi çok kısa bir sürede tamamlanmıştır.
Filmin kurgusu o kadar karmaşıktır ki, DVD sürümlerinde filmi kronolojik sırayla izlemeye olanak sağlayan gizli bir özellik eklenmiştir.
Guy Pearce'ın vücudundaki dövmelerin çoğu, çekimler sırasında gerçekçiliği artırmak için özenle tasarlanmış geçici dövmelerdir.
Yönetmen, izleyicinin ana karakter Leonard gibi hissetmesini istemiştir. Leonard bir sahnenin nasıl başladığını hatırlamadığı gibi, izleyici de o anki duruma nasıl gelindiğini bilmeyerek karakterin kafa karışıklığını bizzat deneyimler.
Sammy Jankis hikayesi, Leonard'ın hafıza kaybını anlamlandırmak için kullandığı bir anektoddur. Ancak filmin finalinde bu hikayenin aslında Leonard'ın kendi geçmişiyle olan trajik bağları hakkında ipuçları verdiği anlaşılmaktadır.
Latince kökenli olan memento, "hatırla" veya "hatıra" anlamına gelmektedir. Genellikle "memento mori" (fani olduğunu hatırla) deyişiyle birlikte kullanılır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...