

Susanna

Lisa

Georgina

Daisy

Polly

Tobias Jacobs

Dr. Potts

Dr. Wick

Valerie

Janet
1967 yılında, liseden yeni mezun olan Susanna Kaysen, yaşadığı kafa karışıklığı ve aşırı doz ilaç kullanımı sonrası kendisini Claymoore Hastanesi’nde bulur. "Sınırda kişilik bozukluğu" (Borderline) teşhisi konulan Susanna, başlangıçta buraya ait olmadığını düşünse de, içerideki kadınların dünyasına girdikçe kendi hayatını ve zihnini sorgulamaya başlar. Klinik, dış dünyadan izole edilmiş, kuralların ve ilaçların yönettiği, ancak kendi içinde bambaşka bir hiyerarşisi olan bir evrendir.
Susanna, burada karizmatik, kışkırtıcı ve bir o kadar tehlikeli olan Lisa ile tanışır. Lisa, sistemin dayattığı normları reddeden ve kliniktekileri etkisi altına alan baskın bir karakterdir. Susanna ve Lisa arasındaki bağ, Susanna’nın iyileşme arzusu ile klinik hayatının sunduğu güvenli ama sahte özgürlük arasında bir çatışma başlatır. Film, bir kadının zihnindeki labirentlerde gezinirken, toplumun "normal" ve "deli" arasındaki ince çizgisini nasıl çizdiğini sarsıcı bir dille anlatır.
Susanna Kaysen'in gerçek anılarına dayanan bu biyografi kökenli anlatı, genç bir kadının büyüme sancılarını hastane odalarının soğuk ama samimi atmosferinde işler. Aklım Karıştı, sadece bir tedavi süreci değil, aynı zamanda dostluk, ihanet ve kendini bulma üzerine kurulu derinlikli bir yolculuktur.
Winona Ryder, Susanna rolünde kırılganlığı ve kafa karışıklığını sessiz ama güçlü bir performansla yansıtarak hikayenin duygusal yükünü başarıyla taşıyor. Ancak filmin asıl patlamasını Lisa karakteriyle Angelina Jolie yapıyor. Jolie, vahşi enerjisi ve büyüleyici karizmasıyla sergilediği bu performansla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar'ını kazanarak adını dünya çapında duyurmuştur.
Brittany Murphy, travmalarıyla boğuşan Daisy rolünde izleyiciyi derinden sarsan bir performans sergilerken, Jared Leto ve Whoopi Goldberg gibi isimler de kadronun zenginliğine katkıda bulunuyor. Vanessa Redgrave ise bilge doktor rolüyle hikayeye denge getiren bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Yönetmen James Mangold, 60'lı yılların ruhunu ve psikiyatri kliniklerinin o dönemki sert yüzünü estetik bir dille beyaz perdeye taşıyor. Film, temposunu karakterlerin ruh hallerine göre ayarlayarak izleyiciyi Susanna'nın zihin karışıklığına ortak ediyor. Görüntü yönetimi, kliniğin klostrofobik etkisini hissettirirken, karakterlerin birbirleriyle olan etkileşimleri hikayeyi sürükleyici kılıyor. Bu yapım, bir "akıl hastanesi" klişesinin ötesine geçerek, insan ruhunun en savunmasız hallerini dürüstçe ortaya koyan bir dram başyapıtıdır.
Psikolojik derinliği olan karakter analizlerini seven, büyüme sancıları ve toplumsal uyum konularına ilgi duyan herkes bu filmi izlemeli. 90'ların sonundaki o karakteristik sinema dilini özleyenler ve oyunculuk performanslarının zirve yaptığı yapımları takip edenler için bu platform filmi kaçırılmaması gereken bir eserdir. Ayrıca, bireyin toplumla olan çatışmasını merak eden her sinemaseverin listesinde bulunmalıdır.
Angelina Jolie’nin ikonik performansını görmek ve bir kadının kendi zihniyle verdiği savaşa tanıklık etmek için bu film mutlaka izlenmelidir. "Normal nedir?" sorusunu sorduran ve etik değerleri sorgulayan senaryosu, filmi izledikten sonra uzun süre üzerinde düşünmenize neden olur. Hayatın karmaşasından kaçmak isteyenlerin bazen kendilerini nasıl bir hapishaneye kapattıklarını görmek açısından oldukça etkileyicidir.
Kimlik Arayışı: Bir gencin toplumun dayattığı roller ile kendi gerçekliği arasındaki dengeyi bulma çabası.
Akıl Sağlığı ve Toplum: Sosyal normlara uymayan bireylerin "hasta" olarak etiketlenmesi.
Özgürlük ve İsyan: Kapalı bir sistem içinde otoriteye karşı çıkmanın bedelleri.
Kadın Dayanışması: Benzer acıları paylaşan kadınların birbirlerinde bulduğu teselli ve yıkım.
Eğer Susanna ve Lisa'nın dünyası sizi etkilediyse, şu filmleri de mutlaka izlemelisiniz:
Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo's Nest): Psikiyatri kliniğindeki sistem eleştirisinin en güçlü örneği olan kült bir yapım.
Siyah Kuğu (Black Swan): Bir kadının mükemmellik tutkusuyla kendi zihninde kaybolmasını anlatan sarsıcı bir gerilim ve dram.
Gia: Yine Angelina Jolie’nin başrolünde olduğu, yükseliş ve düşüşü konu alan biyografik bir eser.
Film, Susanna Kaysen’in 1993 yılında yayımlanan ve kendi hayatını anlattığı aynı isimli kitabından uyarlanmıştır. Winona Ryder, kitabın haklarını bizzat satın almış ve filmin yapım sürecinde aktif rol oynamıştır; çünkü hikayeyi kendi gençlik dönemiyle çok özdeşleştirmiştir. Angelina Jolie, çekimler boyunca karakterin kopuk ruh halini korumak için Winona Ryder ile set dışında fazla iletişim kurmamayı tercih etmiştir.
Evet, film Susanna Kaysen'in 1960'lı yılların sonunda Claymoore Hastanesi'nde geçirdiği 18 aylık gerçek tedavi sürecine dayanmaktadır.
Evet, Lisa gerçek hayatta da Susanna'nın hastanede tanıştığı ve üzerinde büyük etki bırakan baskın bir karakterden esinlenilmiştir.
Film, deliliğin bazen sadece dünyanın karmaşasına verilen bir tepki olduğunu ve iyileşmenin ancak kişinin kendi gerçeğini kabul etmesiyle başlayacağını anlatır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...