
Dram, Müzik
Türk sinemasının dramatik derinliği yüksek yapımlarından biri olan Alişan, Anadolu’nun katı töre kuralları ile büyükşehrin yabancılaştırıcı atmosferi arasında sıkışan bir gencin öyküsüdür. Kendi köyünde sevdiği kadınla evlenme hayalleri kuran Alişan, beklenmedik olaylar sonucu gelişen bir kan davası ve töre baskısı nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kalır. İstanbul’a kaçan Alişan için bu yeni dünya, sandığından çok daha karmaşık ve acımasızdır.
İstanbul’un varoşlarında, inşaatlarda ve ağır işlerde çalışarak hayatta kalmaya çalışan Alişan, bir yandan geçmişin gölgelerinden kurtulmaya çalışırken diğer yandan büyükşehrin yozlaşmış çarklarına karşı onurunu koruma mücadelesi verir. Film, bir yandan imkansız bir aşkın hüzünlü notasını çalarken diğer yandan 80’li yılların Türkiye’sindeki köyden kente göç olgusunu, işçi sınıfının yaşadığı zorlukları ve sosyal adaletsizliği sert bir gerçekçilikle eleştirir.
Filmin başrolünde, o dönem "Küçük Emrah" olarak tanınan ancak bu filmde Alişan karakteriyle oyunculuk yeteneğini sergileyen İbrahim Tatlıses yer almaktadır. Tatlıses, sadece sesiyle değil, karakterin içine düştüğü çaresizliği ve isyanı yansıtan samimi performansıyla filmin duygusal yükünü sırtlar. Alişan’ın saflığını ve delikanlı duruşunu başarıyla perdeye yansıtır.
Yapımda ona eşlik eden Yaprak Özdemiroğlu, Alişan’ın hayatındaki duygusal kırılmaları ve şehirdeki zorlu yaşamın içindeki zarafeti temsil eder. Yan rollerde karşımıza çıkan tecrübeli oyuncular ise, töre temsilcilerinden şehirdeki fırsatçı tiplemelere kadar geniş bir yelpazede hikayenin inandırıcılığını artırır. Oyuncu kadrosu, özellikle dönemin sosyal çatışmalarını yansıtma konusunda oldukça başarılı bir uyum içindedir.
Şerif Gören’in yönetmen koltuğunda oturduğu Alişan, yönetmenin toplumsal gerçekçi sinema anlayışının izlerini taşır. Gören, bireyin kaderini toplumsal yapıyla ilişkilendirirken, görsel dili ustaca kullanarak izleyiciyi hikayenin içine hapseder. Filmin temposu, köy sahnelerindeki hüzünlü dinginlikten şehir sahnelerindeki kaotik hıza doğru evrilir. Yeşilçam dramları arasında, bireysel bir aşk hikayesini sosyolojik bir analizle birleştirmesi bakımından kıymetli bir yere sahiptir.
Geleneksel Türk sinemasının dramatik yapısını sevenler, töre ve göç temalı hikayelere ilgi duyanlar için bu film bir klasik niteliğindedir. İbrahim Tatlıses’in sinema kariyerindeki ciddi ve toplumsal içerikli yapımları merak eden izleyiciler ile 80’li yılların İstanbul atmosferini solumak isteyen nostalji tutkunları mutlaka izlemelidir. Toplumsal adaletsizlikler üzerine kurulan drama filmleri seven her yaştan izleyici için etkileyici sekanslar barındırır.
Bu film, törelerin sadece bir gelenek değil, bireyin hayatını nasıl bir hapishaneye dönüştürebileceğini gösterdiği için izlenmelidir. Şerif Gören gibi usta bir yönetmenin elinden çıkmış olması, filmi sıradan bir arabesk dram olmaktan çıkarıp sinematik değeri olan bir esere dönüştürür. Büyükşehirde var olma mücadelesi veren "tutunamayanların" hikayesi, bugün bile hala geçerliliğini koruyan pek çok insani duyguyu barındırır. Alişan’ın saflığının şehirde uğradığı erozyon, izleyiciyi hem hüzünlendirir hem de derin düşüncelere sevk eder.
Töre ve Kader: Bireyin kararlarının toplumsal kurallar tarafından hiçe sayılması.
Köyden Kente Göç: Büyükşehrin sunduğu umutların, sert gerçekler karşısında yıkılışı.
Onur ve Direniş: Tüm zorluklara ve yoksulluğa rağmen karakterin özünü koruma çabası.
Eğer bu filmin işlediği göç ve toplumsal baskı temalarını sevdiyseniz, Şerif Gören’in diğer önemli yapımları olan Yol veya Derman filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca töre ve aşk kıskacındaki hikayeleri sevenler için Sürü ve Züğürt Ağa gibi sosyal dram örnekleri de benzer bir derinlik sunacaktır. Bu yapımlar, Türk sinemasının toplumcu gerçekçi damarını besleyen temel taşlardır.
Film, çekildiği 1982 yılının siyasi ve toplumsal baskılarını, karakterlerin ruh halleri üzerinden ustaca yansıtır. İbrahim Tatlıses’in o dönemdeki popülaritesi filmin geniş kitlelere ulaşmasını sağlamış olsa da, yapım sinematografik başarısıyla bu popülaritenin ötesine geçmiştir. Çekimler sırasında kullanılan İstanbul’un dış mahalleleri, o yılların kentsel dönüşümüne dair önemli bir görsel arşiv niteliği taşır.
Filmin köy sahneleri Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde, şehir sahneleri ise İstanbul’un o dönemki işçi mahallelerinde ve sanayi bölgelerinde çekilmiştir.
Şerif Gören, Türk sinemasının en önemli isimlerinden biri olup, Cannes Film Festivali'nde "Yol" filmiyle büyük başarı yakalamış, toplumsal gerçekçi akımın öncülerindendir.
Evet, yapım bir dram filmi olmasına rağmen, karakterin duygusal dünyasını pekiştirmek amacıyla İbrahim Tatlıses’in yanık sesiyle seslendirdiği hüzünlü parçalara yer verilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...