

Fikret

Gamze

Savcı

Nevzat

İbrahim

Belediye Başkanı

Emniyet Amiri

Orhan

Nedim

Tezer
Ankara’nın en eski ve köhnemiş yapılarından biri olan hayvanat bahçesi, özelleştirilme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Buranın sessiz ve içine kapanık müdürü Fikret, hayatını adadığı bu alanı korumak için elinden geleni yapsa da bürokrasinin soğuk dişlileri arasında sıkışıp kalmıştır. Özelleştirmenin önündeki en büyük engel ise hayvanat bahçesinde yaşayan ve koruma altında olan nadide bir Anadolu leoparının varlığıdır. Leoparın orada kalması demek, tesisin yıkılamaması demektir.
Fikret, kurumun emektar sekreteriyle birlikte, leopar üzerinden gelişen beklenmedik bir olaylar silsilesinin içine çekilir. Bir gece leoparın başına gelen trajik bir durum, Fikret için hem bir vicdan azabı hem de hayvanat bahçesini kurtarmak için tehlikeli bir oyunun başlangıcı olur. Ankara’nın sisli sokakları, eski binaları ve bürokratik koridorları arasında şekillenen bu drama filmi, yok olmaya yüz tutmuş değerlerin ve insanın yalnızlığının bir izdüşümüdür.
Uğur Polat, Fikret rolünde kariyerinin en duru ve etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Az konuşan, duygularını bakışlarına ve omuzlarındaki yorgunluğa gizleyen bir karakteri, izleyiciye en saf haliyle geçirmeyi başarıyor. Polat’ın hayat verdiği Fikret, sanki o hayvanat bahçesinin duvarları arasında hapsolmuş bir ruh gibi izleyiciyi derin bir melankoliye sürüklüyor.
Tansu Biçer, Belediye Başkanı rolünde bürokrasinin o tanıdık, bazen sinir bozucu bazen de absürt yüzünü mükemmel bir zamanlamayla yansıtıyor. Ege Aydan ve İpek Türktan gibi isimler ise hikayenin Ankara dokusuna uygun, gerçekçi ve samimi yan karakterlerini canlandırarak filmin editoryal gücünü pekiştiriyorlar. Her bir oyuncu, karakterlerin sıkışmışlık hissini başarıyla temsil ediyor.
Emre Kayiş’in ilk uzun metrajlı filmi olan yapım, Türk sinemasında son yıllarda görmeye alışık olmadığımız kadar güçlü bir atmosfer tasarımına sahip. Ankara’nın o meşhur griliği, filmde sadece bir dekor değil, anlatının ana unsurlarından biri olarak kullanılmış. Yönetmen, yavaş temposuna rağmen izleyiciyi bir an olsun hikayeden koparmayan, görsel dili kuvvetli bir sanat filmi inşa etmiş. Film, bir hayvanın soyunun tükenmesiyle bir dönemin ve bir şehir kimliğinin yok oluşu arasında kurduğu metaforik bağ ile dikkat çekiyor.
Nuri Bilge Ceylan veya Zeki Demirkubuz sinemasına ilgi duyan, karakterlerin iç dünyasına odaklanan ve atmosferik hikayelerden keyif alan izleyiciler bu yapımı mutlaka listesine almalı. Eğer bir şehrin ruhunu hisseden ve bağımsız sinema örneklerini takip eden bir izleyiciyseniz, Anadolu Leoparı size çok katmanlı bir seyir deneyimi sunacaktır.
Film, modernleşme adı altında yok edilen geçmişin ve bu süreçte kimliksizleşen bireylerin sessiz çığlığını yansıtıyor. Bir hayvanın kaderi üzerinden koca bir ülkenin değişim sancılarını izlemek, izleyicide derin bir tefekkür hali yaratıyor. Ayrıca Uğur Polat’ın usta işi oyunculuğu ve filmin her karesinde hissedilen o şiirsel estetik, sinemaseverler için kaçırılmaması gereken bir görsel şölen.
Yozlaşma ve Modernizm: Eski yapıların ve değerlerin, rant uğruna nasıl hızla gözden çıkarıldığı.
Yalnızlık ve Yabancılaşma: Fikret karakterinin hem işine hem de topluma karşı hissettiği kopukluk.
Vicdan ve Suçluluk: Beklenmedik bir olayın ardından karakterlerin girdiği ahlaki ikilemler.
Bu filmin yarattığı kasvetli ama büyüleyici atmosferi sevdiyseniz, Tolga Karaçelik imzalı Gişe Memuru veya Emin Alper’in Tepenin Ardında gibi toplumsal eleştiriyi ve bireysel sıkışmışlığı odağına alan Türk filmleri ilginizi çekebilir.
Anadolu Leoparı, dünya prömiyerini Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yapmış ve burada FIPRESCI Ödülü’ne layık görülmüştür. Çekimlerin büyük bir kısmı Ankara Hayvanat Bahçesi’nin gerçek mekanlarında gerçekleştirilmiş, bu da filmin o kendine has dokusunu ve gerçekçilik hissini artırmıştır. Film, Türkiye'nin son dönemdeki en başarılı kara film (film noir) örneklerinden biri olarak kabul edilir.
Hayır, hikaye kurgusal olsa da Anadolu Leoparı'nın soyunun tükenmesi gerçeği ve Ankara'nın kentleşme sancıları üzerine kurulmuş gerçekçi bir toplumsal alegoridir.
Film, ağır bir tempoya sahip olsa da her bir karesi titizlikle planlanmış, diyaloglardan ziyade görselliğin ve sessizliğin gücüne dayanan bir anlatı dili kullanır.
Filmde kullanılan leopar sahneleri için gelişmiş görsel efektler ve gerçekçi modeller kullanılarak, hayvanın varlığı metaforik bir güç olarak hikayeye yedirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...