
Bazen bir evin fiyatının gerçek olamayacak kadar uygun olması ve sunduğu manzaranın kusursuzluğu, şanstan çok bir felaketin habercisidir. Janet adındaki genç bir kadın, annesiyle yaşadığı çatışmalı hayattan kaçmak için Detroit’in merkezinde 1303 numaralı daireye taşınma gafletine düşer. Ancak bu ev, duvarlarının arasında sakladığı trajik bir geçmişe sahiptir. Dairenin önceki kiracıları, açıklanamayan nedenlerle kendilerini balkondan aşağı atarak hayatlarına son vermiştir. Janet, evin içindeki tuhaf fısıltılar ve doğaüstü olaylarla yüzleştiğinde artık çok geçtir; kanlı tarih tekerrür etmeye başlar.
Janet’ın başına gelen felaketin ardından kardeşi Lara, bu gizemli ölümlerin ardındaki gerçeği çözmek için aynı daireye adım atar. Lara, bir yandan kendi yasını tutarken diğer yandan dairenin karanlık geçmişiyle, yani yıllar önce bu evde yaşanan korkunç bir anne-kız trajedisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Trajik hikayenin köklerine inmeden bu lanetten kurtulmak imkansızdır. Film, bir aile içi aşk/nefret ilişkisinin nasıl yıkıcı bir korku öğesine dönüştüğünü sarsıcı bir dille anlatıyor.
Filmin başrolünde, kardeşinin başına gelenleri araştıran Lara karakterine hayat veren Mischa Barton yer alıyor. Barton, karakterin içindeki korkuyu ve gerçeği bulma kararlılığını dengeli bir performansla sergiliyor. Anneyi canlandıran Rebecca De Mornay ise, otoriter ve dengesiz tavırlarıyla filmin gerilim dozunu artıran kilit bir performans sunuyor.
Julianne Michelle, dairenin ilk kurbanı olan Janet rolünde izleyiciyi filmin klostrofobik atmosferine hazırlarken; yan rollerdeki dedektif ve komşu karakterleri, evin gizemini derinleştiren unsurlar olarak öne çıkıyor. Michele Taverna’nın yönetimindeki kadro, özellikle anne ve kızlar arasındaki psikolojik gerilimi korku öğeleriyle birleştirmekte başarılı bir grafik çiziyor.
Yönetmen Michele Taverna, bu yapımda Kei Ôishi'nin orijinal Japon korku hikayesini modern bir Batı anlatısıyla yeniden yorumluyor. Film, klasik bir "hayaletli ev" temasını işlemesine rağmen, odak noktasına yerleştirdiği hastalıklı anne-kız ilişkisiyle psikolojik bir derinlik kazanıyor. Sinematografik açıdan dairenin soğuk ve yüksek tavanlı yapısı, izleyicide sürekli bir izlenme ve düşme korkusu (vertigo) yaratıyor. Kanada’da çekilen yapım, görsel efektlerinden ziyade yarattığı tekinsiz atmosfer ve ses tasarımıyla gerilimi tırmandırmayı hedefliyor.
Japon korku sinemasına (J-Horror) ve bu türün yeniden uyarlamalarına ilgi duyanlar için bu yapım oldukça tanıdık ve sürükleyici bir deneyim sunacaktır. Doğaüstü olayların aile içi psikolojik travmalarla birleştiği dram soslu korku filmlerinden hoşlanan izleyiciler, 1303 numaralı dairenin gizemine kapılacaktır. Ayrıca Mischa Barton hayranları ve "lanetli mekan" temalı yapımları seven her yaştan yetişkin sinemasever bu filmi listesine ekleyebilir.
Daire 1303, sadece bir "canavar" veya "hayalet" hikayesi değil; nesiller boyu aktarılan öfkenin ve sevgi eksikliğinin nasıl bir canavara dönüşebileceğini anlatıyor. Filmin klostrofobik atmosferi ve balkondan aşağı bakmanın yarattığı o tekinsiz boşluk hissi, izleyiciyi ekran başına kilitliyor. Benzeri platform filmi seçenekleri arasında, aile içi ilişkilerin karanlık yönünü bir korku metaforu olarak kullanmasıyla dikkat çeken, izledikten sonra evinizdeki gölgelere daha dikkatli bakmanıza neden olacak bir yapım.
Anne-Kız Çatışması: Kontrolcü ve baskıcı bir annenin çocukları üzerinde yarattığı kalıcı psikolojik hasar.
Mekânsal Lanet: Bir yerin geçmişte yaşanan trajedileri hafızasında tutması ve tekrarlatması.
Yalnızlık ve Kaçış: Özgürlük arayışıyla çıkılan yolun, daha büyük bir hapse (lanetli ev) dönüşmesi.
Bu filmin yarattığı lanetli apartman dairesi atmosferini sevdiyseniz, türün en iyi örneklerinden biri olan Karanlık Su (Dark Water) veya bir asansörde kapalı kalma korkusunu işleyen Şeytan (Devil) filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca yine bir daire içindeki gizemi konu alan 1408 filmi de benzer bir gerilim seviyesi sunacaktır.
Film, aslında 2007 yapımı bir Japon filminin yeniden çevrimidir. Orijinal hikaye, Japon korku edebiyatının ünlü yazarlarından Kei Ôishi'ye aittir. Çekimlerin Kanada'da gerçekleştirilmiş olması, filmin görsel diline Kuzey Amerika'ya özgü soğuk ve kasvetli bir hava katmıştır. Film boyunca dairenin balkonu, hem özgürlüğü hem de ölümü temsil eden en önemli simgesel mekan olarak tasarlanmıştır.
Hayır, film tamamen kurgusal bir korku hikayesidir ancak Japon korku kültüründeki "intikamcı ruh" (onryō) inancından derin izler taşımaktadır.
Film daha çok atmosferik gerilim ve ani sıçratma (jump scare) öğelerine dayanmaktadır; ancak bazı sahnelerde görsel şiddet ve trajik düşüş anları yer almaktadır.
Evin laneti, yıllar önce orada yaşayan bir anne ve kızın arasındaki şiddetli geçimsizlik sonucu yaşanan ve ölümle biten trajik bir kaza/cinayet olayına dayanmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...