
Film, İstanbul’da yaşayan ve birbirlerini uzun yıllardır tanıyan dört arkadaşın; Ender, Selçuk, Gül ve sarsıntılı ilişkilerinin merkezindeki hikâyeyi konu alır. 1998 ve 2008 yılları arasında gidip gelen doğrusal olmayan kurgusuyla film, karakterlerin gençlik ideallerinden, entelektüel hırslarından ve aşklarından nasıl uzaklaştıklarını gözler önüne serer. Hikâye, sadece iki farklı zaman dilimini değil, aynı zamanda karakterlerin içsel dünyalarındaki o devasa boşluğu, yani "ara"da kalmışlığı temsil eder.
Bir akşam yemeği sofrasında veya bir mutfak sohbetinde geçen diyaloglar, zamanla yerini bastırılmış öfkelere ve saklanmış sırlara bırakır. Kendi tarihlerini yazmaya çalışan bu dört orta sınıf entelektüel, on yılın sonunda aslında ne istediklerini ve neleri kaybettiklerini sorgularken izleyiciyi de kendi hayatının duraklarını düşünmeye iter. Ara, bir şehrin ve bir kuşağın değişimini, kapalı mekanların boğucu ama dürüst atmosferinde anlatır.
Filmin başrollerini Erdem Akakçe, Betül Çobanoğlu, Serhat Tutumluer ve Selen Uçer paylaşıyor. Her bir oyuncu, karakterinin on yıllık fiziksel ve ruhsal değişimini o kadar büyük bir titizlikle yansıtıyor ki, makyajın ötesinde bir performans bütünlüğü sergiliyorlar. Selen Uçer ve Betül Çobanoğlu, kadınlık hallerini ve hayal kırıklıklarını oldukça katmanlı bir şekilde sunarken; Erdem Akakçe ve Serhat Tutumluer, erkeklik krizlerini ve entelektüel tıkanmışlığı başarıyla sırtlanıyor.
Oyuncu kadrosunun sergilediği bu doğal ve abartısız performanslar, filmin bir tiyatro oyunu samimiyetinde ama sinema estetiğinde kalmasını sağlıyor. Özellikle karakterlerin birbirlerine attıkları kaçamak bakışlar ve sessizlik anları, diyaloglar kadar güçlü bir anlatı oluşturuyor.
Yönetmen Ümit Ünal, Ara ile Türk sinemasında nadir görülen bir kurgu ustalığına imza atıyor. 1998 ve 2008 yılları arasındaki geçişler, izleyiciyi yormadan tam tersine hikâyenin gizemini ve duygusal etkisini artıracak şekilde tasarlanmış. Film, dar mekanları birer klostrofobi alanına dönüştürerek karakterlerin sıkışmışlığını fiziksel olarak da hissettiriyor. Yönetmenlik dili, karakterlerini yargılamadan sadece onları gözlemleyen, yer yer sert ama her zaman dürüst bir tonda ilerliyor.
İnsan psikolojisine dair derinlikli analizler içeren, diyalog odaklı yapımlardan hoşlanan izleyiciler bu filmi kesinlikle listesine almalı. Özellikle yerli sinema içinde farklı bir anlatım tarzı arayanlar ve toplumsal değişimlerin birey üzerindeki mikro etkilerini merak edenler için Ara, çok güçlü bir seyirlik. Eğer hayatınızdaki keskin virajları ve "keşke"leri sorguladığınız bir dönemdeyseniz, bu psikolojik dram size tanıdık gelecektir.
Bu film, sadece bir arkadaş grubunun hikâyesi değil; aynı zamanda Türkiye'nin son on yılındaki kültürel ve sosyal dönüşümün de bir özeti niteliğindedir. Sinemada zaman algısıyla oynayan ve bu oyunu karakter gelişimiyle birleştiren nadir eserlerden biri olduğu için izlenmeli. Size büyük cevaplar vaat etmiyor, aksine doğru soruları sormanızı sağlıyor.
Zaman ve Değişim: On yılın insan ruhunda ve fiziksel görünümünde bıraktığı geri dönülemez izler.
İletişimsizlik: En yakın dostların bile birbirlerine anlatamadığı, sakladığı sırlar ve bastırılmış duygular.
Arafta Kalmak: Geçmiş ile gelecek, idealler ile gerçekler arasında sıkışıp kalmış bireyler.
Sınıfsal Sancılar: Şehirli orta sınıf entelektüellerin varoluşsal krizleri.
Zaman kurgusu ve karakter çatışmaları açısından Zeki Demirkubuz’un Masumiyet veya Kader filmleriyle akrabalık kurabilirsiniz. Ayrıca, bir grup arkadaşın geçmişle hesaplaşmasını konu alan 9 (yine bir Ümit Ünal filmi) ve oda oda ilerleyen gerilimiyle Issız Adam gibi yapımlar Ara izleyicisi için ilginç birer film önerisi olabilir.
Film, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde "Jüri Özel Ödülü" ve "En İyi Senaryo" ödüllerine layık görülmüştür.
Ümit Ünal, bu filmi çok kısıtlı bir bütçeyle ve neredeyse tek mekanda çekerek bağımsız sinemanın gücünü kanıtlamıştır.
Filmin müzikleri, hikâyenin melankolik yapısını destekleyecek şekilde özenle seçilmiştir.
Film, hem 1998 ile 2008 arasındaki "ara" zaman dilimini hem de karakterlerin hayatlarında bir türlü karar veremedikleri, askıda kalan "ara" durumları temsil etmektedir.
Yönetmen, zaman geçişlerini karakterlerin saç kesimleri, giyim tarzları ve mekanın dekorasyonundaki küçük ama belirgin değişimlerle, kurgu hilelerine başvurmadan doğal bir şekilde veriyor.
Hayır, film Ümit Ünal’ın özgün senaryosudur; ancak yönetmenin edebi yönü kuvvetli olduğu için film roman tadında bir derinliğe sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...