

Marina

Bella

Spyros

Engineer

Funeral Home Employee

Hospital Manager
Bella's Boyfriend
Nurse
Forklift Driver
Forklift Driver
Yunan sinemasının en ilginç örneklerinden biri olan bu yapım, izleyiciyi alışılmışın dışında bir büyüme hikayesine davet ediyor. Başkarakterimiz Marina, insanları anlamak yerine onları David Attenborough’un belgesellerindeki canlılar gibi uzaktan gözlemlemeyi tercih ediyor. Sosyal normların dışına taşan bu yaklaşım, izleyiciye derin bir yabancı dram filmleri deneyimi sunarken aynı zamanda karakterin yalnızlığını hissettiriyor.
Film, karakterlerin aniden kuşlar gibi yürümeye başladığı veya tuhaf sesler çıkardığı sahnelerle dolu. Bu anlar, ciddiyetin ortasında aniden beliren bir yabancı komedi filmleri havası yaratarak seyirciyi şaşırtmayı başarıyor. Marina’nın arkadaşı Bella ile olan "insanlık pratikleri", aslında toplumsal kuralların ne kadar yapay olduğunu yüzümüze vuruyor.
Marina’nın babasıyla olan ilişkisi, hikayenin en dokunaklı ve sarsıcı yanını oluşturuyor. Modernist bir mimar olan babasının ölümü bekleyişi, filmi sıradan bir gençlik hikayesinden çıkarıp güçlü bir yabancı dram filmleri kategorisine taşıyor. Kasabanın gri binaları arasında filizlenen bu baba-kız diyaloğu, varoluşsal sancıları en saf haliyle yansıtıyor.
Bazı sahnelerde karakterlerin saflığı ve beceriksizliği, izleyiciyi gülümseten kaliteli yabancı komedi filmleri anlarını hatırlatıyor. Ancak bu gülümsemenin hemen arkasında, modern dünyanın getirdiği derin bir yabancılaşma hissi pusuda bekliyor. Yönetmen Tsangari, bu ince çizgide yürüyerek hem güldürmeyi hem de derinden etkilemeyi ustalıkla başarıyor.
Cinselliği ve duyguları tamamen teknik bir merakla keşfeden Marina, izleyicinin kendi iç dünyasını sorgulamasına neden oluyor. Bu keşif süreci, klasik bir anlatıdan uzak olduğu için en etkileyici yabancı dram filmleri listelerinde her zaman kendine yer buluyor. Filmin sessizliği ve duruluğu, aslında içinde fırtınalar kopan bir ruh halinin yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Eğer ana akım sinemadan sıkıldıysanız ve farklı bir perspektif arıyorsanız, bu film tam size göre bir tercih olabilir. İçinde barındırdığı ince espriler sayesinde, zekice kurgulanmış yabancı komedi filmleri tadında sahnelerle sıkılmadan ilerleyebilirsiniz. Hem görsel estetiği hem de özgün müzikleriyle bu yapım, hafızanızda uzun süre yer edecek gibi görünüyor.
Bu akımın en önemli temsilcilerinden biri olarak Attenberg, izleyiciyi konfor alanından çıkartıp rahatsız edici bir gerçeklikle baş başa bırakıyor. Duygusal yoğunluğuyla öne çıkan yabancı dram filmleri arasında, bu kadar minimalist olup bu kadar çok şey söyleyen yapım sayısı oldukça azdır. Karakterlerin arasındaki boşluklar, bazen en yüksek tondan söylenen sözlerden daha fazla anlam ifade ediyor.
Film bittiğinde kendinizi hem hüzünlü hem de absürt bir neşenin içinde bulmanız çok olası. Bir yandan hayata dair ağır sorular sorarken, diğer yandan yabancı komedi filmleri sahnelerini aratmayan anlarla sizi rahatlatıyor. Attenberg, sadece bir film değil, insan doğasına dair çekilmiş en tuhaf ve samimi belgesellerden biri olarak sinema tarihindeki yerini koruyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...