
La Luna, küçük bir çocuğun babası ve dedesiyle birlikte gece yarısı denizin ortasında çıktığı gizemli bir yolculuğu konu alır. Bambino adındaki bu meraklı çocuk için o gece, aile geleneğine ilk adımını atacağı çok özel bir andır. Denizin ortasında durduklarında, devasa bir merdiven yardımıyla gökyüzüne, yani Ay’ın yüzeyine tırmanırlar. Burada onları bekleyen şey ise, Ay’ın parıltısını korumak için oraya düşen yıldızları süpürmektir.
Ancak Bambino, iki farklı otorite figürü olan babası ve dedesi arasında kalır. Babası işlerin kendi bildiği gibi yapılmasını isterken, dedesi ise eski usullerin doğruluğunda diretir. Küçük çocuk, bu iki farklı neslin çatışması içinde kendi yolunu ve tarzını bulmaya çalışırken, gökyüzünden düşen devasa bir yıldız her şeyi değiştirecektir. Hikâye, geleneklerin ağırlığı ile bireysel keşiflerin hafifliği arasındaki o ince çizgide ilerler.
Bu kısa filmde karakterler konuşmak yerine kendilerine has mırıltılar ve jestlerle iletişim kurarlar. Seslendirme kadrosunda yer alan Krista Sheffler (Bambino), Tony Fucile (Baba) ve Phil Sheridan (Dede), karakterlerin duygusal derinliğini ses tonlamalarıyla mükemmel bir şekilde yansıtırlar.
Bambino’nun saflığı, babasının sert ama öğretici tavrı ve dedesinin inatçı bilgeliği, fiziksel komedi unsurlarıyla harmanlanarak izleyiciye sunulur. Karakterlerin tasarımı, İtalyan halk hikâyelerindeki figürleri andıran sıcak ve samimi bir dokuya sahiptir.
Casarosa’nın yönetmenliğindeki La Luna, Pixar’ın en şiirsel ve sanatsal işlerinden biri olarak kabul edilir. Film, sulu boya dokusunu andıran görselliğiyle bir çocuk kitabının sayfaları arasında geziniyormuş hissi uyandırır. Michael Giacchino’nun bestelediği müzikler, Ay’ın üzerindeki o büyülü atmosferi ve aile bağlarının duygusallığını pekiştiren en önemli unsurdur. Tempo, kısa süresine rağmen izleyiciyi merak içerisinde tutacak kadar dengelidir ve finalindeki o naif dokunuşla kalıcı bir iz bırakır.
Ailecek izlenebilecek, her yaştan bireye farklı bir anlam sunan yapımları sevenler bu filmi mutlaka izlemelidir. Özellikle görsel kalitesi yüksek sanatsal animasyon filmleri tutkunları için La Luna teknik bir referans noktasıdır. Çocuklar için büyüleyici bir masal niteliği taşırken, yetişkinler için kuşak çatışmaları ve kendi kimliğini bulma üzerine derin mesajlar barındırır.
Film, gelenekleri reddetmeden ama onlara körü körüne bağlı da kalmadan "kendi yolunu bulma" temasını en saf haliyle işler. Işıl ışıl parlayan yıldızlar ve Ay’ın o eşsiz dokusu, ekran başında görsel bir meditasyon deneyimi sunar. Pixar’ın duygusal zekasının en parlak örneklerinden biri olması, onu sıradan bir kısa filmden çok daha fazlası yapar.
Kuşak Çatışması: Eski ve yeni yöntemler arasındaki komik ama düşündürücü çekişme.
Kendi Kimliğini Bulma: Başkalarının beklentileri yerine kendi çözüm yollarını keşfetme cesareti.
Aile Bağları: Ortak bir amaç uğruna çalışmanın ve gelenekleri devretmenin önemi.
Hayal Gücü: Gökyüzündeki doğa olaylarına getirilen fantastik ve şiirsel açıklamalar.
Eğer La Luna’nın masalsı dünyasından keyif aldıysanız, yine bir çocuğun hayal dünyasına odaklanan Piper veya duygusal derinliğiyle ön plana çıkan kısa filmler arasındaki Day & Night yapımlarına göz atabilirsiniz. Ayrıca yönetmen Enrico Casarosa’nın bu filmdeki atmosferi uzun metraja taşıdığı Luca (2021) filmi de benzer bir ruhu taşımaktadır.
Yönetmen Enrico Casarosa, hikâyeyi oluştururken kendi çocukluğunda babası ve dedesiyle olan ilişkisinden ilham almıştır.
Film, 84. Akademi Ödülleri'nde "En İyi Kısa Animasyon Filmi" dalında aday gösterilmiştir.
Ay’ın yüzeyindeki yıldızların çıkardığı sesler, aslında cam kristallerin birbirine çarpma seslerinden tasarlanmıştır.
İtalyanca bir kelime olan La Luna, Türkçede "Ay" anlamına gelmektedir. Film, Ay’ın parıltısının kaynağına dair fantastik bir hikâye sunduğu için bu ismi almıştır.
Yönetmen, hikâyenin evrenselliğini korumak ve izleyicinin dile değil duygulara odaklanmasını sağlamak amacıyla anlamsız ama duygusal tınıları olan mırıltılar (gibberish) kullanmayı tercih etmiştir.
La Luna’da daha geleneksel, el yapımı ve sulu boya estetiği tercih edilmiştir. Bunun sebebi, hikâyenin bir masal atmosferinde geçmesi ve yönetmenin Avrupa sanatına duyduğu ilgidir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...