

Hasan
Emine
Serdar
Nisa
Kadir

Muzaffer

Hakim Mehmet

Bankacı Halil

Turgut

Çoban
Hasan, geçimini topraktan sağlayan ve ailesinden miras kalan meyve bahçesini korumak için büyük bir mücadele veren orta yaşlı bir çiftçidir. Modern dünyanın tarım politikaları ve ekonomik zorlukları arasında sıkışan Hasan, bahçesinin tam ortasına dikilmek istenen bir elektrik direğine karşı hukuk mücadelesi verirken, bir yandan da eşiyle birlikte kutsal bir yolculuğa hazırlanmaktadır. Yıllardır bekledikleri Hac kurasının çıkması, Hasan için sadece dini bir görev değil, aynı zamanda manevi bir arınma fırsatı haline gelir.
Ancak Hac yolculuğuna çıkmadan önce yerine getirilmesi gereken önemli bir gelenek vardır: Kul hakkından kurtulmak ve herkesle helalleşmek. Hasan, bu süreçte geçmişte yaptığı hatalar, kırdığı kalpler ve kendi hırsları yüzünden göz yumduğu haksızlıklarla yüzleşmek zorunda kalır. Bahçesini kurtarma hırsı ile ruhunu arındırma arzusu arasında kalan Hasan’ın bu sessiz ama derin çatışması, izleyiciye insan doğasının karmaşıklığını ve dürüstlüğün gerçek bedelini sorgulatıyor.
Filmin yükünü, Hasan karakterine hayat veren Umut Karadağ büyük bir başarıyla sırtlanıyor. Karadağ, karakterin iç dünyasındaki fırtınaları, dışarıya vurduğu sert ama yorgun mizacıyla harikulade bir dengede sunuyor. Minimalist oyunculuğu, Hasan’ın yaşadığı ahlaki ikilemleri seyirciye en doğal haliyle geçirmesini sağlıyor.
Hasan'ın eşi Emine rolünde izlediğimiz Filiz Bozok, sabırlı ve inançlı Anadolu kadını profilini derinlikli bir şekilde yansıtıyor. Emine'nin Hac heyecanı ile kocasının içsel huzursuzluğu arasındaki tezat, filmin duygusal yükünü artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Yan karakterlerin her biri, Hasan’ın geçmişindeki bir pişmanlığı veya toplumsal bir sorunu temsil ederek kadronun dramatik etkisini pekiştiriyor.
Usta yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun "Bağlılık Üçlemesi"nin ikinci halkası olan bu yapım, yönetmenin imzası haline gelen ağır tempo ve büyüleyici görselliği bir araya getiriyor. Film, her karesi bir tabloyu andıran sinematografisiyle Anadolu’nun doğasını ve insan ruhunun ıssızlığını aynı anda resmediyor. Kaplanoğlu, bu festival filmi ile didaktik bir dil kullanmadan, izleyiciyi bir karakterin vicdan azabına ortak ediyor. Toprak, su ve insanın birbirine olan bağlılığını lirik bir dille ele alan yapım, Cannes Film Festivali başta olmak üzere pek çok platformda büyük beğeni toplamıştır.
Yavaş sinemadan (slow cinema) keyif alan, derinlikli karakter analizlerini ve etik sorgulamaları seven izleyiciler için bu film bir başyapıt niteliğindedir. Manevi temalı dram türündeki hikâyelere ilgi duyanlar ve Türk sinemasının uluslararası alandaki başarısını merak eden sinemaseverler mutlaka izlemeli. Eğer aksiyon ve hızdan ziyade ruhsal bir yolculuk arıyorsanız, Hasan’ın hikâyesi sizi derinden etkileyecektir.
Film, izleyiciye "Gerçekten temiz bir başlangıç yapmak mümkün müdür?" sorusunu sorduruyor. Modern insanın çıkarları ile inançları arasındaki sıkışmışlığını en çıplak haliyle gösteren Bağlılık Hasan, görsel bir şölen sunarken aynı zamanda ahlaki bir ayna görevi görüyor. Semih Kaplanoğlu’nun titiz yönetmenliği ve Umut Karadağ’ın devleşen performansı için bile bu yapıma vakit ayrılmalı.
Vicdan Muhasebesi: Geçmişin yüklerinden kurtulmadan geleceğe ve huzura yürümenin imkansızlığı.
Toprak ve Aidiyet: İnsanın köklerine ve mirasına olan tutkulu bağlılığı ile doğayla olan çatışması.
Arınma ve İnanç: Hac yolculuğu ekseninde, bireyin kendisiyle ve yaradanla olan dürüstlük sınavı.
Bu filmin dinginliğini ve ahlaki sorgulamalarını sevdiyseniz, üçlemenin ilk filmi olan Bağlılık Aslı’yı veya Nuri Bilge Ceylan imzalı ödüllü Kış Uykusu gibi yapımları izleyebilirsiniz. Ayrıca manevi yolculukları işleyen Mecid Mecidi filmleri de benzer bir duygu dünyası sunabilir.
Film, 94. Akademi Ödülleri'nde (Oscar) Türkiye'nin "En İyi Uluslararası Film" adayı olarak gösterilmiştir.
Çekimler, Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde, bölgenin eşsiz doğal ışığı ve atmosferi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.
Senaryo aşamasında Semih Kaplanoğlu, modern tarım yöntemlerinin ve bürokrasinin geleneksel yaşam üzerindeki baskısını bizzat gözlemlemiştir.
Elektrik direği, Hasan’ın hayatına dışarıdan müdahale eden modernizmi ve karakterin sahip olduğu her şeyi kontrol etme arzusunu simgeleyen önemli bir metafordur.
Hayır, hikâyeler birbirinden bağımsızdır ancak "Bağlılık" teması üzerinden yönetmenin kurduğu evreni daha iyi anlamak için seriyi takip etmek keyifli olabilir.
Yönetmen, izleyicinin karakterin iç sesini ve doğanın kendi müziğini duymasını sağlamak amacıyla sessizliği ve doğal sesleri tercih etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...