
Makedonya’nın huzurlu ve büyüleyici bir köyünde yaşayan küçük Bade, dünyanın en lezzetli balını yapan aksi dedesi ile dünyanın en güzel kaymağını yapan inatçı ninesi arasında kalmıştır. Bade’nin dedesi ve ninesi, yıllar önce yaşanan bir olay nedeniyle birbirlerine küsmüşlerdir ve o günden beri köylüler dahil herkesi ikiye bölen bir "bal-kaymak" rekabeti gütmektedirler.
Küçük Bade, bu iki inatçı ihtiyarı barıştırmak ve ailesini yeniden bir araya getirmek için kolları sıvar. Ancak bu süreçte hem köyün renkli karakterleri hem de doğanın sunduğu sürprizler hikayeye dahil olur.
Film, hem tecrübeli isimleri hem de geleceğin yıldızlarını bir araya getiriyor:
Tarık Ünlüoğlu: Köyün en iyi balını yapan, sert ama yufka yürekli dede rolünde harikalar yaratıyor.
Sabina Toziya: Nene karakteriyle, inatçılığın ve şefkatin mükemmel bir dengesini sunuyor.
Beren Gökyıldız (Bade): Filmin kalbi olan küçük kızı, o dönemdeki muazzam enerjisiyle canlandırıyor.
Filiz Ahmet ve Kenan Ece: Hikayenin duygusal derinliğini artıran ve geçmişe dair düğümleri tutan karakterler olarak karşımıza çıkıyorlar.
Yönetmen Onur Ünlü, bu filmde Makedonya'nın (özellikle Lazaropole köyü) kartpostal gibi manzaralarını kullanarak izleyiciye görsel bir şölen sunmuş. Film, klasik bir komedi ya da dramdan ziyade, bir "iyilik hikayesi" gibi kurgulanmış. Anadolu’nun ve Balkanlar’ın ortak kültürel dokusu olan "inatçılık" ve "misafirperverlik" temaları çok naif bir dille işlenmiş.
Sinematografik açıdan doğanın yeşili ve Balkan evlerinin taş dokusuyla bezeli, teknik anlamda dingin ama akıcı bir yerli film. Bir platform filmi olarak dijital mecralarda ailece izlenecek, huzur veren yapımlar listesinde her zaman üst sıralarda yer alıyor.
Gündelik hayatın karmaşasından kaçıp bir süreliğine huzur dolu bir köye gitmek isteyenler, çocuklu aileler ve büyükanne-büyükbaba sevgisini özleyenler için mükemmel bir seçim. Eğer Babam ve Oğlum’un o hüzünlü havasından ziyade, daha umut dolu ve masalsı bir aile hikayesi arıyorsanız, bu aile filmi tam size göre.
Film, en büyük anlaşmazlıkların bile bir çocuğun saflığı ve bir kaşık "bal-kaymak" tadındaki sevgiyle çözülebileceğini hatırlatıyor. Nicole Kidman’ın Destroyer’daki o sert, gri ve umutsuz şehir atmosferinin tam zıddı olarak; Bal Kaymak, güneşin, toprağın ve sütün saflığını izleyiciye hissettiriyor. Tarık Ünlüoğlu’nun o kendine has oyunculuğu için bile izlenmeye değer.
İnatçılık: Yıllar süren küslüklerin anlamsızlığı ve gururun önüne geçen sevgi.
Aile Bağları: Kuşaklar arası köprü kuran çocukların gücü.
Doğa ve Gelenek: Doğal üretim (bal ve kaymak) üzerinden geleneksel yaşamın güzelliği.
Balkan Kültürü: Bölgenin sıcak insan ilişkileri ve eşsiz atmosferi.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...