
One Hour Photo, dev bir süpermarketin fotoğraf bölümünde çalışan Seymour "Sy" Parrish’in hikayesini konu alıyor. İşine aşırı derecede bağlı ve titiz olan Sy, yıllardır fotoğraflarını tab ettiği Yorkin ailesine karşı hastalıklı bir hayranlık beslemektedir. Sy için Yorkinler, sadece bir müşteri değil; kendisinin hiç sahip olamadığı, her karesi mutluluk dolu o "ideal" ailedir. Ancak One Hour Photo, bu hayranlığın yavaş yavaş kontrol edilemez bir takıntıya dönüşmesini ustalıkla işliyor.
Filmde Sy, ailenin hayatına o kadar hakimdir ki kendini adeta onların "Sy Amcası" olarak görür. Kendi yalnız ve steril dünyasını, başkalarının anılarıyla doldurmaya çalışan bu adamın trajedisi, izleyiciyi hem korkutuyor hem de ona karşı tuhaf bir acıma duygusu uyandırıyor. One Hour Photo, dijital çağın hemen öncesinde, mahremiyetin ve yabancılaşmanın sınırlarını sorgulayan zamansız bir gerilim sunuyor.
Yönetmen Mark Romanek, One Hour Photo filminde soğuk ve steril renk paletleri kullanarak Sy’ın iç dünyasındaki boşluğu beyaz perdeye yansıtıyor. Film, sadece bir "takıntılı takipçi" hikayesi değil, aynı zamanda insanların fotoğraflarda neden sadece mutlu anlarını ölümsüzleştirdiğine dair felsefi bir sorgulama. Yorkin ailesinin dışarıdan kusursuz görünen hayatındaki çatlaklar ortaya çıktığında, Sy’ın bu "mükemmelliği" koruma çabası işleri geri dönülemez bir noktaya sürüklüyor.
Eğer klasikleşmiş bir psikolojik gerilim arıyorsanız, One Hour Photo mutlaka listenizde olmalı. Robin Williams’ın kariyerindeki en uç ve etkileyici performanslardan birine tanıklık etmek, yalnızlığın bir insanı ne kadar ileri götürebileceğini görmek için bu film eşsiz bir tercih. One Hour Photo, jenerik aktıktan sonra bile zihninizde uzun süre yankılanacak sahnelerle dolu.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...