
Belgesel
Raoul Peck imzalı bu belgesel, James Baldwin’in yarım kalan "Remember This House" adlı el yazması notlarına dayanıyor. Film, Baldwin’in yakın dostları olan üç önemli figürün; Medgar Evers, Malcolm X ve Martin Luther King Jr.'ın suikastları üzerinden Amerika'nın siyahi geçmişini ve bugününü sorguluyor. Baldwin’in keskin zekası ve öngörüsüyle harmanlanan anlatı, sadece bir biyografi değil, aynı zamanda modern toplumun vicdanına tutulmuş dev bir ayna niteliği taşıyor.
Belgesel, arşiv görüntülerini, film kesitlerini ve haber bültenlerini Samuel L. Jackson’ın etkileyici seslendirmesiyle birleştiriyor. 1960’ların sivil haklar mücadelesinden günümüzdeki "Black Lives Matter" hareketine kadar uzanan süreçte, ırkçılığın sadece bir nefret meselesi değil, sistemik bir yapı olduğu gerçeğiyle izleyiciyi yüzleştiriyor. Hikâye, geçmişin hayaletlerinin aslında hiç gitmediğini, sadece kılık değiştirdiğini derin bir melankoli ve öfkeyle anlatıyor.
Filmin odak noktasında, kelimeleriyle bir devrim yaratan James Baldwin yer alıyor. Baldwin’in kendi sesinden ve yazılarından süzülen düşünceler, filmin omurgasını oluşturuyor. Samuel L. Jackson, Baldwin’in metinlerini seslendirirken kariyerinin en etkileyici ve ölçülü performanslarından birini sergiliyor; bağırmadan, sadece kelimelerin ağırlığını hissettirerek izleyiciye ulaşıyor.
Kadronun diğer "görünmez" oyuncuları ise arşiv görüntüleriyle karşımıza çıkan Malcolm X, Martin Luther King Jr. ve Medgar Evers. Film, bu üç liderin arasındaki ideolojik farklardan ziyade, ortak kaderlerine ve Baldwin’in gözünden onların insanı yönlerine odaklanıyor. Bu tarihsel figürler, editoryal bir yaklaşımla, sadece birer kahraman olarak değil, adaletsizliğe karşı duran yorgun ama kararlı ruhlar olarak portreleniyor.
Yönetmen Raoul Peck, doğrusal bir tarih anlatımı yerine duygusal ve düşünsel bir kolaj tercih ediyor. Filmin kurgusu, izleyiciyi bir fikirden diğerine sürüklerken aradaki bağlantıları seyircinin kurmasına izin veriyor. Görsel dilin gücü, Hollywood’un siyahi karakterleri nasıl karikatürize ettiğini gösteren eski film klipleriyle birleştiğinde, sinemanın bir propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığına dair de sert bir eleştiri sunuyor.
Sosyolojik derinliği olan belgesel yapımlardan hoşlanan ve toplumsal adalet konularına ilgi duyan herkes bu filmi listesine almalı. Amerikan tarihinin karanlık dehlizlerini merak edenlerin yanı sıra, James Baldwin’in edebi dehasıyla tanışmak isteyen biyografi severler için de eşsiz bir kaynak. Sinemanın toplumsal dönüşüm gücüne inanan izleyiciler bu yapımda aradıkları entelektüel tatmini bulacaklardır.
Bu yapım, ırkçılığı sadece "öteki"nin sorunu olarak değil, beyaz Amerikalıların ve genel olarak modern insanın kimlik inşasındaki bir çatlak olarak ele alıyor. Baldwin’in yıllar önce kurduğu cümlelerin bugün hâlâ taptaze ve geçerli olması, filmi zamansız bir başyapıt kılıyor. Sadece bir tarih dersi değil, aynı zamanda estetik bir sinema deneyimi sunması, onu türdeşlerinden ayıran en büyük fark.
Sistemik Irkçılık: Irkçılığın bireysel nefretten öte, toplumsal kurumların içine sızmış bir yapı olması.
Bellek ve Tarih: Geçmişteki acıların üstünün örtülmesinin, bugünkü şiddeti nasıl beslediği.
Kimlik Çatışması: "Zenci" (Negro) kavramının beyazlar tarafından yaratılmış bir illüzyon olduğu düşüncesi.
Irkçılık ve adalet temasını farklı açılardan ele alan 13th (Anayasa'nın 13. Maddesi) belgeseli, bu filmle mükemmel bir ikili oluşturur. Ayrıca kurgusal bir anlatı tercih edenler için Selma veya Malcolm X’in hayatına odaklanan yapımlar, James Baldwin’in çizdiği çerçeveyi tamamlayıcı nitelikte olacaktır.
Filmin anlatıcısı Samuel L. Jackson, James Baldwin’in üslubuna sadık kalabilmek için aylarca deneme kayıtları yapmıştır. Yönetmen Raoul Peck, Baldwin’in mirasçılarından aldığı özel izinle daha önce hiç yayınlanmamış notlara erişim sağlamış ve bu sayede filmin özgünlüğünü korumuştur. Film, 2017 yılında En İyi Belgesel dalında Oscar adayı gösterilmiştir.
Hayır, Baldwin metinlerinde ırkçılığın aslında beyaz insanın kendi iç dünyasındaki bir boşluktan ve korkudan kaynaklandığını savunarak genel bir insanlık eleştirisi yapar.
Jackson, Baldwin’in entelektüel öfkesini ve sakin ama keskin tonunu yansıtabilecek en güçlü seslerden biri olduğu için yönetmen tarafından bizzat tercih edilmiştir.
Evet, filmdeki tüm şiddet, protesto ve konuşma sahneleri gerçek arşiv görüntülerinden ve dönemin haber kaynaklarından derlenmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...