

Vincent MacKenna

Maggie Bronstein

Oliver Bronstein

Daka Parimova

Brother Geraghty

Zucko

David

Coach Mitchell

Terry

Robert Ocinski
Maggie, eşinden yeni boşanmış ve oğlu Oliver ile birlikte yeni bir hayata başlamaya çalışan bekar bir annedir. Uzun çalışma saatleri nedeniyle oğlu Oliver’a bakacak birini ararken, hayat karşılarına huysuz, ağzı bozuk, kumarbaz ve alkol düşkünü yan komşuları Vincent’ı çıkarır. İlk bakışta bir çocuğun yanına yaklaştırılmayacak kadar tekinsiz görünen Vincent, paraya olan ihtiyacı nedeniyle Oliver’ın bakıcılığını üstlenmeyi kabul eder.
Vincent, küçük Oliver’ı kendi dünyasına; at yarışı pistlerine, barlara ve striptiz kulüplerine götürürken, ona hayatta kalmanın sert ama gerçekçi derslerini verir. Ancak bu alışılmadık ikilinin arasındaki bağ derinleştikçe, Vincent’ın o katı ve itici dış kabuğunun altında, kimsenin bilmediği büyük fedakârlıklar ve hüzünlü bir geçmiş olduğu ortaya çıkar. Dram ve komedinin mükemmel bir dengede ilerlediği film, izleyiciye gerçek azizlerin bazen en beklenmedik bedenlerde gizli olduğunu kanıtlıyor.
Filmin kuşkusuz en büyük kozu, Vincent karakterine hayat veren usta oyuncu Bill Murray. Murray, huysuzluğu bile sempatik kılabilen o eşsiz enerjisiyle kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Karakterin hem itici hem de derinlemesine insani yönlerini ustalıkla yansıtan oyuncu, Altın Küre adaylığı ile başarısını taçlandırmıştır.
Oliver rolündeki genç yetenek Jaeden Martell, Bill Murray ile yakaladığı harika kimya sayesinde filmin duygusal yükünü başarıyla sırtlanıyor. Anne rolünde Melissa McCarthy, alışılagelmiş komedi rollerinin dışına çıkarak fedakâr bir anneyi büyük bir samimiyetle canlandırıyor. Ayrıca Naomi Watts, hamile bir hayat kadını rolünde sergilediği ters köşe performansla oyuncuları ve oyuncu kadrosu başarısını tamamlıyor.
Yönetmen Theodore Melfi, ilk uzun metrajlı filminde klişe gibi görünen bir "huysuz ihtiyar ve çocuk" hikâyesini, son derece özgün ve dokunaklı bir anlatıya dönüştürmeyi başarmış. Film, izleyiciyi ucuz duygusallıktan uzak tutarak, hayatın içindeki çiğ gerçekliği ve mizahı başarıyla harmanlıyor. Vincent’ın hayatındaki gizli trajedilerin yavaş yavaş aralanması, filmin temposunu ve duygusal etkisini finaldeki o unutulmaz konuşmaya kadar diri tutuyor.
Hayata dair umudunu tazelemek isteyenler, önyargıların nasıl yıkılabileceğini anlatan hikâyelerden hoşlananlar ve kaliteli bir komedi dramı arayanlar bu filmi mutlaka izlemeli. Eğer Bill Murray’nin kendine has mizah tarzına hayransanız ve içinizi ısıtacak samimi bir mahalle hikâyesi arıyorsanız, Benim Komşum Bir Melek sizin için doğru adres olacaktır.
Film, izleyiciye bir insanın değerini dış görünüşüyle veya yaşam tarzıyla değil, kalbinin derinliklerindeki eylemleriyle ölçmek gerektiğini hatırlatıyor. Klasik Hollywood kalıplarının aksine, karakterlerini "mükemmel" yapmaya çalışmıyor; onları tüm kusurlarıyla, günahlarıyla ve sevaplarıyla seviyor. Bill Murray’nin kulaklıklarıyla bahçede şarkı söylediği o meşhur sahne bile filmi izlemek için tek başına yeterli bir sebep.
Görünmeyen İyilik: Bir insanın dışarıya yansıttığı sert imajın altındaki şefkat.
Sıra Dışı Dostluk: Nesiller arası farklılıkların paylaşılan acılarla kapanması.
Azizlik ve İnsanlık: Modern dünyada birinin "aziz" olması için kusursuz olması gerekmediği.
Yalnızlık ve Dayanışma: Toplum tarafından dışlanan bireylerin birbirine tutunması.
Bu filmin sunduğu o hüzünlü ama umut dolu atmosferi sevdiyseniz, yine huysuz bir karakterin değişimini anlatan Benden Bu Kadar (As Good as It Gets) veya benzer bir dostluk temasını işleyen Can Dostum (The Intouchables) filmlerine mutlaka göz atmalısınız. Ayrıca Clint Eastwood’un başrolünde olduğu Gran Torino da daha sert ama benzer temalı bir yapım olarak ilginizi çekebilir.
Orijinal adı "St. Vincent" olan film, Oliver’ın okulda hazırladığı "Günümüz Azizleri" konulu ödevi üzerinden isimlendirilmiştir.
Bill Murray, rolü kabul etmeden önce yönetmen Theodore Melfi ile bir yolculuğa çıkmış ve karakterin derinlikleri üzerine uzun uzun tartışmıştır.
Filmin çekimleri bittikten sonra Bill Murray ve çocuk oyuncu Jaeden Martell gerçek hayatta da yakın dost kalmaya devam etmiştir.
Hayır, film tamamen kurgusal bir senaryoya sahip olsa da yönetmen Theodore Melfi kendi hayatındaki bazı insanlardan ve deneyimlerden esinlendiğini belirtmiştir.
Evet, filmin jenerik kısmında Bill Murray’nin Bob Dylan’ın "Shelter from the Storm" şarkısını uzun uzun mırıldandığı sahne tamamen doğaçlama gelişmiştir.
Film bir çocuk ve yaşlı arasındaki dostluğu anlatsa da Vincent’ın yaşam tarzı nedeniyle argo ve bazı yetişkin temaları içermektedir; bu nedenle ebeveyn gözetiminde izlenmesi önerilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...