
Death of a President, 2007 yılında Chicago'da geçen hayali bir suikastı, sanki bir televizyon belgeseliymiş gibi izleyiciye sunuyor. Filmde gerçek arşiv görüntüleri, dijital efektlerle manipüle edilmiş sahneler ve oyuncuların "tanık" röportajları o kadar kusursuz harmanlanmış ki, izlerken kendinizi gerçek bir haber bülteninin ortasında hissedebilirsiniz. Death of a President, bu "sahte belgesel" (mockumentary) tarzıyla izleyiciyi manipülasyonun gücüyle yüzleştiriyor.
Film, yalnızca bir liderin fiziksel yok oluşuna odaklanmıyor. Suikast sonrası gelişen olaylar, Death of a President filminin asıl omurgasını oluşturuyor. Güvenlik yasalarının nasıl sertleştiği, sivil özgürlüklerin nasıl kısıtlandığı ve "şüpheli" kavramının nasıl bir cadı avına dönüştüğü çarpıcı bir dille anlatılıyor. Death of a President, bir trajedinin ardından siyasi gücün nasıl yeniden şekillendiğini ve adaletin ne kadar kırılgan olabileceğini gözler önüne seriyor.
Suikast anından itibaren başlayan yoğun polis soruşturması, filmi bir polisiye-gerilim atmosferine sokuyor. Delillerin peşinden giden müfettişler ve zanlılar arasındaki köşe kapmaca, Death of a President boyunca tansiyonu bir an bile düşürmüyor. Kimin masum, kimin suçlu olduğu sorusu, izleyiciyi son ana kadar ekran başında tutan bir gizeme dönüşüyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...