
Pekin'in hızla değişen siluetinde, 40'lı yaşlarındaki Cai, sıradan bir hayat sürmektedir. Evliliği sessiz bir rutine dönüşmüş, yaşlı annesiyle olan ilişkisi ise artık sadece bir görev halini almıştır. Ancak bir gün, Cai'nin hayatı açıklanamayan bir fiziksel durumla sarsılır: Vücudu sebepsiz yere titremeye başlar. Tıbbi bir karşılığı olmayan bu durum, aslında bastırılmış duygularının, arzularının ve yıllardır süregelen kabullenişinin bir patlamasıdır.
Bu gizemli titreme, Cai'yi konfor alanından dışarı çıkmaya ve kendi bedenini, cinselliğini ve özgürlüğünü yeniden keşfetmeye zorlar. Modernleşen Çin'in gri atmosferinde, bir kadının görünmezlikten kurtulup kendi varlığını hissetme çabası, filmin merkezine yerleşir. Dram filmi türünün tüm zarafetini taşıyan yapım, sessiz bir çığlığın nasıl bir fırtınaya dönüşebileceğini büyüleyici bir görsellikle anlatıyor.
Cai karakterine hayat veren başrol oyuncusu, karakterin yaşadığı o ağır içsel dönüşümü neredeyse hiç konuşmadan, sadece bedensel diliyle aktarmayı başarıyor. Titreme nöbetleri sırasında sergilediği performans, izleyiciye karakterin yaşadığı korku ve ardından gelen tuhaf özgürleşme hissini derinden hissettiriyor.
Cai'nin eşini ve annesini canlandıran yan oyuncular, geleneksel aile yapısının ve toplumsal beklentilerin üzerindeki baskısını soğukkanlılıkla yansıtıyor. Oyuncu kadrosunun bu minimalist yaklaşımı, filmin editoryal gücünü artırarak karakterlerin arasındaki o derin uçurumu daha da belirginleştiriyor.
Yönetmen Qiu Yang, ilk uzun metrajlı filminde kısa filmlerinden aşina olduğumuz o titiz ve estetik kadraj anlayışını sürdürüyor. Filmin temposu, bir yağmur öncesi havası gibi ağır ama gerilimli bir bekleyiş üzerine kurulu. Sabit kamera planları ve doğal ses kullanımı, Cai'nin dünyasının ne kadar sıkışmış olduğunu vurgularken, görsel dilin şiirselliği filmi sıradan bir aile dramından çok daha yukarıya taşıyor.
İçsel yolculukları, karakter odaklı minimal anlatımları ve Uzak Doğu sinemasının o duru estetiğini sevenler için bu film kaçırılmaması gereken bir deneyim. Eğer toplumsal cinsiyet rolleri, orta yaş krizi ve bireysel özgürlük temalı sanat filmi yapımlarına ilgi duyuyorsanız, Biraz Yağmur Yağmalı sizi derinden etkileyecektir. Sessizliğin ve beden dilinin gücüne inanan sinemaseverler için oldukça doyurucu bir seyirlik sunuyor.
Bu yapım, bir kadının "kayboluşunu" değil, o kayboluşun içinden nasıl yeni bir benlik yarattığını anlatmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Modern hayatın getirdiği ruhsal uyuşukluğu fiziksel bir fenomen üzerinden işlemesi, hikâyeye özgün bir derinlik katıyor. Görsel olarak her karesi bir fotoğraf karesi kadar estetik olan film, izleyiciye kendi hayatındaki "titremeleri" sorgulatan felsefi bir derinlik vaat ediyor.
Beden ve Kimlik: Ruhun yaşadığı sıkışmışlığın fiziksel semptomlar üzerinden dışa vurumu.
Monotonluk ve İsyan: Rutine dönüşmüş bir hayatın içinden yükselen sessiz ama kararlı itiraz.
Orta Yaş ve Kadın Olmak: Toplumun kadınlara yüklediği rollerin orta yaşla birlikte gelen sorgulanışı.
Kentleşme ve İzolasyon: Kalabalık bir şehrin içinde bireyin yaşadığı derin yalnızlık ve yabancılaşma.
Eğer Cai'nin bu içsel arayışını sevdiyseniz, yine Çin sinemasından bir kadının adalet mücadelesini duru bir dille anlatan I Am Not Madame Bovary ilginizi çekebilir. Benzer bir orta yaş uyanışı ve yalnızlık teması için Sebastian Lelio imzalı Gloria veya Edward Yang’ın modern yaşam eleştirisi sunduğu Yi Yi filmleri de listenizde yer almalı.
Yönetmen Qiu Yang, daha önce Cannes Film Festivali'nde Kısa Film Altın Palmiye ödülünü kazanan ilk Çinli yönetmen olarak bu filmle büyük bir beklenti yaratmıştır.
Film, dünya prömiyerini 74. Berlin Film Festivali'nin (Berlinale) Karşılaşmalar bölümünde gerçekleştirmiştir.
Hikâye, yönetmenin kendi çevresinde gözlemlediği "görünmez kadınlar"ın hikâyelerinden esinlenerek kurgulanmıştır.
Filmde bu durum tıbbi bir teşhisle açıklanmaz; daha çok bastırılmış duyguların ve hayatın üzerindeki baskısının fiziksel bir metaforu olarak sunulur.
Evet, film minimalist ve gözlemci bir tarza sahiptir. Ancak bu tempo, karakterin ruh halini ve yaşadığı sıkışmışlığı izleyiciye hissettirmek için bilinçli bir tercihtir.
Film, klasik bir giriş-gelişme-sonuç yapısından ziyade bir durum tespiti sunar. Cai'nin yolculuğu bir varış noktasından çok, bir uyanışın başlangıcını temsil eder.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...