
Üniversiteden yeni mezun olan genç bir kadının, muhafazakar aile yapısı ile modern dünyanın getirdiği çelişkiler arasında kalışını izliyoruz. Büşra, toplumun çizdiği sınırların ötesine geçmeye çalışan, kendi kimliğini arayan bir karakterin samimi portresini çiziyor. Film, izleyiciye "Biz kimiz?" ve "Nereye aitiz?" sorularını sormaktan çekinmiyor.
Yaman, nihilist görüşleri ve sert kalemli yazılarıyla tanınan aykırı bir gazetecidir. Büşra ile yolları kesiştiğinde, her ikisi de savunma mekanizmalarını bir kenara bırakmak zorunda kalır. İki farklı kutbun, aslında derinlerde ne kadar benzer yaralara sahip olduğunu keşfetmeleri, hikayeyi trajik ama bir o kadar da naif bir noktaya taşıyor.
Film sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda karakterlerin taktığı maskelerin birer birer düşüşünü de anlatıyor. Büşra filmi içerisinde yer alan Ferit ve Alara gibi yan karakterler, toplumun her iki kesimindeki önyargıları ve samimiyetsizlikleri temsil ediyor. Hoşgörüsüzlüğün insanları nasıl yalnızlığa ittiği, Alper Çağlar'ın karakteristik rejisiyle beyazperdeye yansıyor.
Geleneksel değerlerle progresif arzuların çatışması, filmin ana eksenini oluşturuyor. Büşra, zekası ve bilgeliğiyle iki dünya arasında sıkışıp kalmışken, izleyiciyi bu içsel yolculuğun bir parçası haline getiriyor. Kendi sesini bulmaya çalışan genç bir kadının bu mücadelesi, güncelliğini her dönem korumayı başarıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...