
Korku
Büyücü, adaleti sağlamakla görevli bir polis memurunun, kendi zihninin karanlık dehlizlerinde kayboluşunu anlatan sarsıcı bir hikaye. Başkarakter Sinan, mesleki rutininde vahşi cinayet mahallerini incelerken, anlam veremediği halüsinasyonlar görmeye başlar. Görülerinin gerçeklikle bağını sorgulayan Sinan, bu durumu yardımcısı ve aynı zamanda sevgilisi olan Aslı’dan saklamaya çalışsa da, cinayetlerin ardı arkası kesilmez.
Olay yerinden toplanan deliller yalnızca katilin bir erkek olduğunu işaret ederken, üçüncü cinayet mahallindeki güvenlik kamerası görüntüleri her şeyi değiştirir. Kayıtlarda katilin yüzü net bir şekilde görüldüğünde Sinan ve Aslı büyük bir şok yaşarlar; çünkü ekrandaki yüz Sinan’ın ta kendisidir. Bu kırılma noktası, Sinan’ı çocukluğundan beri bir gölge gibi takip eden ve cinayet işlemeyi bir saplantı haline getiren ikiz kardeşi Serkan ile yüzleşmeye zorlar.
Filmin başrollerinde Çağla Kıvrık, Baran Arat ve Duru Demirhan yer alıyor. Özellikle Sinan ve Serkan gibi birbirine zıt ancak bir o kadar bağlı iki karakterin yarattığı gerilim, oyuncu performanslarıyla destekleniyor. Baran Arat, bir polisin yaşadığı akıl karışıklığını ve vicdani yükü başarıyla yansıtırken, Çağla Kıvrık sevgilisi ve meslektaşı arasındaki dengeyi kurmaya çalışan Aslı rolünde editoryal bir derinlik sunuyor.
Yönetmen Arkın Aktaç, Türk korku sinemasında alışık olduğumuz cin temalı hikayelerin dışına çıkarak daha çok psikolojik gerilim ve polisiye unsurları harmanlıyor. Filmin kısa süresi (1 saat 12 dakika), tempoyu sürekli yüksek tutarken izleyiciyi gereksiz ayrıntılardan uzaklaştırıp doğrudan Sinan'ın travmatik dünyasına hapsediyor. Işık oyunları ve halüsinasyon sahnelerindeki teknik tercihler, atmosferin tekinsizliğini başarıyla besliyor.
Psikolojik derinliği olan yerli korku filmleri seven izleyiciler için Büyücü, farklı bir deneyim vadediyor. "Katil kim?" sorusundan ziyade "Katille ne kadar yakınız?" sorusunu sorduran yapım, özellikle polisiye gerilim tutkunlarını hedef alıyor. Sürpriz sonlu ve kimlik karmaşası üzerine kurulu hikayelerden hoşlananlar bu filmi listesine alabilir.
Büyücü, şizofrenik bir bölünme ile gerçek bir ikiz kardeş vakası arasındaki ince çizgide yürüyor. Klasik korku ögelerini polisiye bir kurguyla birleştirmesi, filmi türün diğer örneklerinden ayırarak daha modern ve gizemli bir yapıya büründürüyor.
Geçmişin Gölgesi: Çocukluktan gelen sırların yetişkinlik hayatını nasıl mahvettiği.
İkizler ve Dualite: Bir elmanın iki yarısı gibi görünen kardeşlerin arasındaki "iyi-kötü" çatışması.
Gerçeklik Algısı: Halüsinasyonlar ve kanıtlar arasındaki çatışma, karakterin kendi zihnine duyduğu güvensizlik.
Bu filmin yarattığı tekinsiz atmosferi ve ikiz temasını sevdiyseniz, The Dark Half veya yerli sinemadan daha karanlık bir polisiye atmosferine sahip olan Ejder Kapanı gibi yapımları inceleyebilirsiniz. Ayrıca gerilim dolu sahneleri ile bilinen Arkın Aktaç'ın diğer işlerine de göz atabilirsiniz.
Film, çekim teknikleri ve senaryo yapısıyla izleyiciyi ters köşeye yatırmayı hedefliyor. Senarist Oktay Arabacı, karakterin iç dünyasındaki karmaşayı polisiyenin rasyonel dünyasıyla çarpıştırarak modern bir anlatı kurmayı amaçlamıştır.
Hayır, film temelinde bir korku yapımı olsa da yoğun olarak psikolojik gerilim ve polisiye gizem unsurlarını barındırmaktadır.
Filmdeki görsel anlatı ve ikiz teması gereği, karakterlerin benzerliği hikayenin merkezinde yer alıyor ve bu durum izleyicide bir kimlik karmaşası illüzyonu yaratıyor.
Hızlı bir prodüksiyon sürecinden geçen film, 1 saat 12 dakikalık süresiyle hikayeyi sarkıtmadan, vurucu bir dille anlatmayı tercih etmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...