

Yasemin

Barba

Mahir

Hacı

Murat

-

Ayşe

Suna
-

-
Mahir ve Yasir, hayatlarını müziğe adamış, İstanbul’un arka sokaklarında hayata tutunmaya çalışan iki ayrılmaz dosttur. Biri klarnet, diğeri kanun çalan bu iki yetenekli müzisyen, sadece geçimlerini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ruhlarını da notalarla doyururlar. Ancak bir gün hayatlarına giren büyüleyici ve hayat dolu Yasemin, bu sarsılmaz dostluğun en büyük sınavı haline gelir.
İki arkadaş da Yasemin’in cazibesine kapılırken, hikâye bir aşk üçgeninden ziyade, dostluğun, fedakârlığın ve o eski İstanbul’un naif ruhunun anlatısına dönüşür. Meyhanelerin dumanlı havasında, boğazın serin esintisinde ve Türk sanat müziğinin eşsiz tınıları eşliğinde ilerleyen film, izleyiciyi 1960’ların sosyal dokusuna götürür. Neşe ile hüznün, kahkaha ile gözyaşının iç içe geçtiği bu serüven, hayatın tüm renklerini bir şarkı tadında sunar.
Filmin başrollerini paylaşan Belçim Bilgin, Caner Cindoruk ve Engin Hepileri, karakterlerinin derinliğini başarıyla yansıtıyor. Belçim Bilgin, Yasemin karakteriyle hem enerjik hem de gizemli bir kadın portresi çizerken, filmin duygusal merkezinde yer alıyor. Caner Cindoruk ve Engin Hepileri ise Mahir ve Yasir rollerinde, aralarındaki sarsılmaz bağı ve aşk karşısındaki çaresizliklerini izleyiciye samimiyetle geçiriyorlar.
Kadroda ayrıca Türk sinemasının usta isimlerinden Devrim Yakut ve usta müzisyenlerin varlığı, filmin atmosferini güçlendiriyor. Oyuncuların enstrüman çalma sahnelerindeki inandırıcılığı ve dönemin ruhuna uygun oyunculuk tarzları, editoryal bir başarı olarak öne çıkıyor.
Usta yönetmen Nesli Çölgeçen’in imzasını taşıyan film, nostalji duygusunu ticari bir kaygıyla değil, sanatsal bir estetikle ele alıyor. Dram filmleri kategorisinde yer alsa da, içinde barındırdığı müzikal unsurlar ve absürt mizah kırıntılarıyla türler arası bir geçiş sağlıyor. Filmin sinematografisi, eski İstanbul’un estetiğini günümüz teknolojisiyle harmanlayarak göz alıcı bir görsellik sunuyor.
Filmin en güçlü yanı, hikâyeyi taşıyan müzikleridir. Klasik Türk müziğinin en seçkin eserlerinin kullanıldığı yapım, bir film olmanın ötesinde izleyiciye müzikal bir şölen vaat ediyor. Senaryodaki duygusal geçişler, yönetmenin tecrübeli dokunuşuyla birleşince, izleyicide buruk bir gülümseme bırakan kalıcı bir etki yaratıyor.
Bu film, özellikle eski İstanbul beyefendiliğine ve o dönemin mahalle kültürüne özlem duyanlar için kaçırılmaması gereken bir yapım. Türk sanat müziği tutkunları, notaların hikâyeye nasıl yön verdiğini görmek için bu yerli film tercihine şans vermelidir. Ayrıca dostluk ve aşk arasındaki o ince çizgiyi keşfetmeyi seven, duygusal yoğunluğu yüksek dramalardan hoşlanan izleyiciler için de oldukça tatmin edicidir.
Çalsın Sazlar, günümüzün hızlı ve mekanik dünyasından kaçıp, duyguların daha saf, aşkların daha derin yaşandığı bir döneme sığınmak için izlenmeli. Sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda bir dönemin eğlence kültürüne, meyhane geleneğine ve insan ilişkilerine tutulan bir aynadır. Belçim Bilgin’in performansıyla renklenen müzikal sahneler, filmi benzerlerinden ayıran en büyük özelliktir.
Dostluğun Gücü: Her şeye rağmen baki kalan arkadaşlık ve sadakat duygusu.
İmkânsız Aşk: Aynı kadına duyulan sevdanın yarattığı içsel ve dışsal çatışmalar.
Nostalji ve Değişim: Eski İstanbul’un kaybolmaya yüz tutan değerleri ve kültürel atmosferi.
Müzikle İyileşme: Hayatın acılarını ve sevinçlerini notalar aracılığıyla ifade etme biçimi.
Eğer bu filmin yarattığı nostaljik ve duygusal atmosferden keyif aldıysanız, yine bir dönem hikâyesi olan Unutursam Fısılda veya dostluğun sınırlarını zorlayan Gönül Yarası filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca müzik ve aşkın harmanlandığı Eşkıya gibi kült yapımlar da listenizde yer alabilir.
Yönetmen Nesli Çölgeçen, bu filmle Türk sinemasının unutulmaz klasiklerine selam gönderen bir anlatı kurmuştur.
Filmdeki müzikal sahneler için oyuncular uzun süreli ön hazırlık süreçlerinden geçmiş ve dönem enstrümanlarına dair eğitimler almışlardır.
Çekimler, İstanbul’un tarihi dokusunun korunduğu semtlerde yapılarak 1960’ların atmosferi aslına uygun şekilde yeniden inşa edilmiştir.
Film tamamen kurgusal bir senaryoya sahip olsa da, 1960'lı yılların gerçek İstanbul gece hayatından ve müzisyenlerin yaşam tarzından esinlenilerek kaleme alınmıştır.
Filmde ağırlıklı olarak Klasik Türk Müziği (Türk Sanat Müziği) eserleri yer almakta ve hikâyenin duygusal yapısını bu eserler şekillendirmektedir.
Oyuncular sahnelerin inandırıcılığını artırmak için yoğun enstrüman dersleri almışlardır, ancak profesyonel seslendirmeler usta müzisyenler tarafından gerçekleştirilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...