
Dram
Cano, yönetmen Mehmet Ali Konar’ın (Renksiz Rüya'nın da yönetmeni) sinemasal yolculuğunda önemli bir yere sahip olan, minimalist ve atmosferik bir yapım. Hikâye, en yakın arkadaşı Cano’dan bir süredir haber alamayan genç bir adamın, onu bulmak için yola çıkmasıyla başlar. Bu arayış, sadece fiziksel bir yolculuk değil, aynı zamanda bölgenin tekinsiz sessizliği ve belirsizliği içinde yapılan ruhsal bir kazıdır.
Cano’nun neden kaybolduğu, başına ne geldiği ya da nerede olduğu soruları, filmin geçtiği coğrafyanın tarihsel ve siyasi arka planıyla birleşir. Ancak yönetmen bu meseleleri sloganvari bir dille değil, karakterin içsel boşluğu ve doğanın kayıtsızlığı üzerinden anlatmayı seçer. Film, bir "kayıp" hikâyesi üzerinden aidiyet, korku ve dostluk kavramlarını editoryal bir titizlikle deşerken, izleyiciyi cevaplardan ziyade sorularla baş başa bırakıyor.
Filmin başrolünde yer alan oyuncular, Mehmet Ali Konar sinemasının o meşhur durağan ve derinlikli atmosferine başarıyla uyum sağlıyorlar. Başrol oyuncusu, Cano’yu ararken yaşadığı çaresizliği ve her geçen dakika artan gerilimi, diyaloglardan ziyade sessizliğiyle yansıtıyor.
Oyuncu Performansları: Filmdeki karakterler, bölge insanının o vakur ama endişeli duruşunu yansıtan son derece doğal performanslar sergiliyor. Profesyonel oyuncuların yanı sıra yerel halktan simaların da yer aldığı kadro, filmin bağımsız sinema ruhunu ve belgeselvari gerçekçiliğini pekiştiriyor.
Mehmet Ali Konar, Cano ile izleyiciye kolay bir seyirlik vaat etmiyor. Film, statik kamera kullanımı, uzun planlar ve bölgenin doğasını bir karakter gibi kullanan sinematografisiyle dikkat çekiyor. Dağların, tozlu yolların ve boş köylerin yarattığı görsel klostrofobi, hikâyenin özündeki "belirsizlik" temasını güçlendiriyor. Film, Türk sinemasında son yıllarda ivme kazanan "yeni dalga" Kürt sinemasının, politik olanı bireysel bir dram üzerinden estetik bir dille anlatan başarılı bir örneği olarak kabul ediliyor.
Eğer sinemada aksiyon ve hızlı kurgu yerine, atmosferin ve alt metnin gücüne inanıyorsanız Cano tam size göre. Karakter odaklı, yavaş akan ve izleyiciden sabır isteyen sanat filmi janrındaki yapımlardan hoşlananlar bu filmde kendinden bir şeyler bulacaktır. Ayrıca, bir coğrafyanın ruhunu ve o ruhun insan üzerindeki etkisini merak eden sinemaseverler için de etkileyici bir deneyim vaat ediyor.
Çünkü bu film, "kaybolmanın" sadece fiziksel bir durum olmadığını, bir coğrafyanın kaderi haline nasıl dönüştüğünü sessizce haykırıyor. Yönetmenin minimalist üslubu, izleyiciyi bir gözlemci olmaktan çıkarıp o tozlu yollarda arkadaşını arayan bir yolcuya dönüştürüyor. Sessizliğin içindeki çığlığı duymak ve bir dostluğun izini sürerken kendinizi bir toplumun belleğinde bulmak için izlenmesi gereken bir festival filmi.
Kayıp ve Arayış: Belirsiz bir şekilde ortadan kaybolan bir sevdiğinin ardından gidilen yol.
Coğrafya ve Kader: İnsanın yaşadığı toprağın sertliği ve siyasi atmosferiyle şekillenen hayatı.
Dostluk ve Vefa: Her türlü riski göze alarak bir arkadaşın izini sürmenin manevi ağırlığı.
Sessizlik ve Belirsizlik: Söylenemeyenlerin yarattığı o ağır ve tekinsiz atmosfer.
Cano'nun o puslu ve hüzünlü atmosferini sevdiyseniz, aynı yönetmenin bir diğer etkileyici işi olan Renksiz Rüya'yı (2017) mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir kayıp ve coğrafya temasını işleyen Kazım Öz imzalı Bahoz veya bir yol hikâyesi üzerinden toplumsal belleği sorgulayan Babamın Kanatları, Cano ile benzer bir dram frekansı paylaşır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...