

Sam Carpenter

Tara Carpenter

Mindy Meeks-Martin

Chad Meeks-Martin

Ethan Landry

'The Voice' (voice)

Quinn Bailey

Detective Bailey

Anika Kayoko

Danny Brackett
Woodsboro’daki son dehşetten sağ kurtulan dört kişi; Sam, Tara, Mindy ve Chad, trajik anılarını geride bırakmak ve yeni bir başlangıç yapmak için New York’a taşınırlar. Sam, kardeşini koruma içgüdüsüyle aşırı evhamlı birine dönüşmüşken, Tara sadece normal bir üniversite öğrencisi gibi yaşamak istemektedir. Ancak milyonlarca insanın arasında kaybolma hayalleri, maskeli bir katilin kalabalığın içinden çıkıp gelmesiyle hızla kabusa dönüşür.
Bu yeni Ghostface, öncekilerden çok daha agresif, hızlı ve kuralsızdır. Artık sadece ıssız evlerde değil, metrolarda, marketlerde ve şehrin en kalabalık meydanlarında kurbanlarını avlamaktadır. Sam ve Tara, geçmişin gölgeleriyle yüzleşirken bu kez yanlarında deneyimli gazeteci Gale Weathers ve geçmişten sürpriz bir isim olan Kirby Reed’i bulurlar. Çığlık 6, bir metropolün klostrofobik atmosferinde geçen, serinin en kanlı ve en yüksek tempolu gerilim filmi olarak sinemaseverleri selamlıyor.
Melissa Barrera (Sam) ve Jenna Ortega (Tara), karakterlerinin arasındaki sarsılmaz ama çatışmalı bağı bu filmde çok daha derin bir seviyeye taşıyorlar. Ortega’nın yükselen yıldız gücü, karakterinin dayanıklılığıyla birleşince seriye taze bir soluk getiriyor. Jasmine Savoy Brown ve Mason Gooding, "Çekirdek Dörtlü" (Core Four) olarak adlandırılan grubun duygusal ve mizahi dengesini başarıyla kuruyorlar.
Courteney Cox, efsanevi Gale Weathers rolüyle yine sahnede ve bu kez Ghostface ile olan en sert fiziksel karşılaşmalarından birini yaşıyor. Serinin dördüncü filminden tanıdığımız Hayden Panettiere’in Kirby Reed olarak geri dönmesi, hayranlar için muazzam bir nostalji kaynağı oluşturuyor. Dermot Mulroney ise Dedektif Bailey rolüyle hikâyeye otoriteryen bir ağırlık katıyor.
Yönetmenler Matt Bettinelli-Olpin ve Tyler Gillett, mekanı Woodsboro’dan New York’a taşıyarak seriye ihtiyaç duyduğu o tekinsiz genişliği kazandırmışlar. Şehrin kalabalığı içinde aslında ne kadar yalnız olunabileceğini gösteren sahneler (özellikle metro sahnesi), gerilim yönetiminin zirvesini oluşturuyor. Film, türün kurallarını bu kez "serileşmiş yapımlar" (franchise) üzerinden eleştirirken, şiddet dozajını serinin önceki tüm halkalarının üzerine çıkarıyor. Çığlık 6, modern bir slasher yapıtının nasıl hem saygılı hem de yenilikçi olabileceğinin kanıtı.
Sadece bir katil gizemi değil, aynı zamanda yüksek dozda adrenalin ve ustalıkla kurgulanmış kovalamaca sahneleri arayanlar bu filmi mutlaka izlemeli. Serinin önceki halkalarına aşina olanlar, gizli referansları ve müze niteliğindeki sahneleri görmekten büyük keyif alacaktır. Eğer şehir hayatının tekinsizliğini ve maskeli bir katilin modern dünyadaki dehşetini merak ediyorsanız, bu korku filmi beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacak.
Bu yapımı benzerlerinden ayıran en büyük özellik, Ghostface karakterinin evrimidir. Artık karşımızda sadece telefonla oyun oynayan bir katil değil, ateşli silah kullanabilen ve kurbanını en kalabalık yerlerde bile köşeye sıkıştırabilen bir avcı var. Sam Carpenter’ın içsel dünyasındaki karanlık ile katilin vahşeti arasındaki paralellik, hikâyeye psikolojik bir derinlik katıyor. Ayrıca serinin tarihindeki en etkileyici aksiyon koreografilerinden bazılarına sahip olması, filmi türün zirvesine taşıyor.
Şehirde Yalnızlık: Milyonlarca insanın arasında yardım çığlıklarının duyulmaması.
Seçilmiş Aile: Kan bağının ötesinde, travmalarla birleşmiş bir grubun sadakati.
Geçmişin Müzesi: Şiddetin bir hayranlık nesnesine dönüşmesi ve koleksiyon kültürü.
Kalıtım: Sam karakteri üzerinden şiddet eğiliminin genetik mi yoksa seçim mi olduğu tartışması.
New York sokaklarında geçen klostrofobik bir takip hissini sevdiyseniz, klasiklerden Friday the 13th Part VIII: Jason Takes Manhattan filmini nostaljik bir karşılaştırma için izleyebilirsiniz. Daha modern ve kanlı bir hayatta kalma mücadelesi için Don't Breathe (Nefesini Tut) veya zekice kurgulanmış bir diğer slasher olan Bodies Bodies Bodies keyifli birer alternatif olacaktır.
Bu film, serinin başrol oyuncusu Neve Campbell’ın (Sidney Prescott) yer almadığı ilk Çığlık filmidir.
Filmdeki Ghostface müzesi sahnesinde, serinin önceki beş filminde kullanılan orijinal kostümler ve silahların birebir kopyaları yer almaktadır.
Metro sahnesi, gerçekten New York metrosunda değil, Montreal'de özel olarak inşa edilen devasa bir sette çekilmiştir.
Senaryoda başlangıçta yer almasına rağmen, oyuncu Neve Campbell ile yapım şirketi arasındaki ücret anlaşmazlığı nedeniyle karakter hikâyeden çıkarılmıştır; ancak filmde Sidney'in nerede olduğuna dair kısa bir açıklama yer alır.
Evet, bu filmdeki Ghostface çok daha doğrudan ve öldürücü bir tarz benimsemiştir. Yönetmenler, izleyicinin bu kez katilden gerçekten korkmasını sağlamak için onu daha tehlikeli hale getirmiştir.
Çığlık 4'te bıçaklandığı halde öldüğü kesinleşmeyen Kirby'nin, FBI ajanı olarak geri dönmesiyle ağır yaralı kurtulduğu ve bu olaydan sonra travmasını bir güce dönüştürdüğü açıklanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...