

President Dale / Art Land

Marsha Dale

Barbara Land

Donald Kessler

Rude Gambler

Jerry Ross

Nathalie Lake

Jason Stone

General Decker

Tom Jones
Dünya, beklenmedik bir kozmik ziyaretin eşiğindedir: Marslılar devasa filolarıyla yeryüzüne inmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, bu ziyareti barışçıl bir ilk temas olarak değerlendirip büyük bir karşılama töreni düzenler. Ancak kocaman beyinli, yeşil ve cırlak sesli bu tuhaf yaratıkların niyetinin "barış" olmadığı, törenin ortasında insanları ışın tabancalarıyla küle çevirmeye başladıklarında acı bir şekilde anlaşılır.
Marslılar, yeryüzünü dev bir oyun parkına çevirirken Las Vegas’taki kumarbazlardan Beyaz Saray’daki bürokratlara, sıradan kasabalılardan hırslı gazetecilere kadar herkes bu kaotik istilanın ortasında kalır. Teknoloji ve askeri gücün çaresiz kaldığı bu saldırıda, insanlığın kurtuluşu hiç beklenmedik ve bir o kadar da gülünç bir yöntemde saklıdır. Film, insan doğasının kriz anındaki tuhaflıklarını ve kibrini hicveden devasa bir yıkım senaryosu sunuyor.
Filmin en dikkat çekici yanı, Hollywood tarihinin en zengin oyuncu kadrolarından birine sahip olmasıdır. Jack Nicholson, hem ABD Başkanı hem de paragöz bir Las Vegas otel sahibi olarak iki farklı rolde devleşirken; Glenn Close, Pierce Brosnan, Annette Bening ve Danny DeVito gibi yıldızlar bu absürt evrenin birer parçası haline geliyor. Tom Jones’un bizzat kendisini canlandırdığı yapımda, her karakter istilanın farklı bir boyutunu temsil ediyor.
Sarah Jessica Parker ve Pierce Brosnan’ın "vücut değiştiren" sahneleri, Burton’ın sınırsız hayal gücünü oyuncu performanslarıyla nasıl birleştirdiğinin en uç örneğidir. Oyuncular, filmin karikatürize dünyasına uyum sağlayarak, ciddiyet ile absürtlük arasındaki o ince çizgide harika bir editoryal iş çıkarıyorlar.
Tim Burton, bu filmle 1950’lerin ucuz bilim kurgu (B-movie) estetiğine bir saygı duruşunda bulunurken, aynı zamanda bu türü modern efektlerle yıkıma uğratıyor. Marslıların tasarımı, animasyon tarzı ve kullandıkları teknoloji tamamen nostaljik bir hissiyat yaratmak üzere kurgulanmış. Klasik istila filmlerinin aksine kahramanlık hikâyelerini değil, beceriksizliği ve şans faktörünü ön plana çıkaran yapım, her karesiyle sinematik bir anarşi hissi veriyor.
Sıradışı bir istila hikâyesi izlemek isteyen, kara mizahın en uç örneklerinden hoşlanan ve Tim Burton estetiğinin daha renkli ve gürültülü halini merak edenler bu filmi kaçırmamalı. Eğer ciddi bilim kurgu filmlerinden sıkıldıysanız ve bilim kurgu türünün klişeleriyle dalga geçen yapımları seviyorsanız, Çılgın Marslılar tam size göre. Bu absürt komedi örneği, özellikle yıldızlarla dolu kadroların kaotik bir kurguda nasıl eridiğini görmek isteyenler için ideal.
Bu film, Hollywood’un o her şeyi bilen ve her zorluğu aşan "kahraman insanlık" imajını yerle bir ettiği için izlenmeli. Marslıların zalim ama bir o kadar da komik tavırları, sinema tarihindeki en özgün uzaylı tasvirlerinden birini sunuyor. Ayrıca Danny Elfman’ın akılda kalıcı müziği eşliğinde gerçekleşen o büyük yıkım sahneleri, bugün bile tazeliğini koruyan bir görsel zevk veriyor.
İnsan Kibri: Teknolojik olarak gelişmiş bir türe karşı siyasetçilerin ve askerlerin sergilediği anlamsız özgüven.
Medya Eleştirisi: Felaketin ortasında bile reyting ve popülarite peşinde koşan figürler.
Absürtlük: Dünyayı kurtaracak olanın devasa silahlar değil, rastlantısal bir "ses" olması.
Nostalji: Eski sinema türlerine getirilen modern ve hınzır bir bakış açısı.
Eğer Marslıların bu yıkıcı komedisini sevdiyseniz, benzer bir ton taşıyan ve uzaylıları mizahi bir dille ele alan Men in Black veya bir başka Tim Burton şaheseri olan Beetlejuice filmlerini izleyebilirsiniz. Ayrıca bilim kurgu parodisi türündeki Galaxy Quest, bu filmin bıraktığı tadı destekleyen başarılı bir öneri olacaktır.
Filmin hikâyesi, aslında 1960’larda popüler olan bir sakız paketinden çıkan oyun kartlarına dayanmaktadır.
Başlangıçta Marslıların stop-motion tekniğiyle hareket ettirilmesi planlanmıştı ancak bütçe ve zaman kısıtlılığı nedeniyle bilgisayar efektlerine geçildi; yine de stop-motion havası korunmaya çalışıldı.
Jack Nicholson, o kadar çok karakteri oynamak istemiştir ki yönetmene "Bütün rolleri ben oynayabilir miyim?" diye sorduğu rivayet edilir.
Marslıların çıkardığı o meşhur "ack-ack" sesi, aslında bir ördeğin vakvaklamasının tersten çalınması ve çeşitli efektlerle birleştirilmesiyle elde edilmiştir.
Marslıların beynini patlatan şarkı, Slim Whitman’ın "Indian Love Call" adlı eseridir. Bu absürt detay, filmin en unutulmaz ironilerinden biridir.
O dönem "Independence Day" gibi çok daha ciddi ve görkemli bir istila filmiyle aynı zamanlarda vizyona girdiği için, izleyiciler Burton’ın bu kadar alaycı bir yaklaşım sergilemesini şaşkınlıkla karşılamıştı.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...