

Clarence Worley

Alabama Whitman

Clifford Worley

Mentor

Drexl Spivey

Floyd (Dick's Roommate)

Vincenzo Coccotti

Elliot Blitzer

Big Don

Dick Ritchie
Clarence Worley, çizgi roman dükkanında çalışan ve Elvis hayranı olan yalnız bir adamdır. Bir gece sinemada tanıştığı Alabama Whitman ile hayatı, beklemediği bir hızla değişir. Alabama’nın aslında bir "call girl" olduğu ve Clarence’a patronu tarafından bir "doğum günü hediyesi" olarak gönderildiği ortaya çıksa da, ikili birbirine sırılsıklam aşık olur. Clarence, Alabama’yı karanlık geçmişinden kurtarmak için eski patronu Drexl ile yüzleşmeye karar verir.
Ancak bu yüzleşme, yanlışlıkla içinde milyon dolarlık saf kokain bulunan bir çantanın alınmasıyla sonuçlanır. Clarence ve Alabama, arkalarında mafyayı, polisi ve acımasız kiralık katilleri bırakarak yanlarına aldıkları uyuşturucuyu satmak ve yeni bir hayata başlamak için Detroit'ten Los Angeles’a doğru yola çıkarlar. True Romance, romantizmin en saf haliyle suç dünyasının en vahşi yüzünün çarpıştığı, adrenalin dolu bir yol hikayesidir.
Christian Slater, Clarence rolünde Elvis takıntılı ama sevdiği kadın için gözünü karartan aşık adamı muazzam bir enerjiyle canlandırıyor. Patricia Arquette ise Alabama rolünde, masumiyet ile cesareti harmanlayarak sinemanın en unutulmaz kadın karakterlerinden birine hayat veriyor. İkilinin arasındaki kimya, filmin duygusal merkezini oluşturuyor.
Filmin yan kadrosu ise tam anlamıyla bir yıldızlar geçidi. Christopher Walken ve Dennis Hopper’ın karşılıklı oynadığı o meşhur "Sicilyalı" sahnesi, editoryal bir oyunculuk dersi niteliğindedir. Gary Oldman, dreadlock saçlı ve tehlikeli Drexl Spivey rolünde tanınmayacak kadar etkileyiciyken; Brad Pitt, kanepeden kalkmayan "otçu" Floyd rolüyle filmin mizah yükünü sırtlıyor. Ayrıca James Gandolfini, Val Kilmer ve Samuel L. Jackson gibi isimler, filmin kült statüsünü pekiştiren performanslar sergiliyorlar.
Tony Scott, Tarantino’nun yazdığı bu keskin senaryoyu, kendine has görsel estetiğiyle birleştirerek ortaya hem romantik hem de son derece sert bir yapım çıkarıyor. Filmin temposu, Hans Zimmer’ın o masalsı ve akılda kalıcı ana temasıyla birleşince, şiddet dolu bir suç hikayesi adeta modern bir peri masalına dönüşüyor. Tarantino’nun diyaloglarındaki ritim ve popüler kültür referansları, Scott’ın dinamik kurgusuyla mükemmel bir uyum yakalıyor. Suç filmi türünün sınırlarını zorlayan yapım, izleyiciye bir saniye bile nefes aldırmayan, her karesi "stil" kokan bir yönetmenlik başarısı sunuyor.
Tarantino evreninin o zekice yazılmış diyaloglarını sevenler ve Tony Scott’ın görsel dünyasına hayran olanlar için bu film bir başyapıttır. Eğer klasik bir aşk hikayesinden ziyade, silahların gölgesinde yeşeren tutkulu bir romantik film ve macera arıyorsanız, True Romance tam size göre. Ayrıca 90’ların sinema estetiğine ve suç dramalarına ilgi duyan her sinemasever, bu kült klasiği mutlaka tecrübe etmelidir.
Film, sinema tarihinin en iyi yazılmış diyaloglarından bazılarına ve unutulmaz karakter karşılaşmalarına sahip. Sadece Dennis Hopper ve Christopher Walken arasındaki o efsanevi gerilim sahnesi için bile defalarca izlenebilir. Aşkın bazen ne kadar kaotik ve yıkıcı olabileceğini, ancak bu kaosun içinde bile ne kadar saf kalabildiğini gösteren en etkileyici yapımlardan biri olduğu için izlenmeli.
Kader ve Aşk: İki yabancının birbirini bulması ve aşkın her türlü tehlikenin önüne geçmesi.
Masumiyet ve Şiddet: Saf bir sevginin, en karanlık suç dünyasıyla girdiği kaçınılmaz çatışma.
Kaçış ve Özgürlük: Geçmişin yüklerinden kurtulup yeni bir kimlik ve hayat kurma arzusu.
Popüler Kültür İkonografisi: Sinema, çizgi roman ve Elvis üzerinden kurulan kimlik arayışı.
Bu filmin suç ve aşkı harmanlayan o eşsiz tarzını sevdiyseniz, Tarantino’nun yazdığı bir diğer yol hikayesi olan Natural Born Killers (Katil Doğanlar) veya Pulp Fiction filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, stilize aksiyon sahneleriyle ön plana çıkan Leon: The Professional (Sevginin Gücü) benzer bir duygusal derinlik ve gerilim sunacaktır.
Senaryo Quentin Tarantino tarafından yazılmıştır, ancak Tarantino yönetmen koltuğunu Tony Scott’a bırakmıştır.
Filmin orijinal senaryosu çok daha karanlık bir sona sahipti, ancak yönetmen Tony Scott karakterlere aşık olduğu için sonu daha umutlu bir hale getirmiştir.
Brad Pitt’in canlandırdığı "Floyd" karakteri, daha sonra Pineapple Express gibi pek çok "stoner" karakterine ilham kaynağı olmuştur.
Filmdeki meşhur Hans Zimmer bestesi "You're So Cool", Terrence Malick'in Badlands filmindeki bir parçaya saygı duruşu niteliğindedir.
Filmi Quentin Tarantino yönetmemiş, ancak senaryosunu o yazmıştır. Yönetmen koltuğunda ise aksiyon sinemasının ustası Tony Scott oturmaktadır.
"Sicilyalı sahnesi" olarak bilinen bu sekans, sinema tarihinin en iyi yazılmış ve en gergin diyalog sahnelerinden biri olarak kabul edilir; iki efsane oyuncunun karşılıklı performansı zirve noktasıdır.
Evet, True Romance 90’ların sert suç sineması geleneklerine uygun olarak oldukça kanlı ve grafik şiddet sahneleri içermektedir; bu nedenle yetişkin izleyicilere yöneliktir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...