
Dram

Pagma
Gombo

Sergei

Bayartu, a local eccentric / Genghis Khan
Burma, daughter of Pagma and Gombo
Bowin, son of Pagma and Gombo
Grandma

Van Biao
Wang Biao, Chinese pianist

Nikolay, Sergey's friend
Moğolistan bozkırlarında, medeniyetten uzak bir çadırda (yurt) eşi Pagma ve çocuklarıyla yaşayan Gombo’nun hayatı, Sovyet kamyon şoförü Sergei’nin aracıyla bozkırın ortasında mahsur kalmasıyla değişir. Sergei, yolunu kaybetmiş ve bu yabancı doğanın içinde çaresiz kalmıştır. Gombo ve ailesi, bu davetsiz misafiri geleneksel misafirperverlikleriyle ağırlarlar.
Hikaye, Gombo’nun kasabaya giderek eşinin isteği üzerine prezervatif alması gereken absürt ama bir o kadar da insani bir yolculuğa odaklanır. Moğolistan yasalarına göre dördüncü çocuk yasaktır ve Pagma şehirden "korunma yöntemi" getirmesini şart koşar. Gombo kasabaya gittiğinde televizyon, otomobil ve modernleşmenin hızıyla tanışırken, Sergei ile kurduğu dostluk üzerinden Doğu ile Batı'nın, doğa ile teknolojinin ve geçmiş ile geleceğin derin bir kıyaslaması yapılır.
Filmde profesyonel oyuncuların yanı sıra gerçek göçebeler yer almıştır. Badema (Pagma) ve Bayaertu (Gombo), karakterlerin saflığını ve doğaya bağlılığını muazzam bir doğallıkla yansıtırlar. Rus şoför Sergei rolündeki Vladimir Gostyukhin, yabancı bir kültüre uyum sağlamaya çalışan modern insanı temsil eden başarılı bir performans sergiliyor. Oyuncuların bu içtenliği, filmin belgesel ile kurmaca arasındaki o ince çizgide durmasını sağlıyor.
Usta Rus yönetmen Nikita Mikhalkov, bu filmle sinema tarihinin en estetik ve meditatif eserlerinden birine imza atmıştır. Film, 1991 yılında Venedik Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altın Aslan'ı kazanmış, 1992 yılında ise "En İyi Yabancı Dilde Film" dalında Oscar adaylığı elde etmiştir. Mikhalkov, geniş açılı çekimler ve bozkırın doğal seslerini kullanarak izleyiciyi adeta o topraklara ışınlar. Urga, sadece bir hikaye değil, bir yaşam felsefesi sunar.
Antropolojik hikayeleri, farklı kültürlerin yaşam biçimlerini ve doğa-insan ilişkisini konu alan filmleri sevenler için Urga tam bir hazinedir. Eğer aksiyon dolu sahnelerden ziyade, görüntünün ve duygunun ön planda olduğu, ruhu dinlendiren filmlerden hoşlanıyorsanız bu yapımı mutlaka izlemelisiniz. Moğol kültürü ve bozkır hayatına merakı olan her sinemaseverin listesinde bulunması gereken bir drama.
Bu film, modernleşmenin insan ruhunda neleri öldürdüğünü ve doğanın içinde saklı olan o kadim bilgeliği hatırlattığı için izlenmelidir. Gombo’nun kasabadaki kafa karışıklığı ile bozkırdaki huzuru arasındaki tezat, günümüz insanının içsel çatışmalarına ışık tutar. Ayrıca filmin sinematografisi o kadar etkileyicidir ki, her karesi bir fotoğraf sergisi niteliğindedir. Sinemanın evrensel dilini kullanarak, hiç tanımadığımız bir coğrafyaya dair derin bir empati kurmamızı sağlar.
Gelenek vs. Modernizm: Televizyonun ve şehrin, binlerce yıllık göçebe kültürüne sızması.
Kültürel Çatışma ve Dostluk: Dil ve kültür farkına rağmen Sergei ve Gombo arasında kurulan saf bağ.
Doğa ve Özgürlük: Bozkırın uçsuz bucaklığı içinde insanın gerçek özgürlüğü bulma çabası.
Aile ve Sorumluluk: Modern yasalar ile geleneksel aile değerleri arasındaki denge.
Eğer Urga'nın atmosferini sevdiyseniz, benzer bir coğrafyada geçen ve yine bir göçebe ailesini anlatan The Story of the Weeping Camel (Ağlayan Devenin Öyküsü) veya doğa-insan mücadelesini işleyen efsanevi Dersu Uzala filmlerine göz atabilirsiniz.
Urga Nedir?: Moğolistan'da hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli uzun bir sopadır. Filmde bu sopa aynı zamanda özel mülkiyeti ve mahremiyeti simgeleyen bir sembol olarak kullanılır.
Müzik: Filmin müzikleri, bozkırın ruhunu yansıtan geleneksel ezgilerle bezenmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...