
Belgesel
Yönetmen Amber Fares, izleyiciyi İsrailli aktivist ve komedyen Noam Shuster Eliassi’nin beş yıla yayılan trajikomik ve bir o kadar da acı verici yolculuğuna davet ediyor. Noam, Yahudiler ve Filistinlilerin eşit şartlarda birlikte yaşaması amacıyla kurulan "Barış Vahası" (Neve Shalom) adlı köyde büyümüş, çocukluğunu barış elçisi olarak protokollerde çiçek dağıtarak geçirmiştir. Ancak bölgedeki şiddet sarmalı arttıkça, Noam geleneksel barış aktivizminin yetersizliğini fark eder ve sesini duyurmak için stand-up sahnesine adım atar.
Film, Noam’ın Harvard Üniversitesi'ndeki çalışmalarından Orta Doğu’daki sahne performanslarına kadar uzanan kariyerini mercek altına alırken, arka planda bölgenin siyasi olarak nasıl bir uçuruma sürüklendiğini gösteriyor. "Birlikte yaşam" (coexistence) kavramının nasıl bir halkla ilişkiler malzemesine dönüştüğünü sorgulayan yapım, 7 Ekim olayları ve sonrasındaki yıkımla birlikte Noam’ın kendi idealleriyle girdiği sert hesaplaşmayı gözler önüne seriyor. Bu, sadece bir kariyer hikâyesi değil, bir idealin enkazı altında kahkaha atma çabasıdır.
Bu gerçek hayat öyküsünün merkezinde, kendini "İranlı-Yahudi bir komedyen" olarak tanımlayan Noam Shuster Eliassi yer alıyor. Noam, sahnede İbranice, Arapça ve İngilizce kullanarak sınırları aşan bir performans sergilerken, film boyunca bir "oyuncudan" ziyade bir tanık olarak karşımıza çıkıyor. Onun sarsılmaz dürüstlüğü ve en karanlık anlarda bile mizah bulma yeteneği, belgeselin duygusal omurgasını oluşturuyor.
Yönetmen Amber Fares, Noam’ın hayatındaki kilit figürleri de hikâyeye ustalıkla dahil ediyor. Noam’ın ilerici anne ve babası, Filistinli çocukluk arkadaşı Ranin ve barış aktivisti Vivian Silver gibi isimler, belgeseldeki toplumsal mozaiği tamamlıyor. Her bir figür, bölgedeki karmaşık kimlik siyasetinin ve insani yıkımın farklı bir boyutunu temsil ediyor.
Sundance Film Festivali'nden ödülle dönen bu yapım, barışın "bir endüstriye" dönüştüğü eleştirisini merkezine alıyor. Amber Fares'in yönetmenliği, sahne ışıklarının altındaki mizah ile yıkılan şehirlerin gri gerçekliği arasında keskin bir kontrast yaratıyor. Belgeselin kurgusu, Noam’ın stand-up gösterisindeki şakalarıyla, o şakaların ilham aldığı trajik olayları iç içe geçirerek izleyiciyi sürekli bir duygu geçişine zorluyor.
Anlatım dili oldukça samimi ve confessional (itirafçı) bir tonda. Film, Noam’ın sadece başarılarını değil, umutsuzluğunu, dışlanmışlığını ve "devlet düşmanı" ilan edilme sürecindeki korkularını da saklamıyor. Bu dürüst yaklaşım, filmi didaktik bir siyasi belgesel olmaktan çıkarıp derin bir insan hikâyesine dönüştürüyor.
Orta Doğu siyasetiyle ilgilenenler ve toplumsal çatışmaların bireysel hayatlar üzerindeki etkisini merak edenler için bu yapım kaçırılmaması gereken bir eser. Özellikle siyasi belgesel türünden hoşlanan ve mizahın toplumsal tabuları yıkma gücüne inanan izleyiciler bu filmden büyük keyif alacaktır. Aynı zamanda festival filmleri takipçileri için 2025'in en dikkat çeken yapımlarından biri olduğunu belirtmek gerekir.
Bu film, "karmaşık" denilerek kenara itilen İsrail-Filistin meselesini, en temel insani seviyeye indirgeyerek anlatıyor. Barışın sadece kağıt üzerinde bir kelime değil, ancak eşitler arasında mümkün olabilecek bir gerçeklik olduğunu Noam’ın hikâyesi üzerinden kanıtlıyor. Mizahın, en karanlık zamanlarda bile bir hayatta kalma stratejisi ve gerçekleri haykırma yöntemi olduğunu görmek için Coexistence, My Ass! izlenmesi gereken bir başyapıt.
Mizahın Gücü: Trajediyle başa çıkmak ve siyasi gerçekleri ifşa etmek için ironinin kullanılması.
İdeallerin Çöküşü: Barış dolu bir ütopya hayalinin gerçek hayatın şiddeti karşısında parçalanması.
Eşitlik Arayışı: Gerçek bir barışın ancak güç dengesi sağlandığında mümkün olabileceği vurgusu.
Kişisel ve Siyasi Kimlik: Bir aktivistin, kutuplaşmış bir toplumda kendi sesini bulma mücadelesi.
Eğer bu belgeseldeki bakış açısını sevdiyseniz, yine işgal altındaki hayatları sarsıcı bir dille anlatan No Other Land veya Amber Fares'in önceki çalışması olan Speed Sisters filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, teknoloji ve toplumsal manipülasyon üzerine odaklanan The Great Hack gibi güncel belgeseller de bu filmin yarattığı farkındalıkla paralellik göstermektedir.
Film, 2025 Sundance Film Festivali'nde "İfade Özgürlüğü Özel Jüri Ödülü"ne layık görüldü.
Noam Shuster Eliassi, Filistin Komedi Festivali'nde sahne alan ilk Yahudi sanatçıdır.
Belgesel, 2019'dan 2024'e kadar uzanan, bölgenin en çalkantılı beş yılını kapsayan bir süreçte çekildi.
Noam’ın gösterisi olan "Coexistence, My Ass!", Edinburgh Fringe Festivali'nde de sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştür.
Evet, Noam gerçek bir aktivist ve komedyendir. Film, onun hayatındaki gerçek olayları ve sahne performanslarını belgeleyen bir yapımdır.
Belgesel, Noam’ın perspektifinden ilerleyerek barışın bir "illüzyon" olarak sunulmasını eleştirir ve her iki taraftaki sivil acılara, özellikle de güç dengesizliğine vurgu yapar.
Filmde de görüldüğü üzere Noam, özellikle 7 Ekim sonrası mizahın yerini sorgulasa da, gerçekleri anlatmak için sahneyi ve sosyal medyayı bir platform olarak kullanmaya devam etmektedir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...