

Thomas Schell

Linda Schell

Oskar Schell

Abby Black

Stan the Doorman

William Black

Oskar's Grandmother

The Renter
Minister

Homeless Man
Extremely Loud & Incredibly Close, 11 Eylül saldırılarının yarattığı büyük travmanın ortasında, babasını kaybeden 9 yaşındaki Oskar Schell’in hikâyesine odaklanıyor. Oskar, babası Thomas ile olan güçlü bağı ve onun kendisine hazırladığı "keşif oyunları" sayesinde dünyayı anlamlandıran, sıra dışı bir zekaya sahip bir çocuktur. Babasının trajik ölümünden sonra onun eşyaları arasında gizemli bir anahtar bulan Oskar, bu anahtarın babasından gelen son bir mesaj olduğuna inanır.
Bu gizemi çözmek için New York’un beş bölgesini kapsayan devasa bir arayışa giren Oskar, babasının "Black" ismindeki birine ait olduğu anlaşılan anahtarının hangi kilidi açtığını bulmaya kararlıdır. Bu yolculuk boyunca Oskar, şehrin farklı köşelerinde yaşayan yabancıların hayatlarına dokunur. Ancak aradığı şey aslında sadece bir kilit değil, babasının kaybıyla oluşan o devasa boşluğu doldurabilme ve vedalaşabilme umududur.
Thomas Horn, Oskar Schell rolünde ilk sinema deneyimi olmasına rağmen inanılmaz bir hassasiyet ve yoğunluk sergileyerek filmin tüm duygusal yükünü başarıyla taşıyor. Tom Hanks, her ne kadar sahneleri flashbacklerle sınırlı olsa da, şefkatli ve öğretici baba figürüyle hikâyenin kalbinde yer alıyor. Sandra Bullock ise yas tutan ve oğluyla bağ kurmaya çalışan anne rolünde, sessiz ama derinden etkileyen bir performans sunuyor.
Filmin en dikkat çekici performanslarından biri ise efsanevi oyuncu Max von Sydow’dan geliyor. Oskar’ın yolculuğuna eşlik eden, hiç konuşmayan "Kiracı" rolündeki Sydow, sadece bakışları ve notlarıyla Oscar adaylığına layık görülen muazzam bir iş çıkarıyor. Ayrıca Viola Davis ve Jeffrey Wright gibi güçlü isimler, Oskar’ın arayışındaki kilit karakterlere hayat vererek kadronun niteliğini artırıyor.
Yönetmen Stephen Daldry, Jonathan Safran Foer’in çok satan romanını sinemaya uyarlarken, toplumsal bir trajediyi küçük bir çocuğun iç dünyasındaki yansımaları üzerinden anlatmayı seçiyor. Filmin temposu, Oskar’ın takıntılı ve hızlı düşünme yapısına paralel olarak bazen telaşlı, bazen ise hüzünlü bir dinginlikte ilerliyor. Görsel olarak New York’un karmaşasını ve yalnızlığını harmanlayan yapım, izleyiciye kaybın ardından gelen iyileşme sürecinin ne kadar zorlu olduğunu hissettiriyor.
Kaybın ardından teselli arayan ve insan ruhunun dayanıklılığı üzerine kurulu dram filmi türlerini sevenler bu yapımdan etkilenecektir. Babalar ve oğullar arasındaki o kopmaz bağı işleyen hikâyelerden hoşlananlar ve Oscar ödüllü filmler kategorisindeki duygusal yapımları takip eden izleyiciler için mutlaka görülmesi gereken bir filmdir.
Bu film, 11 Eylül gibi büyük bir toplumsal olayı politik bir pencereden değil, tamamen insani ve bireysel bir acı üzerinden ele alıyor. Oskar’ın dünyayı algılayış biçimi, korkularıyla yüzleşmesi ve her yabancıda babasından bir iz araması, izleyicinin empati duygusunu zirveye taşıyor. Duygusal katarsisi yüksek, izledikten sonra hafızalarda uzun süre yer edecek bir veda hikâyesi sunduğu için izlenmelidir.
Yas ve Travma: Beklenmedik bir kaybın ardından çocuk zihninde oluşan karmaşa ve iyileşme çabası.
Bağlantı Kurma: İnsanların acılarında ortaklaşması ve yabancıların birbirine olan ihtiyacı.
Korku ve Cesaret: Oskar’ın fobi ve korkularına rağmen babası için konfor alanından çıkması.
Eğer bir çocuğun gözünden dünyayı ve büyük trajedileri anlatan filmleri seviyorsanız, Life is Beautiful (Hayat Güzeldir) benzer bir duygu dünyası sunar. Yas süreci ve gizemli bir arayış temasını sevenler için The Lovely Bones ilginç bir alternatif olabilir. Ayrıca yine New York atmosferinde geçen ve insan ilişkilerini odağına alan Reign Over Me (Sıfır Noktası), 11 Eylül sonrası travmaları işleyen güçlü bir dram filmi seçeneğidir.
Oskar karakterini canlandıran Thomas Horn, aslında bir "Jeopardy!" yarışması galibidir ve yapımcılar onu tesadüfen bu yarışmada görüp seçmelere davet etmişlerdir. Filmin hazırlık sürecinde, 11 Eylül kurbanlarının aileleriyle görüşülmüş ve hikâyenin gerçekliğe saygılı olması için büyük özen gösterilmiştir. Max von Sydow’un karakteri film boyunca tek bir kelime bile etmemesine rağmen, performansı sinema tarihinin en etkileyici sessiz rollerinden biri olarak kabul edilir.
Evet, film Jonathan Safran Foer'in 2005 yılında yayımlanan ve dünya çapında büyük ses getiren aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Oskar’ın yolculuğu boyunca aradığı kilit, babasının geçmişine dair bir sırrı saklamaktadır; ancak anahtarın açtığı şey beklediği cevaplardan ziyade, kendi içsel huzuruna giden bir kapıdır.
Film doğrudan saldırı anını değil, bu olayın sivil insanlar ve özellikle bir çocuk üzerindeki psikolojik etkilerini, bıraktığı derin yaraları ve sonrasındaki yas sürecini anlatmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...