
Sinema tarihinin en ikonik karakterlerinden biri olan Conan the Barbarian, izleyiciyi medeniyetin henüz emeklediği karanlık ve mistik bir çağa davet ediyor. Çocuk yaşta ailesinin katledilişine tanık olan ve köle olarak zincire vurulan Conan, yıllarca süren fiziksel işkencelerin ardından devasa bir savaşçıya dönüşür. Özgürlüğünü kazandığı an, zihnindeki tek bir amaç için yola çıkar: Ailesinin kanını döken acımasız kült lideri Thulsa Doom’dan intikam almak. Conan the Barbarian, sadece bir kılıç-büyü filmi değil, aynı zamanda bir adamın çelikle imtihanını anlatan destansı bir yolculuktur.
Yönetmen John Milius’un vizyonuyla hayat bulan Conan the Barbarian, Robert E. Howard’ın yarattığı evreni tüm vahşiliği ve görkemiyle perdeye taşıyor. Filmde kullanılan devasa setler, dönemine göre çığır açan pratik efektler ve Basil Poledouris’in tüyleri diken diken eden orkestral müzikleri, izleyiciyi modern dünyadan koparıp kadim zamanların içine hapsediyor. Conan the Barbarian, her sahnesinde "çeliğin sırrını" arayan bir savaşçının iradesini ve tanrılara meydan okuyan duruşunu iliklerinize kadar hissettiriyor.
Arnold Schwarzenegger’in fiziksel gücüyle hayat verdiği Conan the Barbarian, sadece başrolüyle değil, yan karakterleriyle de bir klasik haline gelmiştir. Sadık dostu okçu Subotai ve hayatının aşkı savaşçı Valeria ile kurduğu bağ, filmin aksiyon dolu sahnelerine derin bir duygusallık katıyor. Karşı tarafta ise James Earl Jones’un hayat verdiği, yılan kültünün ürkütücü lideri Thulsa Doom, sinema dünyasının en unutulmaz kötü adamlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu karakterler arasındaki güç savaşı, filmi sıradan bir aksiyonun çok ötesine taşıyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...