

Evie Alexander

Walter De Ville

Mr. Fields

Oliver Alexander

Mrs. Swift

Lucy

Viktoria

Diya

Grace

Uncle Julius
New York’ta yaşayan ve hayattaki tek yakını olan annesini yeni kaybetmiş olan Evie, bir DNA testi sayesinde varlığından haberdar olmadığı zengin akrabaları olduğunu keşfeder. İngiltere’nin ücra ama büyüleyici kırsalında yaşayan bu aile, Evie’yi yaklaşmakta olan görkemli bir düğün törenine davet eder. Evie, bu daveti hem köklerini tanımak hem de yas sürecinden uzaklaşmak için büyük bir fırsat olarak görür.
Gittiği malikanede, ailenin çekici ve karizmatik ev sahibi Walter ile tanışan Evie, kısa sürede kendisini gotik bir masalın içinde bulur. Ancak malikanenin koridorlarındaki fısıltılar, gece yarısı kaybolan hizmetçiler ve ev halkının tuhaf ritüelleri, bu rüyanın aslında bir kabusa gebe olduğunu hissettirir. Evie, çok geçmeden bu cömert davetin arkasında yatan asıl amacın, kendisinin de bir parçası olduğu karanlık ve ölümsüz bir aile geleneğini sürdürmek olduğunu anlayacaktır.
Nathalie Emmanuel, Evie karakterinde modern, zeki ve hayatta kalma içgüdüsü güçlü bir kadın portresi çiziyor. Emmanuel, karakterinin saflıktan dehşete uzanan duygusal geçişlerini o kadar başarılı yansıtıyor ki, izleyici onunla birlikte bu tuzağın içine çekiliyor. Fiziksel performansı ve özellikle filmin finaline doğru sergilediği direnç, yapımı editoryal açıdan güçlendiren en önemli unsurlardan biri.
Thomas Doherty ise malikanenin gizemli sahibi Walter rolünde, tehlikeli bir cazibeyi ustalıkla sergiliyor. Doherty’nin aristokratik kibri ve baştan çıkarıcı tavrı, karakterin altındaki canavarı perdelemek için mükemmel bir araç oluyor. Yardımcı oyuncu kadrosunda yer alan Hugh Skinner ve Alana Boden gibi isimler, aristokratik soğukluğu ve tekinsiz aile yapısını başarıyla temsil ederek gerilim filmleri içinde ihtiyaç duyulan o huzursuz edici atmosferi tamamlıyorlar.
Yönetmen Jessica M. Thompson, klasik gotik edebiyat unsurlarını modern bir korku filmi estetiğiyle harmanlamış. Filmin ilk yarısı, bir Jane Austen romanını andıran romantik ve gizemli bir havada ilerlerken; ikinci yarıda tempo aniden yükselerek kanlı ve vahşi bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Mekan tasarımı ve görüntü yönetimi, malikanenin hem büyüleyici hem de klostrofobik yapısını vurgulamada oldukça başarılı. Film, türün meraklılarına tanıdık gelecek bazı şablonları kullansa da, bunları modern sınıfsal ve ırksal alt metinlerle zenginleştirerek türdeşlerinden ayrılmayı başarıyor.
Gotik atmosferli yapımları, modern vampir mitolojilerini ve sırlar üzerine kurulu gizem filmleri sevenler için bu film oldukça tatmin edici. Özellikle "Get Out" tarzı, bir yabancının tekinsiz bir grubun içine girmesiyle başlayan gerilimlerden hoşlanıyorsanız, The Invitation ilginizi çekecektir. Şık kostümler, tarihi mekanlar ve doğaüstü unsurların iç içe geçtiği bir gerilim filmleri seçkisi arayan her sinemasever bu daveti kabul etmeli.
The Invitation, görselliğiyle büyüleyen ve hikâyesiyle şaşırtmayı hedefleyen bir yapım. Filmi izlemek için en büyük sebep, klasik canavar anlatılarına getirdiği modern bakış açısıdır. Sadece bir korku filmi olmanın ötesinde, güç, aile mirası ve hayatta kalma arzusu üzerine kurulu bir çatışma sunuyor. Final sahnelerindeki aksiyon ve görsel efektler, izleyiciye beklediği o katarsis duygusunu fazlasıyla veriyor.
Köken Arayışı: Aidiyet duygusunun insanı en tehlikeli yerlere bile sürükleyebileceği.
Sınıfsal Uçurum: Aristokrasinin sahip olduğu gücün arkasındaki karanlık ve sömürücü yapı.
Kadın Direnişi: Dayatılan kadere ve ataerkil geleneklere karşı verilen başkaldırı.
Modern vs. Geleneksel: 21. yüzyıl değerlerinin, yüzyıllık karanlık geleneklerle çarpışması.
Bu filmin yarattığı o karanlık düğün atmosferini ve hayatta kalma mücadelesini sevdiyseniz, Ready or Not (Saklambaç) kesinlikle listenizde olmalı. Ayrıca, gotik romantizm ve korkuyu birleştiren Crimson Peak (Kızıl Tepe) veya modern bir vampir anlatısı olan Interview with the Vampire tarzındaki yapımlar, The Invitation ile benzer bir sinematik zevk sunacaktır.
Film, Bram Stoker’ın klasik eseri Dracula’daki bazı yan karakterlerden ve olaylardan esinlenerek modern bir yorum olarak tasarlanmıştır.
Çekimlerin çoğu Macaristan’daki tarihi şatolarda gerçekleştirilmiş, bu da filme o eşsiz gotik atmosferi katmıştır.
Filmin adı, yapım sürecinin başlarında "The Bride" (Gelin) olarak planlanmıştı ancak daha sonra gizemi korumak adına The Invitation olarak değiştirildi.
Hikâye başlangıçta bir aile draması gibi görünse de, ilerleyen bölümlerde kökleri vampir mitolojisine dayanan doğaüstü ve korku dolu bir yöne evrilmektedir.
Filmin ikinci yarısı, türün doğası gereği bazı kanlı sahneler ve fiziksel mücadeleler içerir; ancak bu sahneler hikâyenin atmosferini destekleyecek şekilde estetize edilmiştir.
Bu arayışın temelinde sevgi değil, ailenin yüzyıllardır sürdürdüğü karanlık bir ritüeli tamamlamak için ihtiyaç duydukları kan bağına sahip bir "üçüncü gelin" arayışı yatmaktadır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...