
Korku, Gerilim
Kelly, binlerce takipçisi olan ve hayatını dijital dünyanın vitrininde yaşayan popüler bir sosyal medya fenomenidir. Bir akşam okul dönüşü, her zamanki rutin hayatı bir kâbusla bölünür; maskeli bir yabancı tarafından kaçırılarak gözlerden uzak, tekinsiz bir yere hapsedilir. Ancak bu sıradan bir fidye kaçırması değildir. Kendisini tutsak eden kişi, Kelly’den sadece hayatta kalması karşılığında bir dizi karmaşık ve etik dışı "meydan okuma" (challenge) gerçekleştirmesini ister.
Kelly, takipçilerinin gözünde yarattığı o mükemmel imajı korumakla, hayatta kalmak için kendisine dayatılan korkunç görevleri yapmak arasında sıkışıp kalır. Tutsak kaldığı süre boyunca her adımı kamera ile kaydedilen genç kadın, dijital popülaritenin ve takipçi sayılarının gerçek dünyadaki karşılığının ne kadar acımasız olabileceğini fark eder. Zaman ilerledikçe, Kelly’nin sadece fiziksel özgürlüğü değil, ruhu ve takipçileriyle olan bağı da bu karanlık oyunun bir parçası haline gelir.
Filmin başrolünde Kelly karakterini canlandıran Marie Luciani-Grimaldi, ekran önündeki ışıltılı hayat ile kapalı kapılar ardındaki saf korku arasındaki geçişi oldukça başarılı bir performansla sunuyor. Oyuncunun yaşadığı çaresizlik ve hayatta kalma içgüdüsü, izleyiciye gerilimi iliklerine kadar hissettiriyor.
Maskeli saldırgan rolünde Simon Phillips ise, ses tonu ve tekinsiz duruşuyla filmin tehdit unsurunu zirveye taşıyor. Phillips’in canlandırdığı karakter, sadece bir suçlu değil, aynı zamanda modern dünyanın dijital bağımlılığını cezalandırmaya çalışan hastalıklı bir figür olarak editoryal açıdan derinlik kazanıyor. Caylin Turner’ın da yer aldığı kadro, filmin dar alanda geçen klostrofobik yapısını oyunculuklarıyla destekliyor.
Yönetmen Jamie Bailey, bu yapımda günümüzün en büyük fenomenlerinden biri olan sosyal medya kültürünü bir korku filmi süzgecinden geçiriyor. Film, düşük bütçesine rağmen atmosfer yaratma ve gerilimi tırmandırma konusunda oldukça yetkin bir dil kullanıyor. Sosyal medyanın yüzeyselliği ve "beğeni" uğruna nelerin feda edilebileceği üzerine kurulan alt metin, hikâyeyi salt bir kaçırılma öyküsü olmaktan çıkarıp toplumsal bir eleştiriye dönüştürüyor.
Dijital dünyanın karanlık yüzüne odaklanan ve teknolojik gerilimlerden hoşlanan izleyiciler bu filmi mutlaka listesine almalı. Eğer bir mekanın içinde geçen, psikolojik baskının ön planda olduğu ve hayatta kalma mücadelesini konu alan gerilim filmleri ilginizi çekiyorsa Deinfluencer size hitap edecektir. Ayrıca, sosyal medyanın insan psikolojisi üzerindeki tahribatını merak eden genç yetişkinler için de düşündürücü bir seyirlik sunuyor.
Film, izleyiciye "Takipçileriniz için gerçekten ne kadar ileri gidersiniz?" sorusunu sorduruyor. Klasik "slasher" öğelerini modern influencer dünyasıyla harmanlaması, yapımı türdaşları arasında farklı bir yere koyuyor. Sürprizlerle dolu senaryosu ve günümüz trendlerine yaptığı sert göndermeler, filmi sadece bir korku öyküsü değil, aynı zamanda çağımızın dijital bir distopyası haline getiriyor.
Dijital Kimlik ve Gerçeklik: Ekranlardaki kusursuz hayatın, gerçek hayattaki çaresizlik karşısındaki etkisizliği.
Beğeni Bağımlılığı: Onaylanma arzusunun insanı etik sınırların dışına nasıl itebileceği.
Tutsaklık ve İrade: Fiziksel bir hücrede tutulurken aynı zamanda dijital bir hapse mahkûm olma durumu.
Sosyal medya ve teknoloji temalı korku unsurlarını seviyorsanız, internet dünyasının karanlığını işleyen Unfriended veya bir fenomenin başına gelenleri anlatan suç filmi esintili Spree filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, hayatta kalma oyunlarını merkezine alan Saw serisi de bu filmin yarattığı gerilimle benzerlikler taşımaktadır.
Film, oldukça kısa bir sürede ve sınırlı bir mekan kullanımıyla çekilerek "minimalist korku" türünün başarılı örneklerinden biri olmuştur. Senaryonun yazım aşamasında gerçek hayattaki influencerların yaşadığı siber zorbalıklar ve sosyal medya meydan okumalarından ilham alındığı belirtilmektedir. Yönetmen Jamie Bailey, izleyicide klostrofobi hissi yaratmak için yakın plan çekimleri ve rahatsız edici ses tasarımlarını ön plana çıkarmıştır.
Hayır, film kurgusal bir hikâyedir ancak günümüzdeki sosyal medya kültürü ve siber suçların ulaştığı tehlikeli boyutlardan esinlenilerek yazılmıştır.
Film, fiziksel şiddetten ziyade psikolojik gerilim ve baskı unsurlarını ön plana çıkarmaktadır; ancak türü gereği bazı rahatsız edici ve sert sahneler barındırmaktadır.
Evet, ana karakter Kelly, günümüzün "lifestyle" içerik üreten ve tüm hayatını takipçileriyle paylaşan tipik bir influencer profilini yansıtacak şekilde tasarlanmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...