
Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören üç yakın arkadaş; Sadri, Rami ve Fatih, hastaneden taburcu edilecekleri günü iple çekmektedir. Yıllarını dört duvar arasında geçirdikten sonra özgürlüğe kavuştuklarında, dış dünyadaki "normal" hayatın bıraktıkları gibi olmadığını fark ederler. Toplumun karmaşası, insanların bitmek bilmeyen hırsları ve modern yaşamın getirdiği yabancılaşma, bu üç arkadaş için akıl hastanesindeki hayatlarından çok daha karmaşık ve "delice" görünmektedir.
Dışarıdaki dünyaya ayak uydurmaya çalışırken başlarından geçen absürt olaylar, aslında kimin daha deli olduğu sorusunu gündeme getirir. Sadri’nin çocuksu masumiyeti, Rami’nin takıntıları ve Fatih’in dünyaya kafa tutan tavrı, şehir hayatının yozlaşmış kurallarıyla çarpışır. Film, bu üç karakterin gözünden toplumsal bir eleştiri sunarken, dostluğun ve saf yürekliliğin en büyük iyileştirici güç olduğunu vurgulayan duygusal bir yolculuğa dönüşür.
Filmin başrollerini paylaşan Çetin Altay, Turgut Tunçalp ve Ender Gülçiçek, canlandırdıkları karakterlerin ruhsal derinliklerini ve aralarındaki sarsılmaz dostluğu büyük bir samimiyetle yansıtıyor. Çetin Altay, komedi yeteneğini dramatik bir alt metinle birleştirerek izleyiciyi hem güldüren hem de hüzünlendiren bir performans sergiliyor.
Kadronun diğer önemli isimleri arasında yer alan Ferit Kaya ve Arzu Yanardağ, hikâyenin sosyal boyutunu güçlendiren performanslara imza atıyor. Oyuncuların birer "akıl hastası" portresini karikatürize etmeden, insani zaafları ve özlemleriyle sunmaları, filmin editoryal kalitesini artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Yönetmen Tolga Baş, filmi sadece bir komedi yapımı olarak değil, aynı zamanda toplumun ötekileştirdiği insanlara tutulan bir ayna olarak kurgulamış. "Normal" olanın ne olduğunu sorgulatan anlatım dili, yer yer absürt mizahın sınırlarını zorlarken, yer yer de oldukça dokunaklı sekanslara yer veriyor. Filmin temposu, karakterlerin dış dünyaya alışma sürecindeki şaşkınlıklarını yansıtacak şekilde dinamik tutulmuş. Sinematografide tercih edilen canlı renkler, dış dünyanın karmaşasını simgelerken, hastane sahnelerindeki steril hava bu iki dünya arasındaki zıtlığı başarıyla vurguluyor.
Sıradan komedi kalıplarının dışına çıkan, içinde toplumsal eleştiri barındıran yapımlardan hoşlananlar bu filmi kaçırmamalı. Eğer yerli filmler arasında hem eğlendiren hem de "biz aslında ne yapıyoruz?" diye düşündüren bir hikâye arıyorsanız, bu yapım beklentinizi karşılayacaktır. Akıl hastanesi temalı dramları ve karakter odaklı yerli komedi türünü seven izleyiciler için de keyifli bir platform filmi seçeneğidir.
Toplumun "deli" ya da "anormal" olarak yaftaladığı insanların, aslında bizden çok daha dürüst ve maskesiz olabileceğini gösterdiği için izlenmeli. Film, modern hayatın koşturmacası içinde unuttuğumuz basit değerleri ve karşılıksız dostluğu hatırlatıyor. Karakterlerin naifliği ile dış dünyanın acımasızlığı arasındaki o ince çizgiyi keşfetmek, izleyiciye farklı bir bakış açısı kazandırıyor.
Normal ve Anormal Kavramı: Toplumun kurallarının aslında ne kadar mantıklı olduğunun sorgulanması.
Dostluk ve Dayanışma: Her ne olursa olsun birbirine tutunarak hayatta kalan üç arkadaşın bağı.
Ötekileştirme: Toplumun kendinden farklı olanı dışlama eğilimi ve bunun yarattığı sonuçlar.
Bu filmin temasına yakın yapımlar arıyorsanız, Türk sinemasının kült eserlerinden Pardon veya akıl hastanesi atmosferini başarıyla işleyen 7. Koğuştaki Mucize gibi yapımlara göz atabilirsiniz. Ayrıca bir grup arkadaşın absürt maceralarını anlatan Bana Masal Anlatma gibi yerli filmler de benzeri bir tat bırakabilir.
Film, çekim süreci boyunca oyuncuların karakter analizi yapabilmesi için gerçek mekanlardan esinlenilerek hazırlanan setlerde çekilmiştir.
Senaryo, mizahın gücünü kullanarak akıl sağlığı konusundaki farkındalığı artırmayı amaçlayan bir yaklaşımla kaleme alınmıştır.
Çetin Altay, filmdeki rolü için alışılmışın dışında bir hazırlık süreci geçirerek karakterin takıntılarını içselleştirmiştir.
Hayır, film bağımsız bir hikâye olarak tasarlanmıştır ancak yönetmen Tolga Baş ve başrol oyuncularının önceki çalışmalarındaki mizahi dili taşımaktadır.
Filmin dış mekan çekimlerinin büyük bir bölümü İstanbul'un farklı semtlerinde, karakterlerin şehirle olan çatışmasını vurgulayacak şekilde gerçekleştirilmiştir.
Film genel olarak bir aile komedisi havasında olsa da, içerdiği bazı temalar ve diyaloglar nedeniyle ebeveyn gözetiminde izlenmesi tavsiye edilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...