
Film, Rusya’da eğitimini tamamlayıp Türkiye’ye dönen psikolog Kerem’in, akademik kariyerinde çığır açacak bir deney yapma kararıyla başlar. Kerem, "insanların en uç koşullarda verdikleri tepkileri" ölçmek amacıyla, birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bir grup insanı ıssız, dış dünyadan tamamen izole edilmiş bir mekanda toplar. Katılımcılara yüksek miktarda para ödülü vaat edilmiştir ve tek yapmaları gereken, belirlenen kurallar çerçevesinde bu mekanda kalmaktır.
Ancak Kerem’in bilmediği ya da öngöremediği şey, kapalı alanın ve belirsizliğin insan zihninde yaratacağı tahribattır. Deneyin dozajı arttıkça, grup içindeki hiyerarşi bozulur, bastırılmış öfke ve hayvani dürtüler gün yüzüne çıkar. Başta bilimsel bir araştırma olan bu süreç, katılımcıların birbirine ve deneyi yürüten ekibe karşı başlattığı bir vahşet silsilesine dönüşür. Film, "Bilim için ne kadar ileri gidilebilir?" sorusunu soran karanlık bir gerilim filmi portresi çiziyor.
Filmin başrolünde, hırslı ve soğukkanlı psikolog Kerem karakterine hayat veren Selçuk Kılıç yer alıyor. Kılıç, karakterinin bilim uğruna vicdanını susturma sürecini oldukça etkileyici bir performansla yansıtıyor. Ona eşlik eden oyuncu kadrosunda yer alan Büşra Acar ve Emre Özmen gibi isimler, deneye katılan kurbanların yaşadığı psikolojik çöküşü ve ardından gelen hayatta kalma içgüdüsünü başarıyla canlandırıyor.
Oyuncu kadrosu, karakterlerin sosyal statülerinden sıyrılıp ilkel hallerine dönüşlerini yansıtırken oldukça doğal bir performans sergiliyor. Bu durum, filmin editoryal gücünü besleyen en önemli unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor.
Birol Kurt’un yönetmenliğini üstlendiği yapım, dünya sinemasında örneklerini sıkça gördüğümüz "sosyal deney" temasını yerli bir dille harmanlıyor. Film, görsel dilinde kullandığı dar açılar ve tekinsiz ışıklandırmalarla izleyicide bir klostrofobi hissi yaratıyor. Ses tasarımı, mekandaki gerilimi tırmandırmak için ustalıkla kullanılmış. Bir psikolojik gerilim olarak, izleyiciyi karakterlerin ahlaki ikilemleriyle yüzleştirmeyi başarıyor.
İnsan doğasının karanlık yönlerini inceleyen, otorite ve itaat kavramlarını sorgulayan yapımlardan hoşlanan izleyiciler bu filmi kaçırmamalı. Eğer "Stanford Hapishane Deneyi" veya "Das Experiment" gibi kült yapımları seviyorsanız, bu yerli deneme de ilginizi çekecektir. Hafta sonu adrenalin ve psikolojik derinlik arayanlar için ideal bir yerli film seçeneği.
Film, uygar insanın üzerine giydiği maskenin, doğru koşullar altında ne kadar hızlı düşebileceğini sert bir dille gösteriyor. Sadece fiziksel şiddete değil, zihinsel manipülasyona da odaklanması yapımı türdeşlerinden ayırıyor. Başarılı kurgusu ve merak uyandıran olay örgüsüyle, son saniyeye kadar "şimdi ne olacak?" sorusunu diri tutuyor.
Otorite ve İtaat: Bir liderin veya sistemin baskısı altında bireyin değişim süreci.
Etik Sınırlar: Bilimsel ilerleme uğruna insan onurunun ve güvenliğinin hiçe sayılması.
İzolasyon: Dış dünyadan kopmanın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisi.
Vahşet ve İçgüdü: Modern insanın en ilkel hayatta kalma dürtüleriyle yüzleşmesi.
Bu filmin sunduğu klostrofobik ve psikolojik gerilimi sevdiyseniz, türün önemli örneklerinden The Platform (Delik) veya Exam (Sınav) filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, benzer bir grup psikolojisini işleyen gerilim yapımları arasında Circle da ilginizi çekebilecek güçlü bir alternatiftir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...