
Komedi

Louis Ruinard

Alice d'Abanville

Rageaud

Lord Evelyn Gaylord

Paul Gaylord

Battar Master of Ceremonies

Gilbert Carrington

Isabelle Carrington

Producer

Battar crooner
Dünyaca ünlü bir film yönetmeni olan Henri Malberg, Londra'da prestijli bir onur ödülü almak üzereyken, hayatının en büyük aşkı ve aynı zamanda en büyük pişmanlığı olan aktris Alice d'Abanville ile karşılaşır. Tam otuz yıl önce, bir dizi yanlış anlaşılma ve ego savaşı nedeniyle yolları ayrılan ikili, bu tesadüfi buluşma ile geçmişin tozlu sayfalarını yeniden açmak zorunda kalır. Henri, hâlâ Alice’e olan hayranlığını korurken; Alice, geçmişin yaralarını keskin zekası ve mesafeli tavrıyla maskelemeye çalışır.
İki gün boyunca Londra sokaklarında, otel odalarında ve tören salonlarında süren bu karşılaşma, sadece eski bir aşkın anılması değil, aynı zamanda sanatın, şöhretin ve geçen yılların insan ruhunda bıraktığı izlerin bir otopsisidir. Birbirlerine duydukları öfke ile çekim arasında gidip gelen Henri ve Alice, otuz yıl önce neden ayrıldıklarını sorgularken, hayatın onlara "ikinci bir şans" verip vermediğini de keşfedeceklerdir.
Filmin başrollerinde Fransız sinemasının efsane isimleri Jean Rochefort ve Charlotte Rampling yer alıyor. Jean Rochefort, çocuksu inadı ve hüzünlü bakışlarıyla Henri karakterine muazzam bir derinlik katarken; Charlotte Rampling, Alice rolünde zarafeti ve buz gibi soğuk ama içten içe yanan duruşuyla devleşiyor. İkilinin arasındaki kimya, filmin diyalog ağırlıklı yapısını bir an bile sıkıcılaştırmadan, adeta bir tenis maçı hızıyla izleyiciye aktarıyor.
Yan rollerde ise bu iki dev isme eşlik eden oyuncular, sinema dünyasının ve yüksek sosyetenin yapaylığını başarıyla temsil ederek hikâyenin mizahi yönünü güçlendiriyorlar. Ancak film, tamamen Rochefort ve Rampling'in oyunculuk dersi niteliğindeki karşılıklı performansları üzerine inşa edilmiş durumda.
Yönetmen Antoine de Caunes, nostaljik bir romantizmi modern bir dille harmanlıyor. Film, "eski aşklar ölmez" klişesini alıp, onu gurur ve zamanın acımasızlığıyla birleştirerek daha gerçekçi bir zemine oturtuyor. Tempo, karakterlerin zekice kurgulanmış atışmalarıyla canlı tutulurken, Londra'nın gri ama şık atmosferi filmin melankolik ruhunu başarıyla destekliyor. Yönetmenlik dili, karakterlerin maskelerini yavaş yavaş düşürdüğü, editoryal bir titizlikle kurgulanmış sahnelerle dolu.
Olgunluk dönemi aşklarını, geçmişle hesaplaşma temalı hikâyeleri ve diyalog odaklı Avrupa sinemasını sevenler için bu film tam bir görsel şölen. Eğer "keşke"lerle dolu bir geçmişin bugüne nasıl yansıdığını merak ediyorsanız ve usta oyunculukların ön planda olduğu bir dram arıyorsanız Hayatta İki Kez doğru tercih. Özellikle Fransız sineması estetiğinden hoşlanan izleyiciler bu yapımda aradıkları zarafeti bulacaklardır.
Film, zamanın aslında hiçbir şeyi tamamen iyileştirmediğini, sadece üzerini örttüğünü çok zarif bir dille kanıtlıyor. İzleyiciye "Aşk her şeyi affeder mi?" ya da "Gurur aşktan üstün müdür?" gibi soruları sordururken, bir yandan da gülümsetmeyi ihmal etmiyor. İki dev oyuncunun kariyerlerinin olgunluk döneminde sergiledikleri bu performans, sinemaseverler için eşsiz bir değer taşıyor.
Zaman ve Nostalji: Geçen otuz yılın duygular üzerindeki dönüştürücü ve bazen de dondurucu etkisi.
Gurur ve Ego: Sanatçı kimliklerinin ve kişisel inatların, mutluluğun önüne nasıl geçebileceği.
Yarım Kalmışlık: Tamamlanmamış bir aşkın, aradan yıllar geçse de insanı nasıl meşgul ettiği.
Yalanlar ve Gerçekler: Geçmişteki ayrılığa sebep olan yanlış anlaşılmaların on yıllar sonra gün yüzüne çıkması.
Yıllar sonra yeniden birleşen aşıkları konu alan Before Sunset veya yaşlılık dönemindeki bir aşkın hüznünü işleyen Amour (Aşk) bu filmin ruhuna yakın yapımlardır. Ayrıca, bir tiyatro sahnesi gibi kurgulanmış diyaloglarıyla The Party veya benzer bir geçmişle yüzleşme öyküsü sunan 45 Years (45 Yıl), Hayatta İki Kez izleyicileri için nitelikli birer film önerisi olacaktır.
Filmin orijinal Fransızca adı olan "Désaccord Parfait", "Mükemmel Uyumsuzluk" anlamına gelir ve karakterlerin ilişkisini özetler.
Jean Rochefort ve Charlotte Rampling, bu filmden önce de farklı projelerde bir araya gelmiş olmalarının verdiği rahatlıkla, karakterlerin uzun geçmişini izleyiciye çok doğal yansıtmışlardır.
Yönetmen Antoine de Caunes, filmde sinema endüstrisine ve ödül törenlerine dair pek çok iğneleyici mizah unsuruna yer vermiştir.
Büyük bir film setinde yaşanan şiddetli bir kavga ve sonrasında birbirlerinin gururlarını incitecek yalanların söylenmesi, ikilinin on yıllarca sürecek bir küslüğe girmesine neden olmuştur.
Hayır, film özellikle Henri'nin takıntıları ve Alice'in keskin zekalı cevapları üzerinden ilerleyen, İngiliz mizahı ile Fransız ruhunu birleştiren eğlenceli anlara da sahip.
Film, klasik bir mutlu sondan ziyade, iki karakterin de birbirini nihayet affettiği ve dürüst olduğu, duygusal açıdan tatmin edici ve olgun bir vedayla sona eriyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...