
Kuzey Afrika ülkesi Wadiya'nın "sevgili" lideri Amiral General Aladeen ile tanışmaya hazır olun. The Dictator, baskıcı bir rejimin başındaki ismin, ülkesine demokrasinin uğramaması için verdiği trajikomik mücadeleyi konu alıyor. Sacha Baron Cohen’in kendine has mizah anlayışıyla şekillenen film, izleyiciyi hem kahkahalara boğuyor hem de küresel siyasetin absürt yanlarını cesurca eleştiriyor.
Aladeen, nükleer programı hakkında Birleşmiş Milletler’de konuşma yapmak üzere New York’a gider ancak burada büyük bir komployla karşılaşır. Kimliğini kaybeden ve sakalları kesilen General, kendini hiç alışık olmadığı bir dünyada, sıradan bir insan olarak bulur. The Dictator boyunca karakterin lüks sarayından çıkıp bir aktivistin işlettiği vegan dükkanında çalışmaya başlaması, hikayeye bambaşka bir dinamik katıyor.
Sıradan komedilerden farklı olarak The Dictator, sadece bel altı şakalarla yetinmeyip batı dünyasının demokrasi anlayışına da sert göndermeler yapıyor. Filmin sonunda Aladeen’in yaptığı o meşhur konuşma, diktatörlük ile modern yönetimler arasındaki ince çizgiyi ironik bir dille sorguluyor. Aladeen’in hayata bakış açısı değiştikçe, The Dictator izleyiciye otorite ve özgürlük kavramlarını yeniden düşündürtüyor.
Ben Kingsley ve Anna Faris gibi güçlü isimlerin eşlik ettiği bu yapım, her sahnesinde beklenmedik bir şok dalgası yaratıyor. Aladeen’in kendine has kuralları, uydurma kelimeleri ve tuhaf alışkanlıkları sayesinde The Dictator, vizyona girdiği günden bu yana unutulmaz komedi klasikleri arasındaki yerini koruyor. Eğer tabuları yıkan ve sınırları zorlayan bir mizah arıyorsanız, bu film tam size göre.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...