
1943 yılında, Atlantik Okyanusu’nun derinliklerinde devriye gezen Amerikan denizaltısı USS Tiger Shark, batmış bir İngiliz hastane gemisinden sağ kurtulan üç kişiyi (biri hemşiredir) kurtarır. Ancak bu kurtarma operasyonundan kısa bir süre sonra denizaltında açıklanamayan, tekinsiz olaylar baş gösterir.
Mürettebat bir yandan Alman muhriplerinden kaçıp sessiz kalmaya çalışırken, diğer yandan denizaltının dar koridorlarında yankılanan tuhaf sesler ve hayaletimsi görüntülerle mücadele eder. Denizaltının eski kaptanının gizemli ölümüyle ilgili sırlar yavaş yavaş su yüzüne çıkarken, içerideki gerilim dışarıdaki düşman saldırısından çok daha ölümcül bir hal alır.
Bruce Greenwood (Teğmen Brice): Kaptanın ölümünden sonra komutayı devralan, otoriter ama içten içe bir şeyler sakladığı belli olan gizemli subay.
Olivia Williams (Claire): Kurtarılan hemşire. Denizaltındaki dengeleri değiştiren ve olan biteni mantıklı bir gözle sorgulayan tek kişi.
Matthew Davis (Douglas Odell): Genç ve idealist subay.
Jason Flemyng ve Dexter Fletcher: Denizaltının gergin ve her an patlamaya hazır mürettebatı olarak atmosfere büyük katkı sağlıyorlar.
Klostrofobinin Zirvesi: Denizaltı filmleri zaten dar alan korkusunu tetikler; ancak Diptekiler, bu dar alanı bir de "hayaletli ev" temasıyla birleştirerek gerilimi ikiye katlıyor.
Psikolojik Derinlik: Film sadece "canavar" veya "hayalet" üzerinden ilerlemiyor; suçluluk duygusu, yalanlar ve savaşın ahlaki gri bölgeleri üzerine çok sağlam bir alt metin sunuyor.
Ses Tasarımı: Bir denizaltıda ses her şeydir. Metalin gıcırtısı, sonar bip sesleri ve kaynağı belirsiz fısıltılar, izleyiciyi atmosferin içine hapsediyor.
Darren Aronofsky Dokunuşu: Senaryodaki gizem unsurları ve karakterlerin psikolojik çöküşleri, Aronofsky’nin imzasını taşıyan o huzursuz edici havayı hissettiriyor.
Gizlenen Sırlar: Geçmişte yapılan bir hatanın, ne kadar derine gömülürse gömülsün elbet bir gün gün yüzüne çıkacağı.
Paranoia: Kapalı bir mekanda, kime güveneceğini bilememenin yarattığı toplu delilik hali.
Adalet: Doğaüstü olayların, aslında bir tür ilahi adalet arayışı olarak tezahür etmesi.
Diptekiler, vizyona girdiği dönemde çok büyük reklamı yapılmadığı için hak ettiği ilgiyi görememiş "saklı kalmış" filmlerden biridir. Ancak zamanla, hem savaş filmi meraklıları hem de saf korku-gerilim sevenler arasında bir kült haline gelmiştir. Eğer Das Boot’un gerginliğini The Shining’in tekinsizliğiyle birleştiren bir film arıyorsanız, bu tam size göre.
Toplam 1 adet

Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...