
Suç, Dram

Ponyboy Curtis

Dallas Winston

Johnny Cade

Darrel Curtis

Sodapop Curtis

Two-Bit Matthews

Steve Randle

Tim Shepard

Cherry Valance

Bob Sheldon
1960'ların başında Oklahoma'da geçen hikâye, toplumun kıyısında yaşayan "Greasers" ile zengin ve ayrıcalıklı "Socs" grupları arasındaki bitmek bilmeyen rekabeti konu alır. Greasers üyesi olan Ponyboy ve en yakın arkadaşı Johnny, bir gece parkta Socs üyeleriyle yaşadıkları sert bir çatışma sırasında kontrolden çıkan olaylar neticesinde kaçmak zorunda kalırlar. Bir kiliseye sığınan gençler, sadece polisten değil, kendi geçmişlerinden ve kaderlerinden de kaçmaya çalışırlar.
Hikâye, şiddetin gölgesinde büyümek zorunda kalan çocukların, masumiyetlerini koruma çabasını ve aile kavramını biyolojik bağların ötesinde, seçilmiş bir dostlukta nasıl bulduklarını anlatır. Ponyboy’un edebi tutkuları ve gün batımına olan hayranlığı, sokağın sert gerçekliğiyle çarpışırken; film, izleyiciyi şiddetin kazananı olmayan beyhude bir döngü olduğu gerçeğiyle yüzleştirir. Sınıfsal nefretin bireysel trajedilere dönüştüğü bu gençlik filmi, izleyiciyi derin bir melankoliye sürükler.
C. Thomas Howell (Ponyboy Curtis): Filmin duygusal merkezinde yer alan Howell, hassas ve gözlemci genç karakterini büyük bir başarıyla canlandırıyor. Onun dünyayı anlama çabası, hikâyenin edebi yönünü güçlendiriyor.
Matt Dillon (Dallas Winston): Grubun en sert ve asi üyesi "Dally" rolünde Dillon, dışarıdan yıkılmaz görünen ama içi fırtınalarla dolu bir karakterin portresini çiziyor. Performansı, sokak kültürünün getirdiği yıpranmışlığı mükemmel yansıtıyor.
Ralph Macchio (Johnny Cade): Grubun "evladı" gibi görülen Johnny karakterinde Macchio, yaşadığı travmaları ve masumiyetini kaybetme korkusunu izleyiciye en saf haliyle geçirmeyi başarıyor.
Yardımcı Kadro: Film, Tom Cruise, Patrick Swayze, Rob Lowe, Diane Lane ve Emilio Estevez gibi isimlerle adeta bir "yıldızlar geçidi" niteliğindedir. Bu oyuncuların her biri, bugün dünya sinemasında devleşmeden önceki en ham ve tutkulu performanslarını sergiliyorlar.
Francis Ford Coppola, S.E. Hinton’ın kült romanını sinemaya uyarlarken alışılmışın dışında bir yol izlemiştir. Film, bir yandan klasik Hollywood destanlarını andıran görkemli bir görsel dile sahipken, diğer yandan bağımsız sinemanın samimiyetini taşır. Renk paleti ve ışık kullanımı, hikâyenin geçtiği dönemin nostaljik havasını verirken, karakterlerin yaşadığı acılar zamansız bir etki yaratır. Filmin temposu, gençlerin dünyasındaki ani parlamaları ve ardından gelen uzun sessizlikleri çok iyi dengeler.
Sınıf ayrımının bireyler üzerindeki psikolojik etkilerini merak edenler ve dram filmleri tutkunları için bu yapım bir başyapıttır. Ergenlik döneminin o sancılı, isyankar ve bir o kadar da kırılgan ruh halini yeniden hatırlamak isteyen herkes bu filmi izlemeli. Ayrıca bugün efsaneleşmiş olan Hollywood aktörlerinin kariyerlerinin başlangıç noktalarını görmek isteyen sinemaseverler için eşsiz bir arşiv belgesi niteliğindedir.
Bu film sadece bir çete savaşı hikâyesi değil, "altın kalmanın" ne demek olduğuna dair felsefi bir sorgulamadır. Karakterlerin birbirlerine duyduğu sarsılmaz sadakat ve sistemin dışına itilmiş olmanın verdiği ortak keder, filmi sıradan bir gençlik dramından ayırıp evrensel bir seviyeye taşır. Coppola’nın edebi derinliğe verdiği önem, filmin her karesinde hissedilir ve izleyiciyi bitiş jeneriğinden sonra uzun süre düşünmeye sevk eder.
Sınıf Çatışması: Zengin Socs ve yoksul Greasers arasındaki aşılmaz duvarlar.
Masumiyetin Kaybı: Şiddet dolu bir dünyada çocukluktan yetişkinliğe zorunlu geçiş.
Sadakat ve Kardeşlik: Biyolojik ailelerinden kopan gençlerin birbirlerine tutunma çabası.
Yalnızlık: Toplum tarafından "dışlanmış" (outsider) hissetmenin getirdiği yabancılaşma.
Gençlik isyanı ve sokak kültürüne dair bir başka etkileyici yapım arıyorsanız, yine S.E. Hinton uyarlaması olan ve Matt Dillon’ın başrolde olduğu Rumble Fish filmini mutlaka izlemelisiniz. Ayrıca benzer bir nostaljik dokuya ve büyüme hikâyesine sahip olan Stand by Me (Benimle Kal), bu türün en sevilen örneklerinden biri olarak iyi bir alternatif olacaktır.
Film, bir kütüphanecinin ve öğrencilerinin Francis Ford Coppola’ya mektup yazarak bu kitabı filme çekmesini istemesi üzerine hayata geçirilmiştir.
Oyuncular arasındaki bağı güçlendirmek için Coppola, Greasers ve Socs grubunu canlandıran oyuncuları çekimler boyunca farklı otellerde konaklatmış ve Greasers ekibine daha az imkan tanımıştır.
Yıllar sonra yayınlanan "The Complete Novel" versiyonu, kitaba daha sadık kalan ek sahnelerle filmin derinliğini artırmıştır.
Bu ifade, Robert Frost'un bir şiirine atıfta bulunur. Hayatın getirdiği tüm zorluklara ve kirlenmişliğe rağmen, kişinin içindeki masumiyeti ve iyiliği koruması gerektiğini simgeler.
Coppola, filmi 1950'lerin büyük stüdyo prodüksiyonları tarzında, "Gone with the Wind" (Rüzgar Gibi Geçti) gibi görkemli ve epik bir tonda çekmek istediği için doygun renkleri tercih etmiştir.
Cruise, canlandırdığı Steve Randle karakterinin daha gerçekçi ve hırpalanmış görünmesi için dişindeki kaplamayı çekimler sırasında çıkartmıştır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...