
Muğla’nın sakin ve güneşli sahil kasabalarından birinde yaşayan Ali Usta, geleneksel yöntemlerle dondurma üreten, işine tutkuyla bağlı bir esnaftır. Ancak dev gıda şirketlerinin bölgeye girmesi ve agresif reklam kampanyaları, Ali Usta’nın ekmeğini tehdit etmeye başlar. Bu büyük rekabetle başa çıkabilmek için borç harç içinde sarı bir motosikleti dondurma arabasına dönüştürür ve kendi markasını, "Dondurmam Gaymak"ı tanıtmak için yollara düşer.
Ali Usta’nın dondurma arabasıyla çıktığı bu tanıtım turu, kasabanın yaramaz çocuklarının dondurma arabasını çalmasıyla bir felakete dönüşür. Arabasını çalanın büyük şirketler olduğunu düşünen Ali Usta, öfke ve çaresizlik içinde kasabayı birbirine katar. Kaybolan sadece bir dondurma arabası değil, Ali Usta'nın haysiyeti ve emeğidir. Bir yandan hırsızları ararken diğer yandan modernleşen dünyaya karşı ayakta kalmaya çalışan küçük esnafın bu samimi hikâyesi, izleyiciyi hem güldürür hem de derinden etkiler.
Filmin en büyük özelliği, başrol oyuncusu Turan Özdemir dışındaki kadronun neredeyse tamamının bölge halkından, yani amatör oyunculardan oluşmasıdır. Turan Özdemir, Ali Usta karakterinde sergilediği doğal ve içten performansıyla adeta devleşiyor; Ege ağzı ve mimikleriyle karakteri ete kemiğe büründürüyor.
Kasaba halkının kendi doğal halleriyle kamera karşısına geçmesi, filme eşsiz bir samimiyet ve editoryal bir doğallık katıyor. Çocuk oyuncuların haylazlıkları ve mahalle esnafının karşılıklı atışmaları, senaryonun ötesinde gerçek bir hayatın yansıması gibi hissettiriyor. Bu kolektif performans, yerel bir hikâyenin evrensel bir sıcaklığa ulaşmasını sağlayan en temel unsur olarak öne çıkıyor.
Yönetmen Yüksel Aksu, bu filmle Türk sinemasında "yerel gerçekçilik" adına çok önemli bir işe imza atıyor. Filmin temposu, Ege’nin yavaş ve huzurlu yaşamına uygun bir ritimde ilerlerken, yer yer absürtleşen komedi öğeleriyle zenginleşiyor. Anlatım dili oldukça sade, içten ve halkın içinden bir üsluba sahip. Görsel atmosfer, Muğla’nın doğal güzelliklerini ve sokak kültürünü başarıyla yansıtırken; film, kapitalizmin küçük üreticiyi nasıl yuttuğuna dair güçlü bir alt metin barındırıyor.
Ege kültürüne, sıcak insan ilişkilerine ve nostaljik mahalle hayatına özlem duyan herkes bu filmi kesinlikle izlemeli. Sadece gülmek değil, aynı zamanda hayatın gerçeklerine dair hüzünlü bir dram deneyimi yaşamak isteyenler için de biçilmiş kaftan. Bağımsız sinemanın samimiyetini seven ve büyük prodüksiyonların ötesinde "insan" odaklı bir macera arayan sinemaseverler, Ali Usta'nın dünyasında kendilerini bulacaklardır.
Dondurmam Gaymak, küresel dünyaya karşı yerel kalmaya çalışan bir adamın Don Kişotvari mücadelesini en saf haliyle sunuyor. Filmi benzerlerinden ayıran en büyük fark, yapaylıktan tamamen uzak durması ve profesyonel sinema diliyle amatör ruhu harika bir şekilde harmanlamasıdır. İzlerken hem kahkahalar atacağınız hem de dondurma arabasının arkasından Ali Usta ile birlikte ter dökeceğiniz bu samimi komedi, sinemamızın en özgün işlerinden biri.
Küreselleşme ve Küçük Esnaf: Dev markaların yerel kültürü ve emeği yok etme süreci.
Gelenek ve Modernite: Eski usul üretim ile yeni nesil tüketim alışkanlıkları arasındaki çatışma.
Masumiyet ve Çocukluk: Çocukların dünyasındaki haylazlığın, yetişkinlerin dünyasındaki ağır bedellere sebep olması.
Bu filmin sunduğu yerel sıcaklığı ve mizahı sevdiyseniz, yine bir Ege hikâyesi olan Entelköy Efeköy'e Karşı veya nostaljik dokusuyla Babam ve Oğlum filmlerine göz atabilirsiniz. Ayrıca, küçük insanın büyük mücadelesini anlatan İftarlık Gazoz da benzer bir atmosfer ve dram örgüsü sunmaktadır.
Film, 2007 yılında Türkiye’nin "Yabancı Dilde En İyi Film" dalında Oscar aday adayı olarak seçilmiştir. Çekimler boyunca Muğla halkı sete büyük destek vermiş ve filmdeki pek çok diyalog çekimler sırasında doğaçlama olarak gelişmiştir. Ayrıca film, vizyona girdiği dönemde büyük bir gişe başarısı elde ederek bağımsız sinemanın sesini geniş kitlelere duyurmuştur.
Evet, başrol oyuncusu Turan Özdemir dışındaki neredeyse tüm kadro, çekimlerin yapıldığı Muğla ve çevresinde yaşayan yerel halktan seçilmiştir.
Film, yönetmen Yüksel Aksu'nun kendi çocukluk anılarından ve Ege kasabalarında gözlemlediği gerçek dondurmacı figürlerinden esinlenerek kurgulanmıştır.
Hayır; film eğlenceli bir üsluba sahip olsa da, arka planda küçük bir esnafın yok oluşunu ve sisteme yenilişini anlatan hüzünlü bir dram barındırır.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...