
Film, adından da anlaşılacağı üzere toplumun dışladığı iki hayat kadınının merkezinde gelişen, ironi dolu bir "aşk ve yükseliş" hikayesini anlatıyor. Dönemin İspanya'sındaki katı ahlak kurallarını ve ikiyüzlü toplumsal yapıyı eleştiren film, bu iki kadının hayatta kalma mücadelelerini ve nihayetinde "saygınlık" kazanma çabalarını odağına alıyor.
Hikaye, alışılagelmiş romantik filmlerin aksine, aşkı saf bir duygu olarak değil, sınıfsal bir basamak ve hayatta kalma stratejisi olarak resmediyor. Karakterlerin meslekleri nedeniyle maruz kaldıkları aşağılanmalar, filmin sonunda trajikomik bir düğünle taçlanırken; yönetmen aslında "kutsal evlilik" müessesesinin ve toplumun "namus" anlayışının ne kadar yüzeysel olabileceğine dair sert bir alt metin sunuyor.
Filmin kadrosu, 70'li yılların İspanyol sinemasında popüler olan ve karakter oyunculuğuyla tanınan isimlerden oluşmaktadır:
Isabel Pisano: Dönemin cesur sahneleriyle tanınan oyuncusu, filmde dramatik ve komik unsurları başarıyla dengeliyor.
Ágata Lys: İspanyol "destape" (açılma) sinemasının ikonik isimlerinden biri olarak, filme hem görsel bir çekicilik hem de karakter derinliği katıyor.
Luis Ciges: İspanyol sinemasının en nev-i şahsına münhasır oyuncularından biri, filmdeki absürt mizahın lokomotifi görevini üstleniyor.
Dos putas oyuncuları, marjinal karakterleri karikatürize etmek yerine, onlara insani zaaflar ve güçlü arzular yükleyerek izleyicinin empati kurmasını sağlıyorlar.
Yönetmen Justo Vasco, bu yapımda 1970'lerin Avrupa sinemasında yaygın olan "sosyal içerikli erotizm" türünü kullanıyor. Film, bir yandan cüretkar sahneleriyle seyirciyi cezbederken, diğer yandan İspanya'nın Franco sonrası dönemindeki sancılı modernleşme sürecine ve sınıfsal çelişkilerine ayna tutuyor. Görsel dili oldukça sade, ancak diyaloglardaki keskin mizah ve durum komedisi filmi ayakta tutan temel unsurlar.
70'li yılların Avrupa bağımsız sinemasına ve İspanyol "Destape" dönemine ilgi duyanlar için bu film ilginç bir örnek. Eğer toplumsal kurallarla dalga geçen, marjinal hayatlara içeriden bakan ve "mutlu son" kavramını ironik bir şekilde ele alan kara komedi türünü seviyorsanız, bu yapım ilginizi çekebilir.
Bu film, aşkın ve evliliğin sadece duygusal değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal birer "aklaşma" aracı olarak nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Başlığındaki provokatif dil (İki fahişe veya düğünle biten bir aşk hikayesi), izleyiciyi ters köşe yaparak aslında çok daha derin bir sistem eleştirisiyle baş başa bırakıyor. İspanyol sinemasının sansürden yeni kurtulduğu o özgürlükçü ama kaotik ruhunu hissetmek için izlenebilir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...