
Mısra ve Defne, Türkiye’nin senkronize yüzme dalındaki en başarılı sporcularından ikisidir. Çocukluklarından beri suyun altında ve üstünde kusursuz bir uyum yakalayan bu iki genç kadın, tek bir hedef etrafında birleşmişlerdir: Olimpiyatlar. Ancak bu yolculuk, sadece havuzdaki teknik çalışmalarla sınırlı değildir. Antrenman yapacak havuz bulmakta zorlanan, kısıtlı imkânlarla dünya devlerine kafa tutmaya çalışan ikili, bir yandan da spor federasyonlarının bürokratik engelleri ve toplumsal beklentilerle mücadele eder.
Belgesel, 2016 ve 2021 yılları arasındaki süreci mercek altına alarak; bir sporcunun hayallerinin peşinden giderken ne kadar yalnız kalabileceğini ve aynı zamanda kurulan bir dostluğun nasıl en büyük güç kaynağına dönüştüğünü gösteriyor. Düet, sadece madalya odaklı bir başarı öyküsü değil; bir vazgeçmeme, büyüme ve dayanışma manifestosudur.
Belgeselin merkezinde, kendilerini samimiyetle kameraya açan Mısra Ünser ve Defne Bakırcı yer alıyor. İkilinin arasındaki bağ, sporun ötesinde, birbirinin cümlesini tamamlayan, acısını ve sevincini ortaklaşan bir kardeşlik seviyesinde. Onların antrenmanlardaki disiplini ile havuz dışındaki genç kızlık heyecanları arasındaki denge, filmin insani yönünü çok güçlü kılıyor.
Yönetmenler Ekin İlkbağ ve İdil Akkuş, aynı zamanda Mısra ve Defne’nin yakın arkadaşları oldukları için; sporcuların en savunmasız, en kırılgan ve en öfkeli anlarını büyük bir doğallıkla kaydetmeyi başarmışlar. Bu yakınlık, belgeselin didaktik bir dilden uzaklaşıp, içeriden bir anlatıya dönüşmesini sağlıyor.
Düet, Türk sinemasında nadir rastlanan türde, son derece içten ve görsel olarak estetik bir spor belgeseli. Su altı çekimlerinin zarafeti ile bürokrasinin gri koridorları arasındaki tezat, filmin editoryal gücünü pekiştiriyor. Film, 2022 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde "Jüri Özel Ödülü" kazanarak başarısını taçlandırmıştır. Yönetmenler, hikâyeyi sadece "başarı mı, başarısızlık mı?" ikilemine sıkıştırmıyor; aksine sürecin kendisine, dökülen tere ve kırılan kalplere odaklanarak izleyiciyle derin bir bağ kuruyor.
Sporun sadece fiziksel bir aktivite değil, bir karakter inşası olduğuna inanan herkes bu belgeseli izlemeli. Özellikle kadın sporcuların yaşadığı görünmez engelleri merak edenler ve bir dostluğun profesyonel hayatı nasıl ayakta tuttuğunu görmek isteyenler için Düet harika bir seçenek. Bağımsız belgesel film örneklerine ilgi duyan ve samimi bir büyüme hikâyesi arayan sinefiller için de yılın en duru yapımlarından biri.
Bu belgeseli izlemek için en büyük neden, "başarı" tanımının sadece bir kupa veya madalyadan ibaret olmadığını anlamaktır. Mısra ve Defne’nin hikâyesi, düştüğünde kalkmanın, sistem seni görmezden gelse bile var olmaya devam etmenin ne demek olduğunu anlatıyor. Suyun altındaki o sessiz dünyada verilen mücadelenin, suyun üstündeki gürültülü dünyadan çok daha dürüst olduğunu görmek insana umut veriyor.
Kadın Dayanışması: İki genç kadının birbirlerine yaslanarak imkânsızı zorlaması.
Sistematik Zorluklar: Türkiye’de amatör branşlarda sporcu olmanın getirdiği maddi ve manevi yükler.
Büyümek ve Vazgeçmek: Hayallerin gerçeklerle çarpıştığı noktada alınan zorlu kararlar.
Adanmışlık: Gençliğini bir hedefe adamanın getirdiği bedeller ve kazanımlar.
Eğer sporcuların iç dünyasına ve sistemle olan mücadelesine odaklanan yapımları seviyorsanız, Icarus veya Türk spor tarihine farklı bir yerden bakan İyi Ki Yapmışım gibi belgeseller ilginizi çekebilir. Kadın sporcuların direnişini işleyen Maiden da bu filmle benzer bir tona sahiptir. Eğer gerçek yaşam öykülerini konu alan yerli filmler ve belgeseller listenizdeyse, Düet mutlaka orada olmalı.
Belgeselin çekimleri yaklaşık 5 yıla yayılan geniş bir süreci kapsamaktadır.
Film, sadece spor odaklı değil, aynı zamanda yönetmenlerin de içinde bulunduğu bir jenerasyonun Türkiye'deki gelecek kaygılarını alt metinde işlemektedir.
Olimpiyat elemeleri süreci, izleyiciyi bir maç heyecanı gibi ekran başına kilitleyen bir gerilime sahiptir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...