
Sıradan bir sabahın, tüm insanlığın kaderini belirleyecek devasa bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü hayal edin. World War Z, izleyiciyi trafiğin ortasında sıkışmış bir aile babasının gözünden, dünyanın saniyeler içinde nasıl bir kıyamet senaryosuna sürüklendiğine tanık ediyor. Film, alışılagelmiş ağır ilerleyen zombi figürlerini bir kenara iterek, adeta bir sel gibi akan, durdurulamaz ve hızlı enfekte grupların yarattığı dehşeti beyaz perdeye taşıyor.
Eski Birleşmiş Milletler müfettişi Gerry Lane, ailesini korumak için emekliliğini bir kenara bırakıp sahalara geri dönmek zorunda kalıyor. World War Z içerisinde Lane, virüsün kaynağını bulmak ve yayılmasını durduracak bir ipucu yakalamak için kıtalararası tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Güney Kore’den İsrail’e, Galler’in dar koridorlarına kadar uzanan bu yolculukta, her saniye insan neslinin tükenmesine bir adım daha yaklaşıyoruz.
Görsel efektlerin gücüyle desteklenen devasa kalabalık sahneleri, World War Z filmini türdeşlerinden ayıran en büyük özelliklerden biri. Sadece bir korku filmi değil, aynı zamanda yüksek tempolu bir politik gerilim ve aksiyon mozaiği olan yapım, izleyiciyi bir an bile yerinde oturtmuyor. World War Z, kaosun ortasında bile insan zekasının ve gözlem yeteneğinin ne kadar hayati olduğunu etkileyici bir dille anlatıyor.
Salgının başlangıcından itibaren yaşanan panik, orduların çöküşü ve devletlerin aldığı sert önlemler, filmin atmosferini son derece gerçekçi kılıyor. World War Z, sadece hayatta kalmaya çalışan bir adamın hikayesi değil, tüm dünyanın ortak bir düşmana karşı verdiği topyekûn bir savaşın öyküsü. Bu amansız mücadele, "İnsanlık, görünmez bir düşmana karşı ne kadar ileri gidebilir?" sorusunu sordurtuyor.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...