

Kuzey

Şafak

Çiğdem
Sami

Yunus

Şükrü

Şuayip
Mücella

Handan

Mülteci Kadın
Mehmet Eroğlu’nun aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan hikâye, hayatları farklı yerlerden kırılmış olan Şükran ve Meryem’in yollarının bir Ege kasabasında kesişmesini merkezine alıyor. Biri geçmişin hayaletlerinden kaçan, diğeri ise geleceğe dair umutlarını yitirmiş olan bu iki kadın, toplumun dayattığı kimliklerden sıyrılarak kendilerine ait bir dünya kurmaya çalışırlar. Bir pansiyonun sessiz odalarında başlayan bu dostluk, her ikisinin de bastırdığı acıları, hayal kırıklıklarını ve dile getiremedikleri arzuları gün yüzüne çıkarır.
Film, sadece iki kadının dostluğunu değil, aynı zamanda insanın kendi içindeki o karanlık dehlizlerle nasıl yüzleşmesi gerektiğini de işler. Geçmişin gölgesi, Ege’nin parıltılı deniziyle tezat oluştururken, karakterlerin birbirlerine tutunarak iyileşme çabaları editoryal bir derinlikle işlenir. Selim Güneş imzalı bu dram, sessizliğin ve bakışların kelimelerden daha fazlasını anlattığı, şiirsel bir yol hikâyesi sunuyor.
Filmin başrollerini paylaşan oyuncular, karakterlerinin içsel dünyalarındaki o kırılgan ama vakur duruşu başarıyla sergiliyorlar. Şükran karakterine hayat veren performans, bir kadının geçmişle hesaplaşırken yaşadığı sessiz çığlığı izleyiciye hissettiriyor. Meryem rolündeki oyuncu ise gençliğin getirdiği o çiğ acıyı ve isyanı, abartısız bir doğallıkla perdeye taşıyor.
Kadroda yer alan yardımcı oyuncular, kasaba hayatının o hem kucaklayan hem de dışlayan yapısını başarıyla yansıtıyorlar. Oyuncuların performanslarındaki minimalizm, filmin genel atmosferiyle kusursuz bir uyum yakalıyor. Bir festival filmi disipliniyle hazırlanan bu kadro, karakterlerin arasındaki duygusal tansiyonu her an canlı tutmayı başarıyor.
Yönetmen Selim Güneş, edebi bir eseri sinemaya uyarlarken hikâyenin ruhunu görsellikle beslemeyi başarmış. Film, Türkiye sinemasında sıkça gördüğümüz taşra anlatısını, kadın duyarlılığı ve varoluşsal sancılar üzerinden yeniden yorumluyor. Sinematografi, Ege’nin doğal ışığını ve mekanların ruhunu yansıtan dingin planlarla dolu. Anlatı dili oldukça ağır ve düşünsel bir tempoya sahip; bu da izleyiciye karakterlerle birlikte düşünme ve hissetme alanı bırakıyor. Düş Kırgınları, büyük sözler söylemek yerine, küçük anların ve suskunlukların gücüne güvenen bir yapım.
Edebiyat uyarlamalarından hoşlanan, kadınların iç dünyasına odaklanan hikâyeleri seven ve atmosferik filmleri tercih eden her sinemasever bu yapımı izlemeli. Eğer hayatın karmaşası içinde bir durup nefes almak ve "düş kırıklıklarıyla" nasıl başa çıkılabileceğine dair estetik bir arayışa tanık olmak istiyorsanız, bu sanat filmi size hitap edecektir.
Bu film, yitirilen hayallerin ardından tutulan yasın da bir onuru olduğunu gösterdiği için izlenmeli. Mehmet Eroğlu’nun güçlü kaleminin sinematografik bir dille buluşması, izleyiciye edebi tadı olan bir seyir keyfi vaat ediyor. İnsanın kendisine dürüst olmasının ne kadar zor ama ne kadar özgürleştirici olduğunu anlatan yapım, sinematografik başarısıyla da yerli sinema içinde özel bir yere sahip.
Geçmişle Yüzleşme: Eski yaraların bugünkü kimlik üzerindeki etkisi ve onları kabullenme süreci.
Kadın Dayanışması: İki yabancı kadının ortak acılar üzerinden kurduğu sarsılmaz bağ.
Şifa ve Arınma: Doğanın ve yalnızlığın, ruhsal bir tedavi yöntemi olarak kullanımı.
Edebi Melankoli: Hayatın hüzünlü yanlarının şiirsel bir dille tasvir edilmesi.
Bu filmin durgun ve hüzünlü atmosferini sevdiyseniz, yine edebi derinliğiyle ön plana çıkan Kıskanmak veya kadın dostluğunu taşra fonunda işleyen İşe Yarar Bir Şey gibi başarılı festival filmleri ilginizi çekebilir. Ayrıca Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki o karakteristik sessizlikleri seviyorsanız, bu yapım da size benzer bir duygu dünyası sunacaktır.
Film, Türk edebiyatının usta kalemlerinden Mehmet Eroğlu’nun aynı isimli romanından senaryolaştırılmıştır.
Yönetmen Selim Güneş, daha önce de edebiyat uyarlamalarıyla (Kar Beyaz gibi) dikkat çekmiş, sinema ve edebiyat arasındaki bağı güçlü kılan bir isimdir.
Çekimler, hikâyenin ruhuna uygun olarak Ege’nin karakteristik mekanlarında, doğal dokuya zarar verilmeden gerçekleştirilmiştir.
Evet, film Mehmet Eroğlu’nun 2005 yılında yayımlanan ve geniş kitlelerce sevilen "Düş Kırgınları" romanından sinemaya uyarlanmıştır.
Filmin temel çatışması, karakterlerin kendi geçmişlerindeki sırlar ve hayal kırıklıklarıyla, mevcut yaşamlarındaki çıkmazlar arasında verdikleri içsel savaştır.
Film, Ege’nin huzurlu atmosferini ve hikâyenin melankolisini yansıtmak amacıyla İzmir’in sakin ilçelerinde ve kıyı kasabalarında çekilmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...