
Belgesel
96 yaşındaki Edith Hill ve 95 yaşındaki Eddie Harrison, hayatlarının son demlerinde birbirlerine aşık olup evlenmiş iki ruh eşidir. Günlerini el ele tutuşarak, dans ederek ve birbirlerine sevgiyle bakarak geçiren bu çift, yaşlılığın getirdiği zorluklara rağmen hayata sıkı sıkıya tutunmaktadır. Ancak bu masalsı birliktelik, Edith’in kızları arasında çıkan bir vasi davasıyla gölgelenir. Edith’in bakımı ve mülkleri üzerindeki kontrol savaşı, mahkeme tarafından atanan bir vasinin sert kararlarıyla trajik bir boyuta taşınır.
Devlet tarafından atanan vasi, Edith’i zorla Florida’ya götürme kararı aldığında, Eddie ile olan evi ve huzurlu yaşamı bir anda paramparça olur. Biyografi ve dram unsurlarını en saf haliyle barındıran bu kısa belgesel, "yaşlı hakları" ve "kişisel özgürlük" kavramlarını sarsıcı bir şekilde sorguluyor. Bir sistemin, koruma adı altında iki insanı birbirinden nasıl koparabildiğini izlemek, adaletin vicdan ile olan bağını koparttığı anlara tanıklık etmemize neden oluyor.
Yönetmen Laura Checkoway, çiftin arasındaki o naif aşkı tüm doğallığıyla kaydederken, arka planda işleyen soğuk ve bürokratik çarkların yıkıcılığını sessizce hissettiriyor. Edith+Eddie, sadece bir yaşlılık hikâyesi değil, aynı zamanda mülkiyet hırsının ve sistem boşluklarının insan onurunu nasıl hiçe sayabildiğinin belgesidir.
Bu belgeselin merkezinde, kendilerini tüm samimiyetleriyle kameraya açan Edith Hill ve Eddie Harrison yer alıyor. Edith’in neşeli tavırları ve Eddie’nin ona olan korumacı sevgisi, belgeselin duygusal motorunu oluşturuyor. Onların sahneleri, izleyiciye aşkın yaşı olmadığını kanıtlayan büyüleyici anlar sunuyor.
Hikâyenin diğer tarafında ise Edith’in kızları ve mahkeme tarafından atanan vasi yer alıyor. Bu karakterler, aile içi dinamiklerin ve yasal prosedürlerin bir hayatı nasıl çıkmaza sokabileceğini temsil ediyor. Özellikle Edith’in yanında kalmasını isteyen kızı Rebecca’nın çaresizliği, izleyicinin sistem karşısındaki öfkesini ve üzüntüsünü derinleştiriyor.
Edith+Eddie, kısa süresine rağmen izleyici üzerinde devasa bir duygusal etki bırakan nadir yapımlardan biridir. Film, sinematografik olarak oldukça sade ve samimi bir dile sahip; bu da çiftin yaşadığı trajedinin etkisini artırıyor. 2018 yılında En İyi Kısa Belgesel dalında Oscar adaylığı kazanan yapım, Amerikan hukuk sistemindeki "vasi zulmü" (guardianship abuse) konusunu dünya gündemine taşımayı başardı.
Filmin temposu, çiftin huzurlu günlerinden başlayıp kaotik bir ayrılığa doğru hızlanarak izleyiciyi nefessiz bırakıyor. Laura Checkoway, büyük puntolu sloganlar atmak yerine, sadece Edith ve Eddie’nin gözlerindeki korkuyu ve sevgiyi göstererek en güçlü eleştirisini yapıyor. Bu film, bir platform filmi olarak kısa sürede izleyicinin vicdanına dokunan, sarsıcı bir seyirlik sunuyor.
İnsan hakları, yaşlılık hukuku ve gerçek hayat dramlarına ilgi duyan herkes bu belgeseli izlemelidir. Özellikle aile bağlarının hukukla çatıştığı hikâyeleri sevenler ve aşkın her yaşta mümkün olduğuna dair bir kanıt arayanlar için bu film bir başyapıttır. Eğer bir filmden sadece eğlence değil, toplumsal bir farkındalık ve duygusal bir derinlik bekliyorsanız Edith+Eddie listenizde ilk sırada yer almalı.
Bu belgesel, "yaşlılık" döneminin sadece fiziksel bir gerileme değil, aynı zamanda yasal olarak ne kadar savunmasız bir süreç olabileceğini anlamak için izlenmeli. Edith ve Eddie’nin birbirlerine olan saf bağlılığı, modern dünyanın hırsları karşısında ezilirken, izleyiciye yaşamın ve özgürlüğün gerçek değerini hatırlatıyor. Sistemlerin bazen insanları korumak yerine onlara en büyük zararı nasıl verebildiğini görmek, bireysel haklar konusunda ufuk açıcı bir deneyim olacaktır.
Aşkın Sınır Tanımazlığı: Doksanlı yaşlarda bile taze kalabilen bir tutku ve sadakat.
Yasal Vasi Zulmü: Devletin ve yasaların, bireyin mutluluğunu hiçe sayan müdahaleleri.
Aile İçi Çatışmalar: Miras ve mülkiyet meselelerinin evlatlık görevlerinin önüne geçmesi.
Kişisel Özerklik: Yaşlı bireylerin kendi kararlarını verme hakkının elinden alınması.
Sistematik yozlaşmayı ve yaşlılık temasını işleyen I Care a Lot filmi (kurmaca olsa da) benzer bir vasi meselesini ele alır. Eğer gerçek hayat hikâyelerindeki haksızlıklara odaklanan yapımları seviyorsanız, The Guardians belgeseli de bu konuyu daha geniş bir perspektifle işler. Ayrıca aşkın yaşsızlığını anlatan Amour (Aşk) filmi de benzer bir duygusal ağırlığa sahiptir.
Yapımcılığını ünlü isimler Cher ve James Gandolfini’nin ailesinin üstlendiği belgesel, geniş kitlelere ulaşmayı başarmıştır.
Film çekildikten sonra, Edith ve Eddie’nin davası yaşlı hakları savunucuları için sembol bir vaka haline gelmiştir.
Edith ve Eddie, evlendiklerinde sırasıyla 96 ve 95 yaşındaydılar, bu da onları o yılın en yaşlı yeni evlileri yapmıştır.
Belgeselde de görüldüğü gibi, mahkeme kararıyla Edith Hill evinden zorla alınarak Florida’ya götürülmüş ve eşi Eddie’den koparılmıştır. Bu ayrılık, her iki yaşlı için de büyük bir yıkım olmuştur.
Amerika'daki bazı eyaletlerde vasi sistemi, yaşlıların tüm mal varlıkları ve yaşam kararları üzerinde sınırsız güç sahibi olabiliyor. Bu durum, bazen aileleri devre dışı bırakan ve yaşlıları istismar eden bir yapıya dönüşebiliyor.
Belgesel, kamuoyunda büyük bir farkındalık yaratarak yaşlı hakları konusundaki yasaların yeniden gözden geçirilmesi ve denetlenmesi için sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirmiştir.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...