
Film, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Anadolu’nun bazı yörelerinde görülen "Eğreti Gelinlik" geleneğinin izlerini, günümüz dünyası ve geçmişin gölgeleri arasında gidip gelen bir kurguyla işler. Hikaye, annesinin geçmişiyle ve kendi kadınlığıyla hesaplaşan Ladik karakterinin etrafında döner. Ladik, sadece bir geleneğin kurbanı ya da taşıyıcısı değil; aynı zamanda modern dünyada ayakta kalmaya çalışan, arzuları ve travmaları olan bir kadındır.
Film, 1920'lerin sosyokültürel yapısını simgeler üzerinden hatırlatırken, odağını Ladik'in iç dünyasına ve kimlik arayışına çevirir. Kadınlık, annelik ve toplumsal baskı temaları üzerinden ilerleyen yapım, geçmişteki "eğretilik" kavramını günümüzün aşkları ve ilişkileriyle kıyaslayan editoryal bir dram sunar.
Filmin başrolünde, Ladik karakterine hayat veren Yeşim Salkım yer alıyor. Salkım, karakterin hüzünlü ve dik duruşu arasındaki dengeyi tecrübesiyle ekrana taşıyor. Ona eşlik eden kadroda genç ve dikkat çeken isimler mevcut:
Sevinç Meşe: Ladik’in kızı rolünde, nesiller arası çatışmayı ve değişen kadın kimliğini temsil ediyor.
Hakan Eren ve Özgür Kalafat: Hikayenin erkek dünyasındaki yansımalarını ve Ladik’in hayatındaki etkilerini canlandırıyorlar.
Tarık Günersel: Dönemin ruhunu ve otoriteyi temsil eden bir performans sergiliyor.
Yönetmenliğini Zaim Güvenç ve Deniz Güvenç'in üstlendiği film, ilk filme (Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı versiyona) göre daha karanlık ve şiirsel bir anlatımı tercih ediyor. Film, doğrusal bir zaman akışı yerine anılar, halüsinasyonlar ve gerçekler arasında geçiş yaparak izleyiciye parçalı bir bulmaca sunuyor. Bir bağımsız sinema örneği olarak, görsel estetiği ve sembolik anlatımı ön planda tutan film, popüler sinemanın kalıplarından uzaklaşmayı hedefliyor.
Anadolu’nun unutulmuş veya tartışmalı geleneklerini merak edenler, kadın psikolojisi üzerine kurulu derinlikli hikayelerden hoşlananlar ve sanat filmi estetiğine ilgi duyanlar bu yapımı izlemeli. Eğer hikayede net cevaplar yerine, karakterlerin duygusal gelgitlerini ve atmosferi hissetmeyi seviyorsanız, bu film size hitap edecektir.
Film, "eğretilik" kavramının sadece bir gelenekle sınırlı olmadığını, aslında hayatın pek çok noktasında insanların nasıl eğreti kaldığını sorgulatıyor. Yeşim Salkım’ın oyunculuğu ve filmin cesur sahneleri, konunun sadece tarihsel bir veri değil, yaşayan bir yara olduğunu hissettiriyor. Ayrıca, filmin kostüm ve mekan seçimleri izleyiciyi zamanın içinde tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor.
Kimlik ve Kadınlık: Toplumun biçtiği roller ile bireyin kendi arzuları arasındaki çatışma.
Kuşak Çatışması: Anne ve kızın üzerinden geçmişin günümüze mirası (veya yükü).
Geleneklerin Ağırlığı: Eski alışkanlıkların yeni hayatlar üzerindeki yıkıcı etkisi.
Cinsellik ve Özgürlük: Kadın bedeninin bir araç veya bir özne olarak konumlandırılması.
Bu filmin temalarını ve kadın merkezli anlatımını sevdiyseniz, ilk film olan 2005 yapımı Eğreti Gelin'i, kadın hikayeleriyle tanınan Tomris Giritlioğlu’nun Salkım Hanımın Taneleri filmini veya Ferzan Özpetek’in kültürel dokunuşlu dramalarını izleyebilirsiniz.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...